Bipolar Bozukluk

Bipolar Bozukluk Nedir?

En önemli göstergesi ruh halindeki aşırı derecelerdeki  değişim olan ruhsal bozukluktur. Ruh halindeki bu aşırı derecedeki değişimler ve yükselmeler “mania” olarak adlandırılır. Depresyonun çeşitli türleride semptomlar arasındadır. Bipolar bozukluk, bipolar hastalık veya manik depresyon olarak da bilinir. Bipolar bozukluğu olan kişiler, iş veya okuldaki yapmakla yükümlü oldukları görevleri başarmakta zorluk yaşarlar. Ve bu kişiler içlerinde bulundukları sosyal ortamlarda, diğer bireylerle iletişim sıkıntısı yaşarlar. Tamamen iyileşme sağlayan herhangi bir tedavi methodu yoktur fakat hastanın göstermiş olduğu semptomları- ile yaşamasını kolaylaştıracak ve semptomların hastanın üzerindeki olumsuz etkilerini azaltacak çok sayıda tedavi metodu kullanılmaktadır. Bipolar bozukluk sanıldığı gibi nadir görülen bir bozukluk değildir. Yetişkin Amerikalıların yaklaşık olarak %2.8’I bipolar bozukluk semptomları göstermektedir. Bu oranda yaklaşık olarak 5 milyon insana denk gelmektedir. İstatistiklere göre, bipolar bozukluğu olan bir kişi ortalama olarak 25 yaşında semptomları göstermeye başlar. Bipolar bozukluğun sebep olduğu depresyon en az 2 hafta devam eder. Bazı insanlar ruh hallerindeki bu değişimleri senede birkaç kere deneyimleyebildiği gibi, bazıları da çok daha nadir olarak deneyimleyebilmektedir.

Semptomları Nelerdir?

Mani, hipomani ve depresyon; bipolar bozuklukların 3 temel semptomlarıdır. Bipolar bozukluğu olan bir kişi, mani durumunu yaşarken duygusal anlamda bir yükselme durumu yaşayabilir. Bu insanlar heyecanlı, dürtüsel ve enerji dolu hissedebilirler. Manik nöbetler sırasında, bu kişiler aşırı alışveriş, kontrolsüz cinsel birleşme ve uyuşturucu kullanımı gibi aktivitelerde bulunabilirler.

Hipomani genellikle bipolar II bozukluğu ile ilişkilendirilir. Mani ile benzerdir. Ama mani derecesinde ciddi değildir. Mani’nin aksine, hipomani iş, okul veya kişinin günlük hayatında içinde bulunduğu herhangi bir sosyal ortamda bir sıkıntıya neden olmaz. Ama, hipomani teşhisi konulan kişiler kendi ruh hallerinde değişiklik oldupununda farkındadırlar.

Depresyon nöbeti geçirilirken yaşanması kuvvetle muhtemel olan bir takım durumlar vardır. Bunlar;

  • Derin ve yoğun üzüntü
  • Umutsuzluk
  • İntihar düşüncesi
  • Çok az veya çok uzun olan uyku süresi
  • Enerji eksikliği
  • Daha önceden zevk alınarak yapılan aktivitelerden artık zevk alamamak

 

Nadir görülen bir durum olmamasına rağmen, çeşitli ve değişen semptomlarından dolayı bipolar bozukluğu teşhis etmek zorlayıcı olabilir.

Bipolar Bozukluğun Kadınlardaki Semptomları

Önceki vaka sayılarına bakarak, bipolar bozukluğun kadın ve erkeklerde görülme oranı yaklaşık olarak aynıdır. Ama, bu bozukluğun ana semptomları cinsiyete göre değişiklik gösterebilir. Bipolar bozukluğu olan kadınlarda genellikle,

  • Yirmili ve otuzlu yaşlarda teşhis konulması
  • Daha hafif geçen mani nöbetleri
  • Mani nöbetlerinden daha çok depresyon nöbetlerinin görülmesi
  • Yaklaşık olarak senede 4 ve daha fazla mani ve depresyon nöbeti geçirme
  • Bunlarla birlikte; tiroid hastalığı, obezite, kaygı bozukluğu ve migren gibi hastalıklarda görülmektedir
  • Alkol bağımlılığı ve bunun getirmiş olduğu risklerin daha üst düzeyde olması

 

gibi kadınlar açısından çeşitli farklılıklar söz konusudur.

