Kategori: Çift Terapisi

Evlilik İletişim

Mutlu Evlilikler Üzerine

“Mutlu bir evlilik var mıdır?” veya “Sonsuza kadar mutlu yaşadılar sözü gerçek midir?” gibi sorular sıkça sorulmaktadır. Hayatımızda tek bir duygunun olması ve iniş çıkışların olmaması bize hayatta olduğumuzu hissettirmez. Elbette her evlilikte bazı kötü günler de olacaktır. Burada asıl mesele evlilikte o kötü günlerin ne sıkılıkta ve hangi uzunlukta var olduğudur.

Sağlıklı bir evlilikte 3 ayak vardır. Bunlar :  sevgi ve şehvet, saygı ve nezaket, güven ve sadakattir. Bu üç ayağı sağlam tutacak şey ise pozitife odaklanabilmek ve ilişki kurabilmektir. Şimdi 10 üzerinden bir puanlama yapacak olsanız kendi evliliğinizde bunların ne kadarının mevcut olduğunu düşünün.

Peki neden iyi başlayan bir ilişki, çekilmez bir hal alabiliyor? Burada aslında bireyler genellikle ya kendilerini evrenin merkezinde olarak görüyor ya da partnerlerini bu merkeze yerleştiriyorlar. Birbirlerini eşit birer ortak olarak çoğu zaman görmüyorlar. Merkeze ilişkiyi koymayabiliyorlar. Bunu sonucunda bireylerin geçmiş yaşantılarına dair çözülmemiş bütün sorunlar ilişkinin gündemi haline gelebiliyor ve bireyler bir başkasının yaratmış olduğu geçmiş yaşantıları veya travmaları bazen partnerlerinin çözmesini bekleyebiliyor bu da aslında imkansız bir şey. Tabi ki her birey bir ilişkinin içine doğar ve bu ilişkiden zaman zaman yara alarak büyür ancak ilişkiler olmadan iyileşmek de imkansızdır. Yani ilişkiler hem yara bandımız hem de yaramızdır.

Bir evlilikte en büyük iyileştirici empati yeteneğidir. Empati yapabilmek için kendi zihnimizi tamamen boşaltarak, hiçbir yargıda bulunmaksızın karşımızdakini dinlemeli, onu anlamaya çalışmalıyız. Bu aslında “olgun sevgi”nin de temelidir ve içinde dikkat, kabul, takdir, merhamet ve kişinin kendi olmakta özgür olmasını barındırır.

Temel olan şey eşlerin yaşamdan, evlilikten, gelecekten ne beklediklerini bilmeleri bunları gerçek ve somut beklentiler haline getirmeleridir. Beklentileri somut hale getirmek için bir örnek vermek gerekirse; “Bana zaman ayırmanı istiyorum.” demek yerine “Cumartesi akşamları seninle benim sevdiğim şu X restoranında yemek yemek istiyorum. ” cümlesi kullanılabilir. Yani beklentinin kiminle, nerede, ne zaman gerçekleşeceğinin somutlaştırılması o beklentiyi gerçekleştirecek kişiye bir yol gösterir. Burada “O düşünsün, ben söylemeyeyim.” kalıbı sıklıkla devreye giriyor. “Ben söyledikten sonra anlamı yok.” cümlesi sıkça tekrarlanıyor. Oysa asıl sizi dinleyen, sizi anlayan ve sizi önemseyen bir kişi isteklerinizi ciddiye alır. Siz belirttikten sonra eşinizin yaptığı şeyler sizi önemsediğini gösteren önemli ipuçlarıdır. Mutluluğun resmini çizmek yani onu somutlaştırmak gereklidir. Bu kolay değil ancak işe yarayan bir yöntemdir.

Bazen çiftin etkileşimi iki bireyin birlikte çözemeyeceği kadar bozulmuş olabilir. Evlilik danışmanlığı çift arasında yoğunlaşan sorunları çözmek için vardır. Danışmanlıkta temel amaç çatışmayı azaltmak, çiftlerin keşke ’si en az olan kararı vermelerine yardımcı olmaktır. Neyin iyi gitmediğinin anlaşıldığı, ne yapılırsa ve ortak hangi çaba gösterilirse işlerin yoluna girebileceğinin tartışıldığı, konuşulmayanın konuşulduğu bir süreçtir. Evlilik danışmanlığı, evliliği kurtarma değil doğru bir karar almayı temele alır.  Ciddi derecede hasar almadan destek almak, bazen bozulan ilişkiyi onarabilir hatta eskisinden daha sağlam bir hale getirebilir.

