Aylar: Ocak 2019

İlişki Koçluğu Sertifika Eğitimi

İlişkilerde Neden Yalan Söylenir

İLİŞKİLERDE NEDEN YALAN SÖYLENİR?

Yalan, tüm canlılar için çoğu zaman dert oluşturmuştur. Canlılar aleminde yalan blöf veya kamuflaj olarak geçerken, insanlarda yalanın birçok farklı adlandırması vardır. Düzenbaz, hileci, yapmacık, taklitci, ahlaksız, hain, sadaktsiz, riyakar, dalavereci gibi birçok bireyleri etiketleyici isimleri vardır. En çok dile getirilen ise yalanı söyleyen kişi, yani yalancıdır. Ne kadar rahatsızlık veren ve duyanı kötü hissettiren bir kelime değil mi?

Yalan söylemek, bilinenin aksine farklı bir yönden bakınca bilişsel en büyük mekanizmadır. Bir diğer anlamda savunma mekanizmasıdır. Kişiler, kendilerini veya bir başkasını, birçok sebeple tehlikeden korumak adına yalanlar söyler. Bu tehlike durumu, kişi yalanı söylemezse meydana gelebilecek her şeydir. İşte bu durumlardan bir kaçıştır yalan, kendini korumadır.

Yalan söylemek bir beceridir. Bu nedenle kişilerin yalan söyleyebiliyor olmaları buna dair yeterli bilişsel kapasitelerinin olduğunu, yalanı kurgulayacak düşünme becerilerinin geliştiğini gösterir.

Yalan aslında dürüst davranmamaktır. Bu dürüstlüğün yerine, dürüst olmamayı tercih edenlerin kullandığı bir mekanizmadır. Peki neden kişiler dürüst davranmamayı tercih ediyor olabilirler?

Her şeyden önce yalan, insanların hayatta kalma mekanizmalarından biridir. Bireyler, başlarına gelebilecek kötü bir ihtimale karşı yalan yoluyla önlem alırlar, bu yolla tehlikeye engel olmaya çalışırlar. Yalan söyleyerek içinde bulunduğu durumu kurtarmaya çalışan bireyler, yalanı söyleyecekleri kişi veya kişileri oldukça iyi tanıma isteği ve eğilimi içinde olurlar. Sonuçta yalanı söylediğimiz kişilerin bunu anlamaması uğruna bazı yapılması gerekenler vardır. Bireyler, bunları karşılarındaki kişilere göre karmaşık hale getirir, kurgu bu kişilerin özelliklerine göre ayarlanır.

İnsanların yalan söylemek için birçok nedeni olabilir, hatta bazen haklı bazen de inanılmaz haksız nedenleri olabilir. Yalanı uygun veya uygun olmayan şekillerde dile getiriyor olabilirler.

Yalan, eğer kötüye kullanım varsa o zaman olumsuz,düzeltilmesi gereken, yapılmaması gereken, uygun olmayan davranışın içine girer. Yani bazı yalanlar ‘kötücül bir amaç’ içeriyor olabilir. Genellikle kişiler kendisine yalan söylenildiğinin farkına varabiliyorlar, kimileri bunun bir yalan olduğunu anladığı gerçeğiyle yalan söyleyeni yüzleştirirken, kimileri bilmesine rağmen sessiz kalmayı tercih ediyor olabilir. Bazen de kimilerinde de yalan olduğu gerçeğiyle yüzleşmek çok ağır geleceği için, bunu yadsıma yani gerçeği reddetme görülebilir.

 

İNSANLAR NEDEN YALAN SÖYLER?

Başına gelebilecek cezadan kurtulmak için: Bireyler aslında yalanı bu işlevini gözeterek yaptıklarında kendilerini koruma altına alma amacı güdüyorlardır. Kendisine karşı sergilenebilecek olumsuz düşünce, duygu ve davranışlara karşı gardını almış olurlar.

Yaşayacağı olumsuz duygulardan korunmak için: Bireylerin kendisine sergileyeceği olumsuzluklar tabiki bireyin kendisini doğruca etkileyecek ve hayatında yolunda gitmeyen duygulara sebebiyet verecektir. Bu nedenle kişi, bunlara karşı  önlem almış olur. Genellikle bireyler yaşadıkları durumu yalanla telafi edemezlerse, durumun gerçekliği nedeniyle utanç hissedebilirler. Bazen de gerçekleşmiş durum, bireyin kendisinde oldukça fazla suçluluk duyguları uyandırabilir. Bu olumsuz duygulardan kaçınmak içinde, yalanı tercih edebiliyorlar olabilirler.