Kadın bipolar hastalarda, hastalığın nüksetme durumu genellikle  daha sıktır. Bunun nedeni olarakta; adet, hamilelik ve menopoz dönemlerindeki hormonal değişiklikler gösterilmektedir.

Bipolar Bozukluğun Erkeklerdeki Semptomları

  • Hastalığın teşhisi kadınlara oranla daha erken yaşlarda gerçekleşir.
  • Özellikle mai nöbetlerinde olmak üzere, herhangi bir çeşit nöbetin daha ciddi derecelerde yaşanması
  • Madde kullanımı problem
  • Mani nöbetleri boyunca ortaya çıkma

gibi durumlar da bipolar bozukluğun erkeklere özel olan özellikleridir. Bipolar bozukluğu olan kadınlara kıyasla erkekler hastalığın tedavisi için daha az oranda hastaneye başvurmaktadır. Ve

erkek bipolar hastalarda intihara bağlı ölüm oranları daha yüksektir.

Bipolar Bozukluğun Çeşitleri

3 temel bipolar bozukluk vardır. Bunlar; bipolar I, bipolar II ve siklotimidir.

  • Bipolar I: En az bir mani nöbetin belirmesi ile tanımlanabilir. Hasta mani nöbetinin öncesinde ve sonrasında hipomani veya ciddi nöbetler yaşayabilir. Bipolar bozukluğun bu çeşidi kadın ve erkekleri eşit şekilde etkiler.
  • Bipolar II: Bu tip bipolar bozukluğa sahip olan insanlar en az iki hafta süren büyük ve ciddi depresyon nöbetleri yaşarlar. Bu hastalar yaklaşık 4 gün süren en az bir tane hipomani nöbeti geçirirler. Bipolar bozukluğun bu çeşidi kadınlarda daha sık olarak görülür.
  • Siklotimi: Siklomanisi olan kişiler hipomani ve depresyon nöbetleri geçirirler. Bu semptomlar bipolar I ve bipolar II bozukluğun sebep olduğu mani ve depresyondan daha kısa surely ve daha az ciddidir.

Bipolar Bozukluğun Tedavisi

Bipolar bozukluğu başarılı bir şekilde idare etmek ve üstesinden gelmek için kullanılan çeşitli tedaviler vardır. Bunlar; ilaç tedavisi, danışmanlık ve yaşam stili değişiklikleridir.

  • İlaç tedavisi: kullanılması tavsiye edilen ilaçlar şunlardır;
  1. Duygudurum dengeleyiciler, örn. Lithobid.
  2. Antipsikotikler , örn. Zyprexa.
  3. Antidepresan-antipsikotikler, örn. Symbyax.
  4. Benzodiazepine, örn. Xanax.

 

  • Psikoterapi: Tavsiye edilen psikoterapi çeşitleri şunlardır;
  1. Bilişsel Davranışçı Terapi: Bir çeşit konuşma terapisidir. Hasta ve terapistin bipolar bozukluğun nasıl yönetilmesi üzerine konuşmasını içerir. Bunlar hastanın düşünce şeklini anlamada yardımcı olur.
  2. Psikoeğitim: Hastaya ve hastanın yakınlarına kişinin yaşadığı bozukluğu anlaması için yardım eden bir tür danışmanlıktır. Hastanın ve onun yakınlarının bipolar bozukluk ile ilgili ne kadar çok bilgisi olursa bu bozukluğu yönetmek o kadar kolaylaşır.
  3. Kişilerarası İletişim ve Sosyal Ritim Terapisi: Bu terapi uyuma, yeme ve egzersiz yapma gibi günlük alışkanlıkları düzenlemeye odaklanır. Bu günlük işlerin arasındaki dengeyi yakalamak, kişinin bipolar bozukluğu daha iyi yürütmesine olanak verir.

Borderline Kişilik Bozukluğu

Borderline Kişilik Bozukluğu Nedir?