Aile Danışmanlığı Eğitimi

Aile ve Çiftlerle Danışma Süreci

Aile ve Çiftlerle Danışma Süreci

Aile danışmanlığı , aile içi iletişimi onarmayı ve çatışmaları çözümlemeyi amaçlayan bir süreçtir.  Bu süreç, aile içi anlaşmazlıkları, aile içi şiddetti, çocukların bir takım sorunlarını ele aldığı gibi,  aile içindeki bireylerin psikolojik sıkıntılarını çözümlemeyi, ailede olacak bir takım değişikliklere uyum sağlamayı ( örn ; boşanma , evlat edinme, taşınma, evlilik …vb. ) da kapsar. Ayrıca aile içi bireylerin maruz kaldıkları travmatik olgularla baş etmeleri gibi konularda da destek sunar. Bu terapi yaklaşımında amaç;  anlaşmazlıkların çözülmesi, iletişimin etkili bir hale gelmesi , bireylerin güçlenmesi ve sorunlarla tüm ailenin bir takım olarak baş etmesidir.

Aile danışmanlığının süresi ve görüşme sıklıkları ailenin var olan problemlerine ve dinamiklerine bağlı olarak yapılandırılmaktadır. Aile ile çalışmak konusunda bu hizmeti sunan kişinin aile danışmanlığına yönelik bir eğitim almış olması gerekir. Bazen uzman, farklı konularda da hizmet sunabilir ve aile bireyleriyle bireysel olarak da bu süreci destekleyici bir süreç başlatabilir.

Peki aile danışmanlığı sürecinin yararı nedir? Bu süreç bireylerin sorun odaklı yaklaşımdan çıkarak çözüm odaklı olaylara bakmalarına yardımcı olur. Aileye umut aşılar ve ailenin motivasyonunu yükseltir.  Daha önce konuşulmasından çekinilen konular üzerine aile üyelerinin kendilerini daha rahat ifade etmesine olanak sağlayabilir. Çözümü aramaya ve seçenekleri görmeye yardımcı olur. Üyelerin kırmakta zorlandıkları döngülerini fark edilmesini ve bu döngülerin kırılmasını sağlar.

Aile içinde önemli bir konu olan sorumluluklar üzerine de çalışılır.  Aile içinde sorumluluk duygusunun önemini kavramaya, sorumlulukları belirlemeye ve bu sorumlulukların nasıl yerine getirileceğine yönelik bir uzlaşmaya varılmaya çalışılır.  Özellikle evlilik öncesinde alınan danışmanlıklarda,  sorumlulukların ve beklentilerin üzerine konuşmak, evliliğe hazır olmak ile ilgili uygulamalar da yapılabilir.

Bir çift için yeni doğmuş bir bebek ya da daha büyük bir çocukla ebeveynlik rolüne geçmek zor bir deneyimdir. Çiftin ebeveynliğe geçişte hissettiği kaygı ve  baskı birçok şeyi beraberinde getirir. Zamanı iyi yönetememe, maddi sorunlar, ebeveyn olmakla ilgili kafa karışıklıkları gibi durumlar çiftin ilişkisini ve iletişimini etkiler. Bu aile danışmanlığı süreci, çiftlerin ilişkilerinde yeni yolları keşfederek ebeveynlik becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir.

Her birliktelikte, her ailede bir takım problemler yaşanmaktadır. Burada önemli olan noktalar ise bu problemlerin tekrarlanma sıklığı, çözüme yönelik adımların atılıp atılmadığı ve bu problemlerin kişilerin yaşam kalitesini ne kadar etkilediğidir. Sağlıklı bir aile ise bütün sıkıntılara rağmen geleceğe yönelik umutlu olan, ortak amaçları için çaba gösteren ve gelişen bir ailedir.

anne çocuk

Tek Ebevenyli Aile Olmak

Tek Ebevenyli Aile Olmak

Aile, anne, baba ve çocuk veya çocuklardan oluşan toplumun en temel kurumlarından biridir. Ancak bu kurum zaman içerisinde çeşitli nedenlerle ayrışmaya giderek sonucunda tek ebeveynli aileyi ortaya çıkardı. Günümüzde, oluşan ailelerin devamlılığı konusunda bir hayli güçlük yaşanmakta ve geçmişten bugüne tarihsel, sosyolojik, psikolojik değişimlerin etkisinde kalarak, artık Dünya genelinde her geçen yıl büyük bir artışla, aile kurumu dağılmaya gitmektedir. Bu dağılımın en büyük sebeplerinden biri boşanmayken, eşlerden birinin ölümü, eşlerden birinin uzun süreli yokluğu ve ebeveynin tercihleri de nedenlerin toplandığı genel başlıklar halinde sınıflandırılmıştır.