Ruhsal bozuklukların bir türüdür. Genellikle ergenlik veya yetişkinlik döneminin erken safhalarında gelişir. Duygu durumundaki değişkenlik, dürtüsel davranışlar ve kişinin kendisine duyduğu saygı (öz saygı) en önemli belirtileridir. Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsüne göre, Amerikada yaşayan yetişkin bireylerin yaklaşık olarak %1.6’sına Borderline Kişilik Bozukluğu teşhisi konulmuştur.

BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU’nin Ortaya Çıkmasına Neden olan Etmenler

Günümüzde halen daha, araştırmacılar BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU’nun kesin nedenleri üzerinde araştırmalar yapmaktadırlar. Genler, çevresel faktörler ve serotonin anormallikleri gibi çeşitli faktörler’in BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU üzerinde etkisi olduğu bilinmektedir.

  • Genler: BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU genler ile alakalı bir durumdan kaynaklı olabilir. Amerika’da kişilik bozuklukları üzerine yayın yapan bir derginin ikiz çoçuklar üzerinde yaptığı araştırma sonucunda, genetik etkinin bu bozukluk üzerindeki etkisinin hiçte azımsanmayacak derecede olduğu belirlenmiştir.
  • Çevresel Faktörler: Stabil olmayan, çocuğun kötü muameleye maruz kaldığ ve ilgi eksikliğinin yaşandığı çevrelerde BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU’nun gelişme riskinin arttığı görülmektedir.
  • Serotonin Anormallikleri: Serotonin, insanların ruh halinin düzenlenmesine yardım eden bir hormondur. Serotonin üretimindeki anormallikler, kişinin BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU’na olan yatkınlığını arttırabilir.

BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU’nin Görülme İhtimalinin Daha Fazla Olduğu Durumlar

Aşağıdaki durumların sağlanması durumunda kişide BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU riski olabileceği düşünülmektedir;

  • BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU teşhisi konulmuş bir aile bireyine sahip olmak
  • Duygusal olarak istismar edilmiş çocuklarda
  • Duygusal olarak stabillikten uzak olmak veya duygusal olarak kırılgan olman çocuklarda
  • Dürtüsel davranan aile bireylerine sahip çocuklarda

görülme ihtimali daha yüksektir.

BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU’nun Tanısı ve Semptomları

APA ve DSM’deki değerlendirmeler baz alındığında aşağıdaki maddeler BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU’nun bütün belirtileri ve semptomlarıdır.

  • Kişinin gerçek veya hayali olarak sosyal çekilme yaşaması.
  • Stabil olmayan benlik algısı.
  • Kişinin ilişkilerinde stabil olmayan davranışlar göstermesi.
  • Kişinin kendi yaşamının en az iki alanında dürtüsel davranması.Buradaki davranışlar kişiye zarar veren aktivitelerdir. Örneğin, çok fazla para harcamak veya madde bağımlılığı.
  • Kişinin daha öncesinde kendini sakatlayıcı veya intihar denemeleri olması.
  • Çok sık ruh hali değişimlerinin görülmesi. Bu değişimler genellikler birkaç saat surer ama birkaç gün veya daha fazlada sürebilir.
  • Ciddi seviyede ve uzun surely boşluk hissi.
  • Kişinin öfkesini kontrol etmede zorluk yaşaması veya sebep olmadan çok ciddi derecee öfkelenmek. Kişi, sürekli olarak çok sinirli bir tavır takınabilir, öfkesini sıklıkla gösterebilir veya sıklıkla fiziksel şiddete başvurabilir.
  • Stres ile ilişkili paranoya nöbetlerinin yaşanması.

Bir kişiye BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU teşhisi konulabilmesi için, yukarıda ifade edilen DSM’in değerlendirme ölçütlerinden en az 5 tanesinin hastada görülmesi gerekmektedir.

BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU’nun Tedavi Yöntemleri

Genel anlamda BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU’nun tedavisinde kullanılan 4 tane method vardır. Bu methodlardan sadece birinin veya birkaçının aynı anda kullanılması mümkün olabilir.