Boşanma, karı ve kocanın isteğiyle, aile kurumunun çeşitli nedenlerle devletin resmi kurumlarınca sonlandırılmasıdır. Ülkemizde boşanma sonucu çocuk veya çocukların velayeti, eğer 6 yaşından küçüklerse tercih çocuğa bırakılmaksızın anneye verilmektedir. Anne bu sürecin sonucunda her ne kadar baba hayatta olsa veya çocukların bakımına oldukça katkı sağlayabilse dahi tek ebeveynlik yolunda ilk adımını atmış olur. Eşlerden birinin kaybıyla başlayan tek ebeveynlikte boşanma sonucu başlayan ebeveynlik kadar travmatiktir. Anne veya baba, çocuk veya çocuklarının artık tek başına sorumluluk ve ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalmaktadır. Tüm bunların yanında kalan aile üyelerinde, normal sürece dönme zamanı, önce kişisel başa çıkma becerisine ve aile üyelerinin bağlarına bağlıdır. Ebeveynlerden birinin kaybıyla aile üyelerinde ölümün kabulü güç, derin bir yas söz konusu olmaktadır.  Eşlerden birinin çeşitli nedenlerle uzun süreli yok olması, kalan diğer ebeveynin  ve çocuklarının stresli ve kaygılı olmalarına neden olabilmektedir. Ebeveynin uzun süreli yokluğun nedeni de aile üyelerinin kaygı düzeylerine etki eder. Askerlik süreci nedeniyle evden ayrılmak durumunda kalan bir ebeveynin, ardında kalan aile üyelerinde, bu durum aylar öncesinden belli olduğu ve gerekli tedbirler alınabildiği için daha sağlıklı atlatılabilirken, ani bir savaşa gitme veya cezaevine konulması halinde, kalan aile üyeleri oldukça yüksek kaygı ve korku esareti altına girer. Bu durumda diğer ebeveyn, iki ebeveynin yerini doldurma çabasıyla çocuk veya çocuklarının ihtiyaçlarını gidermeye çalışır. Bu noktada tek başına sorumlulukları olan ebeveynin kendi sağlık ve ihtiyaçlarını ihmal etmemeyi gözden kaçırmaması gereklidir. Çocuk veya çocuklarının yaşam koşullarını iyi bir düzeyde tutmaya çalışan ebeveynler, bunun kendilerinin hem fiziksel hem de ruhsal iyilik hallerini korumaktan geçtiğini unutmamalıdırlar. Bir diğer tek ebeveynli aile olmak nedenlerinden biri de tercihler, yani kasten veya bilmeden evlilik dışı çocuğun meydana gelmesi veya evlat edinme olabilir. Ülkemizde bu nedenlerle, tercihen tek ebeveynli olan ailelere ılımlı yaklaşımda bulunulması güç olmakta ve bu da tek ebeveynli ailelerde kendilerinden başka sosyal destek kaynağı bulamamalarına yol açmaktadır. Bu yaşanan hem ebeveynin anne veya babalık rolüne hem de çocuk veya çocukların sağlıklı psikososyal gelişimine zarar verebilmektedir.

Tek ebeveynin baba olduğu durumlarda, babalar çocuk veya çocuklarının yeterli sevgi ve ilgiyle büyüyebildiklerinden endişe duyarlarken; Tek ebeveynli anneler, çocuklarının ekonomik geçimlerinden ve çoğalan rollerinin sonucu olarak, çocuklarına ayırabilecekleri zamanın yetersizliğinden endişe etmektedirler.

TEK EBEVEYNLİ AİLELERDE ANNE VEYA BABA NE YAPMALI?

Ülkemizde anne veya babalar, çocuklarının bakımından tek başına sorumluysa, ‘ Hem anne hem baba olmalısın’ telkinleriyle çocuklarına karşı bir rol karmaşası yaşamak zorunda kalabiliyor. Anne veya baba, olmayan ebeveynin boşluğunu doldurmaya çalışmamalı, çocuğunun, babasından ya da annesinden yoksun kalmasının yaşattığı duyguları anlayabilmeli, ilgi ve sevgisiyle bu ihtiyacını olabildiğince gidermeye çalışmalıdır. Ancak rollerde değişiklikler yapılarak, ebeveyn yeri doldurulmamalıdır. Anne veya baba, hem anne hem baba olmak için savaş vermemelidir. Bu çocuk veya çocuklar içinde oldukça karmaşa içeren bir durum oluşturur.