  • Psikoterapi: Psikoterapi BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU’nun tedavisinde kullanılan en temel tedavidir. 3 tipi vardır. Bunlar; kavramsal davranış terapisi (cpt), kavramsal davranış terapisi (dbt) ve şema odaklı terapi. CBT, hastanın kendisi veya bir başkası ile alakalı sağlıklı olmayan inançları, davranışları veya doğru olmayan algılarını algılamayı ve değiştirmeyi amaçlayan methoddur. CBT, kişi kendisini kızgın, güvensiz, endişeli veya intihara meyilli hissettiğinde nasıl davranması gerektiğini öğretir. DBT, kişiye inançları ve davranışları nasıl tanıyacağını, nasıl onların farkında olacağını ve onları nasıl kabul edeceğini öğretir. Şema odaklı terapi, kişiye kendisini ve dünyayı pozitif yönleriyle görmesi konusunda yardımcı olur.
  • Meditasyon: Meditasyona direk olarak bir tedavidir demek yanlış bir ifadedir ama hastalığın semptomlarını rahatlatmak için kullanılmaktadır. Psikoterapiye ek olarak uygulanması tavsiye edilebilmektedir. Örneğin;
  1. Depresyonu tedavi etmesi için antidepresan kullanımı.
  2. Agresif semptomları iyileştirmek için antipsikotiklerin kullanımı.
  3. Endişeyi ve kaygıyı tedavi etmek için sakinleştiricilerin kullanımı.
  • Hastanede Bakım: Eğer hastanın semptomları ciddi seviyelerdeyse, kişiye hastanede tedavi alması önerilebilmektedir. Genellikle hastanede tedavinin önerildiği durumlar ise intihar ile alakalı davranışların, intihar düşüncelerinin veya kişinin kendine veya bir başkasına zarar vermek ile alakalı durumlardır.
  • Alternatif Terapi: Omega-3 yağ asitleri, BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU olan hastalarda depresyon ve saldırganlık semptomlarının rahatlatılmasında kullanılabilmektedir. Ama kesin bir faydadan bahsedebilmemiz için bu konu hakkında daha fazla araştırmaların yapılması gerekmektedir.

BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU’nun Muhtemel Komplikasyonları

  • BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU, kişinin diğer bozukluklara karşı olan riskini arttırabilmektedir. Depresyon, kaygı, yeme bozukluğu, bipolar bozukluk ve madde bağımlılığı buna örnek olarak verilebilir.
  • Ayrıca kişinin göstermiş olduğu BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU semptomları hastada şu konularda da artan risk olarak ortaya çıkabilmektedir. (iş ile alakalı problemler, ilişki problemleri, suistimal temelli bir ilişkide suistimal eden veya edilen taraf olarak bulunmak, kendini yaralama, intihar, şiddet ile alakalı suçların kurbanı olma, cinsel yoldan bulaşan hastalıklar ve fiziksel kavgalarda bulunma) konularında artan bir riskten söz edilebilir.
narsistik kişilik bozukluğu

Narsisistik Kişilik Bozukluğu

Bu bozukluğun çok önemli olan üç tane belirtisi vardır. Bunlar; diğer insanlara doğru sunulan empati yeteneğinin eksikliği, takdir edilme ihtiyacı ve kendini çok muazzam görme olarak sıralanabilir. Bu durumdaki kişiler genellikle kibirli, ben merkezli, manipüle etmekten hoşlanan ve talapkâr olarak tanımlanırlar. Ayrıca bu kişilerin görkemli ve şatafatlı fantezileri olabilir ve bu yüzden de özel bir yaklaşımı hakettiklerini düşünebilirler. Narsisistlik belirtileri genellikle yetişkinliğin başlarında görülmektedir ve narsisist teşhisinin konulabilmesi için kişinin birden fazla ortamda (örneğin; iş hayatı, romantik ilişki) narsisistlik belirtilerini göstermesi zorunludur. Narsisistik kişilik bozukluğu olan kişilerin iletişim içinde olduğu insanların çoğuda benzer semptomlar gösteren veya en azından kendilerinin benzersiz olduklarını ve bazı konularda doğuştan yetenekli olduklarını düşünen kişilerdir. Bu durumdan ötürüde bunların iletişimde olduğu kişilerinde öz güveni oldukça yüksekdir. Bu kişiler, etraflarındaki insanların onlara karşı aşırı derecede ilgi duymasını isterler. Aynı zamanda da herhangi bir konu hakkında eleştirilmekten hoşlanmazlar.