Ebeveyn boşandığı eşiyle ilgili olumsuz söylemlerde bulunmamalı, çocuk veya çocuklarını bir taraftar olmaları konusunda zorlamamalıdırlar. Anne veya babalar, bu durumu biraz daha genelleyip boşanma sürecinin, evden kendi tercihiyle uzakta bulunan bir diğer ebeveynin durumunun, ölen ebeveynin öldüğünün bir sır gibi çocuktan saklı tutulmasının çocuk için daha sağlıklı olduğunu düşünebiliyorlar. Çocuğunuz anne veya babasının hangi nedenlerle yanında olmadığını bilmelidir. Çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine göre uygun bir dil kullanılarak ve çocuğun güven ilişkisi kurduğu kişi veya kişiler tarafından bu durum veya durumlar kendisine açıklanmalıdır. Örneğin çocuk annesinin ölümünü, babasından duymalı, bir başkasından, kapı komşunuzun çocuğundan değil. Bu durumda babasına karşı olan güveninin zedelenme ihtimali olabilir. Çocukta, annesinin ölümünün getirdiği korku ve kaygıların dinginleşebilmesi, kalan ebeveynin desteğiyle sağlanabilir. Çocuklar ebeveynlerin birbirlerine olan öfke veya nefretlerinden sorumlu tutulmamalıdırlar. Çocuk veya çocuklarına karşı böyle bir duygu veya davranış yansıtması yaşayan ebeveynlerin uzman desteği alması gereklidir.

Tek ebeveynli aileler, toplumsal ve bireysel ön yargılardan kurtulmalı ve çevrenin  söylentilerinin  esareti altına girmemeye özen göstermelidirler.

Tek ebeveynli aile bireyleri, tek ebeveyn olmanın, çocuk veya çocukların tek ebeveynli ailede büyümesinin olumlu ve güçlü yanlarını bulmaya çalışmalı ve bunları aile üyeleri kendi aralarında birbirleriyle konuşmalıdırlar. Aile en büyük duygusal ve sosyal destektir.

Tek ebeveynli çocuk yetiştiren aileler, olabildiğine çocukla özel zaman geçirmeli, çocuk diğer ebeveynin yanına gideceği zamanlarda da diğer ebeveyn, çocukla sürekli iletişim halinde olmalıdır. Karı- kocalık ve anne- babalık ayrımını net çizgilerle ayırmakta fayda vardır. Karı, kocalık görevinden istifa edilebilir, boşanılabilir ancak anne ve babalık görevi ömür boyudur ve boşanma diye bir şey söz konusu değildir.

Evlilik İletişim

Eş Seçimi

Eş Seçimi Üzerine…

Evlilik; iki kişinin biyolojik, sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını gidermek, cinsel yaşamlarını sağlıklı olarak düzenlemek, yeni nesiller dünyaya getirerek genetik varlıklarını korumak amacı ile yasal olarak toplumda varolmasıdır. Evlilikte doğru eş seçimi ise; sağlıklı ve mutlu bir evliliğin temelini oluşturur. Evlilik ile birlikte kazanılan eş rolü ile birlikte kişilerin sosyal yaşantılarında, sorumluluklarında değişiklikler meydana gelir. Bunun için eş seçimi oldukça önemlidir.

Eş seçiminde sosyoekonomik farklılıklar, kişilerin eğitim düzeyleri, yaşları, aile yapılarındaki benzerlikler ve farklı yönler, toplumsal bakış açıları gibi birçok faktör göz önünde bulundurulmalıdır. Ortak yönlerin fazla olduğu evliliklerin başarılı olma olasılığının daha yüksek olduğu bilinmektedir. Ancak her yönden uyumlu ve olumlu ilişkiler içinde bir yaşam sürme beklentisi içinde olmak çok gerçekçi değildir.

Eş seçiminde;

İlk olarak kişi kendi özelliklerinin farkında olmalı, kendisini tanımalıdır.

Evlilikten beklentilerini gözden geçirmelidir.

İkinci adım olarak, karşısındaki kişinin özelliklerini iyi öğrenmeli, bahsettiğimiz faktörleri göz önünde bulundurarak birbirlerine uygunluklarını değerlendirmelidir.

Eş seçerken ayrıca kendinize şunları sorabilirsiniz;

Evlenmek için gerçekten hazır mısınız ?

Evlenmeyi düşündüğünüz kişi sizin beklentilerinizi karşılıyor mu?

Kişilik özellikleriniz birbirine uygun mu?

Sağlıklı bir aile ortamınız olacağına inanıyor musunuz?

Çiftler tüm bu faktörleri göz önünde bulundurarak değerlendirme yapmalıdır.  Bunun sonucunda oluşan gerçekçi beklentiler ile evlilik kararı alınmalıdır. Bu süreçte ortaya çıkabilecek sorunlara bir uzmandan destek alınmalıdır.

Bağımlılık Danışmanlığı Eğitimi

İlişki Bağımlılığı

İLİŞKİ BAĞIMLILIĞI, EŞ BAĞIMLILIĞI

Günümüz ilişkilerinde yaşanan sorunlardan birisi ilişki bağımlılığıdır. Bağımlılık; bağlılıktan farklı olarak alışkanlık, ilişkiden vazgeçememe durumudur. Kaybetme korkusu içerir. Kişi bağımlı olduğu kişiyi kaybetmemek adına mükemmel olmak, kişinin beklentilerini karşılamak ister.

Bağımlı ilişkilerde; kişilerin birbirlerine muhtaçlığı arttıkça sosyal hayattan kopmalar, aile ilişkilerinde zayıflamalar görülmektedir. Yine bu ilişkilerde madde ve alkol bağımlılığında olduğu gibi beklentilerin artmasına bağlı olarak bir yoksunluk durumu ortaya çıkmaktadır.

Bağlanma stillerine baktığımızda;

  1. Güvenli Bağlanma
  2. Kaçınmacı Bağlanma
  3. Kaygılı Bağlanma

Bağımlı bireylerde kaygılı bağlanma görülür. Bu kişiler, çocuklukta ebeveynleri tarafından tam ihtiyaçları karşılanamayan, tutarsız davranışlara maruz kalan bireylerdir. Bunun sonucunda kişilerde terk edilme korkusu, diğer insanlara karşı aşırı bağlılık, ilişkide partnerini aşırı yücelme ve ilişkide bağımlılık görülmektedir.

İlişki bağımlılığı için tanı ölçütlerine baktığımızda;

Arzulanan duygusal etkiyi elde etmek için davranışlarda belirgin olarak artış gösterme ihtiyacı

Davranış kesildiğinde (partner yoksunluğu) umutsuz, yalnız hissetme, kalp ağrısı, özlem gibi yoksunluğa benzeyen sübjektif dürtülerin varlığı

Niyet edilenden daha uzun zaman davranışı sürdürme

Davranışın kesilmesi ya da kontrol edilmesine yönelik sürekli istek, boşa giden caba

Davranışa başlama, sürdürme ve sonrasındaki etkilerinden kurtulmak için büyük zaman harcama

Davranıştan dolayı sosyal, mesleki ve serbest zaman etkinliklerinin bırakılması ya da azaltılması

Fiziksel ve psikolojik problemlere rağmen ısrarlı bir istek duyma ve davranışın devam ettirilmesi. (Örneğin; ilişkiden kaynaklanan depresyona da maddi kayıplara rağmen yeni bir ilişkinin pesine düşmek.)

Eş bağımlılığı ise, “aileden öğrenilen veya genetik olan, kişinin kendi gereksinimlerini ihmal etmesi ve başkalarına aşırı odaklanmasıyla sonuçlanan bir davranış” şeklinde tanımlanmaktadır.

Eş bağımlılıkta kişiler, alkol ve madde kötüye kullanımı olan kişilerle, kronik hastalığı, zihinsel rahatsızlığı, kişilik bozukluğu olan kişilerle kendilerini adadıkları bir ilişki yaşamaktadır.

Eş bağımlı kişilerin; kendi başına var olamayan, kendine yetemeyen, duygusal olarak hep başka insanlara bağlanan, kendi mutluluğunu başkalarını memnun etmekte bulan, kendini başkalarının değerlendirmesine göre algılayan, mutsuz olmasına rağmen  ilişkilerine devam eden , aşırı sorumluluk alan kişiler olduğu görülmektedir.