Semptomlar

Bir kişiye narsisistik kişilik bozukluğu teşhisi konulabilmesi için, DSM-5’e göre belirlenen aşağıdaki maddelerden en az 5 tanesini yetişkinlik döneminin erken safhalarından beri gösteriyor olması gereklidir.

  • Kendini aşırı derecede önemsemek
  • Sınırsız başarı, güç, güzellik ve ideal aşk ile alakalı kurulan fanteziler ile kişinin kafasının sürekli meşgul olması
  • Hayranlık olgusuna karşı duyulan aşırı ihtiyaç
  • Kendilerinin sadece özel insanlarla iletişim kurabileceklerine olan inanç
  • Özel muameyi hak ettiğine dair olan inanç
  • Diğer insanları kötüye kullanmak ve onlardan çıkar sağlamak
  • Empati yeteneğinin eksikliği
  • Diğerlerinin onu kıskandığına olan inanç
  • Kibirli ve karşısındaki kişileri aşağılayıcı davranışlar sergilemek

Narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler sıklıkla eleştirilere maruz kalmaktadır. Onlar da bu eleştirilere genellikle öfkeli bir şekilde karşılık verirler. Ama bu durumun sonucu olarak kişinin kendisini sosyal olarak soyutlaması da sıklıkla görülmektedir.

Bu kişilerin kendi fikirlerini aşırı önemseyip herşeyin ötesine koyarken, iletişimde oldukları diğer bireylerin fikirlerini küçümsemeleri ve kaale almamaları içinde bulunulan ilişkilere ciddi anlamda zarar vermektedir. Narsisistik kişilik bozukluğuna sahip olan kişiler çalıştıkları anlanda çok başarılı bireyler olsalar bile, sahip oldukları bu bozukluğun performansları üzerinde negative etkisi vardır.

Araştırmacılar, narsisistik kişilik bozukluğu ile madde bağımlılığı, ruh hali ve kaygısal bozukluklar arasında bir ilişki olduğunu belirtmektedirler. Bu durum, söz konusu kişilerin dürtüselliği ve daha fazla oranda utanma hissinin deneyimlenmesi üzerinde bir etkisi olabilir.

Ergenlik dönemindeki bireylerin narsisitik kişilik özellikleri göstermesi, yetişkinlikte narsisistik kişilik bozukluğu yaşayacaklar demek değildir.

Nedenler

Bu bozukluğun nedenleri henüz tam olarak belirlenebilmiş değildir. Bu durumun ortaya çıkmasında genetik ve biyolojik faktörlerin etkisi olduğu gibi çevresel etkenlerin ve hayatın erken döneminde yaşanılanların çok önemli etkisi vardır.

Tedavi

Narsisistik kişilik bozukluğunun tedavisi oldukça zorlayıcı olabilmektedir. Bunun sebebi ise bu kişilerin aşırı derecede kendi yaptıklarını savunması ve kendilerini mükemmel görmelerinden kaynaklanmaktadır. Çünkü; içinde bulundukları durum kendi problemlerini ve kırılgan noktalarını kabullenmelerini ve başka birisine anlatmalarını oldukça zorlaştırır.Psikoterapi bu kişilerin diğer insanlarla daha sağlıklı ve daha anlayışlı yollar ile iletişim kurmasına yardımcı olabilmektedir.

Depresyon Tedavisi İzmir

Depresyon Tedavisi İzmir

Depresyon Tedavisi İzmir’de merkezimizde uzman psikologlarımız tarafından yapılmaktadır. Depresyonda destekleyici terapi en etkili yöntemlerdendir.  Depresyon Terapisi ile birlikte, psikiyatrik değerlendirme de gerekebilir.

Depresyon dünya çapındaki ruhsal problemlerin ana sebebidir, bu sınıflandırma Dünya Sağlık Örgütünün verilerinden yola çıkılarak yapılmıştır. Depresyon; yetişkinleri, ergenleri ve çocukları etkileyebilmektedir. Depresyon bir ruhsal bozukluktur, en genel tabirle ilgiyi kaybetme ve sürekli bir üzgünlük hissi olarak tanımlanabilir. Kişilerinde hayatlarında meydana gelen ciddi derecedeki ve büyük ölçülü değişimler (işini kaybetmek gibi) depresyona sebep olabilmektedir. Ama uzmanlar sadece aşırı miktarda ve sürekli olarak bir tasa ve keder durumu söz konusu ise bunu depresyon olarak değerlendirir. Depresyon sürekli olarak devam etmekte bulunan bir durumdur yani öylece geçip giden birşey değildir. Semptomları arasında en az 2 hafta süren nöbetler bulunur. Depresyon birkaç hafta, birkaç ay veya birkaç yıl sürebilir.