Eş bağımlılar hayatlarında bir şeylerin kayıp ya da eksik olduğu hissindedirler ve bu yüzden sürekli olarak o kaybın pesinden giderler. Kişinin aşağıdaki özelliklere sahip bir ailede büyümüş olması, eş bağımlı birey olmasına ve kendisinde, benliğinde eksiklik hissetmesine sebep olabilir.

Eş bağımlılığını tetikleyen ailelerin özellikleri:

  1. Destekleyici olmayan
  2. Korkutucu ve güvensiz
  3. Duygusal ve / veya fiziksel olarak ihmal edilmiş
  4. Manipülatör
  5. Suçlayan
  6. Aşırı sert veya küfürbaz
  7. Aşağılama
  8. Ailenin sorunlarının olduğunu inkâr etmek ve dışarıdan yardım reddetmek
  9. Ketum
  10. Yargılayıcı
  11. Dikkatsiz
  12. Çocuklar için gerçekçi olmayan beklentiler

Bağımlı kişilik bozuklukları tanı ölçütleri;

(1) Başkalarından bol miktarda öğüt ve destek almadıkça gündelik kararları vermekte güçlük çekme

(2) Yaşamının çoğu önemli alanında sorumluluk almak için başkalarına gereksinme

(3) Desteğini yitireceği ya da kabul görmeyeceği korkusuyla başkalarıyla aynı görüşü paylaşmadığını söylemekte zorluk çekme.

(4) Tasarıları başlatma ya da kendi başına iş yapma zorluğu vardır (böyle bir isteğinin ya da yapacak gücünün olmamasından çok doğru yapıp yapmadığına ya da yeteneklerine ilişkin kendine güveninin yokluğundan ötürü)

(5) Başkalarının bakım ve desteğini sağlamak için hoş olmayan şeyleri yapmayı isteyecek kadar aşırıya gitme

(6) Kendisine bakamayacağına ilişkin aşırı korku nedeniyle tek başına kaldığında kendisini rahatsız ya da çaresiz hissetme

(7) Yakın bir ilişkisi sonlandığında bir bakım ve destek kaynağı olarak derhal başka bir ilişki arayışı içine girme

(8) Kendi kendine bakma durumunda bırakılacağı korkuları üzerine gerçekçi olmayan bir biçimde kafa yormadır.

Bağımlı kişilikler, çocukluk dönemine dayandığı için, tedavi genellikle çocukluk döneminde yaşantılanan duygulara ve aile dinamiklerini yeniden yapılandırma üzerine odaklanmaktadır. Bu davranışların değişimi için bir uzman desteği alınması gerekmektedir.

cinsel terapi seks terapisi

Cinsel Terapi Süreci ve Cinsel Sorunlar

CİNSEL TERAPİ SÜRECİ VE CİNSEL TERAPİNİN YAPILANDIRILMASI

Cinsel terapide kullanılabilecek bilişsel ve davranışçı tekniklerin yanı sıra tedavi planı oluştururken cinsel sorunu hazırlayan, ortaya çıkaran ve sürmesine neden olan faktörlerin de bilinmesi gerekmektedir.

İlk olarak değerlendirme görüşmeleri yapılır.  Sorunun ne olduğu ve terapinin amacını belirlemek, sorunu hazırlayan, ortaya çıkaran ve sürdüren faktörleri anlamak için bilgi toplamak, sorunu formüle ederek uygulanacak tedavi planını oluşturmak, uygulanacak tedavi hakkında hastaya/çifte bilgi vermek ve terapi sürecini başlatmak amaçlanır.

Gerçek bir işlev bozukluğu mu yoksa bilgi eksikliğinden kaynaklanan bir durum mu olduğunu belirlemek anahtar bir noktadır. Danışanın veya çiftin kültürel, dini ve sosyal faktörlerden nasıl etkilendiği çok önemlidir. Bu sayede beklenti, inanç ve tutumlar belirlenir.

Değerlendirilme sırasında cinsel işlev bozukluğunun derecesi, bu bozukluğun duruma bağlı olarak mı ortaya çıktığı yoksa süreklilik mi gösterdiği incelenir.  Cinsel işlev bozukluğu birincil midir, yoksa bir başka psikiyatrik bozukluk veya evlilik sorunları nedeniyle ikincil olarak mı ortaya çıkmıştır sorusu ele alınır. Sorunun ortaya çıkmasında biyolojik ve psikolojik faktörlerin rolü incelenir.

Sorunun belirlenmesinden sonra danışanların terapiden ne bekledikleri sorgulanmalıdır. Bazı durumda danışanlar terapiden gerçekçi olmayan sonuçlar beklemektedirler.

Sorunu hazırlayan, ortaya çıkaran ve sürdüren faktörleri saptamak amacıyla, danışanların cinsel yaşantı sırasında ortaya çıkan spesifik davranışları, sorunun öncesinde ve sonrasında neler düşündükleri ve hissettikleri, sorun ile ilgili olarak daha önce başvurulan çözüm yolları, sorunun nedenleri ile ilgili yorumları ve tavırları incelenir.

Terapide cinsel gelişim ve yaşantılarla ilgili bilgi toplamak önemlidir. Ergenlik dönemi, adet görme yaşı, ilk cinsel yaşantı, cinsel deneyimler, cinsel sapmalar, cinsel taciz ve tecavüz, mastürbasyon konusundaki bilgiler ve bu konudaki duygu ve düşünceler çok önemlidir.

Geleneksel ve tutucu bir aile ortamı, eksik, yanlış ve yetersiz cinsel bilgiler, evlilik öncesi cinsel deneyimin olmaması,  eşle cinsel iletişim kuramama, eşin ailesi ile birlikte oturma, yorgunluk ve iş stresi , ön sevişmeye kısa zaman ayırma , performans kaygısı ,ilişkiye konsantre olamama , ilişkiden kaçınma , cinsel sorunun eşin ailesi tarafından öğrenilmesi , cinsel ilgi ve istekte azalma , sağlıkla ilgili endişeler cinsel yaşamı etkilemektedir.

Terapi sürecinde, cinsel bilgi eksikliğinin ve yanlış bilgilerin giderilmesi, eşler arasındaki genel ve cinsel iletişimlerin zenginleştirilmesi, çeşitli egzersizler ve ödevler , cinsellikle ilgili bilişler üzerinde çalışılır. Ailenin sosyal yaşamının geliştirilmesi amaçlanır.

Danışana tedavide nasıl bir yol izleneceği konusunda bilgi verilir. Ev ödevlerinin yapılmasının önemi ve tedavinin başarısı açısından iş birliğinin çok gerekli olduğu bilinmelidir.

Cinsel işlev bozuklukları psikolojik nedenlerle ortaya çıktığı zaman sorun  psikoterapi ile çözülür. Bunu da cinsel sorunların tedavisi konusunda özel eğitim almış cinsel terapistler uygularlar. Cinsel terapide başarı yüzdesi oldukça yüksektir. Hayatımızdaki çoğu sorun gibi cinsel sorunlar da çözülebilir olgulardır. Önemli olan nokta ise harekete geçmektir.

boşanma çocuklar terapi

Boşanma Çocukları Nasıl Etkiler?

Evlilik- Boşanma- Çocuk

Birbirini seven iki insan hayaller ve umutlarla bir evliliğe adım atarlar. Zaman geçer bazen işler yolunda gitmez ve bazı sıkıntılar çıkmaya başlar. Evliliğin üç temel bağı vardır: Sevgi, saygı ve güven. Bunlardan biri ya da birkaçının zayıflamasıyla evlilikte çatışmalar yaşanmaya başlar. Bazen bu durumlarda orta yol bulunup sıkıntılar çözülmeye çalışır ama bazen de artık çözülemez hale gelmiştir. Bu aşamadan sonra evliliğin artı ve eksi yanları muhasebe edilmeye başlar. Eğer ki ailede çocuklarda varsa bu süreç biraz daha farklı ilerlemeye başlar.

Elbette evlilikte hemen bitirmek yerine olası çözümler üzerine konuşmak daha iyi bir yol gibi görünse de bazen sağlıklı boşanma da iyi bir yol olabilir. Çünkü çocuklar daha çok ebeveynlerin nasıl boşandıkları üzerinden olaya bakarlar.

Bazı aileler çocukların yanında asla tartışmazlar ve onları başka bir ortama gönderirler. Tabi ki her konu çocuklarla birlikte konuşulmaz fakat çocuğa bir anlaşmazlık yaşandığı ama konuşarak halledilebildiklerini anlatan bir ebeveyn olması işleri daha kolay bir hale getirebilir. Örtbas edilen tartışma durumlarını çocuklar hisseder ve evdeki sıcak ortamın kaybolduğunu fark ederler. Ve eğer çocuk bu konuda bir iletişimsizlik yaşarsa belirsizliğin verdiği bir endişe içine girebilirler. Evliliklerde bazen tartışmalarında olabildiğini fakat bunlarında çözülebildiğini gören çocuklar daha güven duygulu yetişirler.