BELİRTİLER VE SEMPTOMLAR

  • Depresif bir ruh hali
  • Önceden yapılması haz veren aktivitelerin artık haz vermemesi veya bu aktivitelere olan ilginin azalması
  • Cinsel isteğin azalması
  • İştah durumundaki değişimler
  • Kilo durumunda isteğe bağlı olmayan değişimler
  • Çok fazla veya çok az uyku
  • Yerinde duramama, gerginlik hali ve düzensiz bir yürüme ihtiyacı (volta atmak)
  • Yavaş konuşma ve hareket etme
  • Tükenmişlik veya enerji kaybı
  • Değersizlik hissi veya suçluluk duygusu
  • Düşünmede, konsantre olmada ve karar vermede zorluk
  • Tekrar eden ölüm veya intihar düşüncesi veya intihar girişimi

Kadınlarda:

Hastalık kontrol ve önleme merkezinin verilerine göre depresyonun kadınlarda görülme olasılığı erkeklerden iki kat daha fazladır.

Depresyonun aşağıda verilen semptomları kadınlarada erkeklerden daha fazla ve daha yoğun olarak görülmektedir.

  • Sinirlilik
  • Kaygı
  • Ruh hali değişimleri
  • Yorgunluk ve tükenmişlik hissi
  • Olayları sürekli olarak kötüye yormak

 

Ayrıca depresyonun bazı türleri sadece kadınlara özgüdür;

  • Doğum sonrası depresyon
  • Adet öncesi disforik bozukluk

 

Erkeklerde:

Amerikan Psikoloji Derneğinin verilerine göre Amerika’daki erkeklerin yaklaşık %9’u depresyon veya kaygıyı deneyimlemektedir. Depresyon ile uğraşan erkeklere bakıldığında kadınlardan daha fazla alkol kullandıkları, daha fazla öfke gösterdikleri ve daha fazla risk aldıkları görülmektedir.

Ayrıca:

  • Sosyal durumlardan ve aileden uzaklaşmak
  • Mola vermeden çalışmak
  • İş ve aile ile alakalı sorumlulukların üstesinden gelmede zorluk yaşamak
  • Romantik ilişkilerde kontrolcu bir tutum veya çıkar sağlayıcı davranışlar sergilemek

 

NEDENLER

Tıp dünyası depresyonun sebeplerini henüz tam anlamıyla anlayabilmiş değildir. Muhtemel olan birden fazla neden vardır ve bazen de semptomların ortaya çıkmasında birden fazla faktörün etkisi bulunmaktadır.

Çok muhtemel olarak rol sahibi olan faktörler:

  • Genetik özellikler
  • Beynin sinir iletimi seviyesindeki değişimler
  • Çevresel faktörler
  • Psikolojik ve sosyal faktörler
  • Ekstra durumlar (örn. Bipolar bozukluk)

 

TEDAVİ

Depresyon tedavi edilebilirdir ve semptomları yönetmek genellikle 3 aşamadan oluşur.

1)Destek: Uygulanabilir çözümleri tartışmaktan aile bireylerini eğitmek için muhtemel nedenlere kada uzanan geniş bir yelpazedir.

2)Psikoterapi: Konuşma terapisi olarak da bilinir. Bazı durumlarda birebir danışmanlığı ve kavramsal davranış terapisini içerir.

3)İlaç Tedavisi: Uzman gerek gördüğü takdirde antidepresan reçetelendirebilir.

İLAÇLAR:

Antidepresanlar orta seviyeden ciddi seviyelere kadar olan depresyonların tedavisinde kullanılmaktadır.

  • Birkaç çeşit antidepresan vardır;
  • SSRIs
  • MAOIs
  • Trisiklik antidepresanlar
  • Atipik antidepresanlar
  • SNRIs