Aileler anne baba ve çocukların arasındaki duygusal bağın oluşturulduğu ilk yerdir ve bu ilişkide yaşanan olaylar çocukları oldukça etkilemektedir. Anne babaların ayrılmasına çocukların bazıları suçluluk, bazıları kızgınlık, bazılarıysa yadsımaya varan tepkiler gösterirler.

Çocuklar ailelerinin dağıldığını düşünmeye başladıklarında çevrelerinde gördükleri her mutlu aile onlar için hüzünlü bir olay halini alabilir. Aslında bu durum anne babanın durumu çocuklarına nasıl yansıttığıyla ilgili bir durumdur. Çiftler çocuklarının yaşları uygunsa karşılarına alıp bu konuda konuşabilirler. Birlikte yaşayamadıklarını, başka yolları kalmadığı için boşanma yolunu seçtiklerini fakat bunun anne baba olmaları gerçeğini değiştirmediğini anlatmaları çocuğun gelişimi için önemlidir. Burada yapılacak en büyük yanlış çocuğa boşanma gerçekleştikten sonra anlatılmasıdır. Oysa 7 yaşından büyük çocuklar öncesinde psikolojik olarak bu duruma hazırlanırsa süreç daha kolay atlatılabilir bir hal almaktadır. Eğer bütün olaylar olup bittikten sonra çocuğa söylenirse çocuk öfke duyabilir ve bu da onu çeşitli psikolojik sorunlara itebilir.

Boşanmış anne babalarla ilgili son durum ise evlerin ayrılmasıdır. Evleri ayrılan anne ve babalar çocuk yanlarındayken diğer ebeveyn hakkında kötü yorumlarda bulunmamalı, çocuğun bu durumlarda bir taraf olması beklenmemelidir. Çocuk annesinin yanındayken babası hakkında, babasının yanındayken de annesinin hakkında yapılan olumsuz yorumlar çocuğun anne ve babasına olan saygısını ve güvenini yitirmesine neden olabilir.

Evlilik İletişim

Evlilik Terapisinde Evlilikte İletişim Hataları Nasıl Düzeltilir?

Evlilik terapisti eşlerin iletişim hataları konusunda farkındalıklarını arttırmalarına yardımcı olur. İletişim hataları ve düzeltme yöntemleri evlilik terapisinde ele alınır.

Evlilikte iletişim hataları

Yıkıcı eleştiri: Eşlerin, birbirlerinin olumsuz yönlerine odaklanmaları ve olumlu yönlerini görememeleri sonucu birbirlerini incitecek şekilde eleştirmeleridir. Örneğin, “sen beni üzmekten zevk alıyorsun.” Devamı

Evlilik İletişim

Evlilik Terapisi ve Evlilikte İletişim

Evlilik; karmaşık, sürekli değişen ve iki kişinin daha önce hiç karşılaşmadıkları sorunları beraberce çözmek zorunda oldukları bir ilişkiler sistemidir. Bu sistemin içinde eşin yanı sıra, yakınlar ve çocuklar yeni sorumluluklarla birlikte yeni iletişim alanları da oluştururlar. Bu yeni kurulan sistemin içinde, elbette çatışmalar, kızgınlıklar, sorunlar yaşanabilir. Ancak yaşanabilecek bu olumsuz olayların üstesinden gelmek doğru iletişim yöntemlerini kullanarak mümkündür. Evlilik terapisinde, evlilikte etkili iletişim becerilerinin eşlere kazandırılması çok önemli yer tutmaktadır. Devamı

İlişki Koçluğu Sertifika Eğitimi

Evlilik Terapisti Psikolog Hatice Topçu Ersoy’dan Öneriler

Evlilik Terapisti ve Aile Danışmanı Psikolog Hatice Topçu Ersoy’dan Sağlıklı Evlilik için Öneriler

Önemli konuları önceden netleştirin

“Hele bir evlenelim de bakarız bir çaresine”, “ben onu istediğim şeyi yapmaya nasıl olsa ikna ederim” mantığıyla hareket etmeyin. Başlangıçta netleştirmeye gerek duymadan geçiştirdiğiniz, önemsemediğiniz ya da sonraya bıraktığınız konular ileride ciddi problemlere yol açabilir. Ne kadar zeki veya güçlü kişisel özelliklere sahip olursa olsun hiçbir eşin, diğerinin beyninden geçenleri okuyabilmek gibi bir yeteneği olamaz. Devamı