Biri veya birilerini korumak için: Bazen söylenen yalanın amacı gerçekten iyi niyet içeren bir amaç olabilir, özellikle yakınını veya masumu korumak adına yapılan şahitlikler, destekleyici sözler, abartılı övgüler gibi… Birilerini, korumaya ilk ne zaman başladığınızı hatırlayın, koruma uğruna neler dediğinizi, nelerin ne kadar gerçekçi olup olmadığını değerlendirin.

Birilerine kasten zarar vermek için: Yalanın kötücül, zarar veren, iyi niyet içermeyen yanıdır. Genellikle insanlar yalanın bu işlevinden etkilenir, bu işlevi nedeniyle yalana karşı tahammülsüz kalırlar. Kişi bir başkasına bu amaçla yalan söylüyorsa müdahale edilmesi gereken bir yalan söz konusudur.

Yalan her şeyden önce doğru olanı saklamak ve çarpıtmak üzerine kurulu olduğu için kişiler açısından oldukça yıpratıcı ve güvensizlik oluşturabilen bir konudur. İlişkide bulunduğumuz kişilerin bize karşı yalan söylememiş olmaları ve ileride söylemeyecek olmalarına olan inancımız ilişki için önemli bir belirleyicidir.

Ne kadar sıklıkta ve neyi veya neleri amaçlayarak yalana başvuruyorsunuz? İlişkide bulunduğunuz kişilerde yalan gözlemliyor, güveninizde sarsılmalar yaşıyorsanız doğru bir uzmandan bireysel danışmanlık desteği veya  çift terapisi desteği almanız önemlidir.

Bilinçaltı Temizliği

BİLİNÇALTI NEDİR?

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ NEDİR? BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ MÜMKÜN MÜ?

Bilinçaltı temizliği son zamanlarda sıkça konuşulan bir konu haline geldi. Kişiler yaşadıkları olumsuz deneyimlerin etkisinden kurtulmak için bilinçaltı temizliğini bir yol olarak görmektedir.

Bilinç, insanoğlunun dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren zihninde oluşturdukları ile işlerlik kazanan ve ömrünün sonuna kadar devam eden farkında olma,bireyin zihnindekilerin hayatına yansımasına karşın uyanık olma durumu ve faaliyetleridir.Dünyaya karşı oluşan bu ilk yargılarımız yani psikolojideki bir diğer adıyla şemalarımızda bilinçaltına kaydedilir, bilinçli aklımızla yaptığımız tüm seçimlerde bilinçdışımıza göre şekillenir.

Seçimlerimiz, insanoğlunun aktif bilinci sayesinde gerçekleşir ve insanlar da çevresindeki varlıkları, diğer insanları ve en genel haliyle dünyayı buna göre  anlamlandırırlar.

Bilinçaltı, çevremizdeki görüntü, ses, mesaj gibi uyarımların farkında olmadan insan zihnine yerleşmesidir,buraya yerleşendeler de yine bireye özgüdür. Bilinçaltı adıyla bahsedilen aslında bilinçdışıdır. Yani psikolojinin babası olarak bilinen Freud’un Tapografik kuramına göre, insanı oluşturan zihinsel yapı; bilinç, bilinçdışı ve bilinç ötesi olarak 3’e ayrılır. Freud bu kuramında isimlendirmede zihnin anatomik konumlarından ziyade yapıların zihinsel etkinliklerinin, bilince olan uzaklığını esas almıştır.

Bilinç, farkındalığı sağlananların alanıdır. Bunlar yaşanan, algılanan olaylar, duygular, düşünceler gibi insana ait birçok şeydir. Buradaki bilinçdışı yani herkesçe bilinen adıyla bilinçaltı, bilinçten bağımsız olan anlamında kullanılmak için bilinç-dışı kavramıyla isimlendirilmiştir. Bilinç, yüzeye çıkandır, bilinç dışı ise yüzeye çıkmadan kalan, bazen kendisini değişik şekillerde dışa vuran bilinçten bağımsız yerdir. Bu dışa vurumlar genellikle bir savunma mekanizması olan bastırmalar sonucu meydana gelirler, bazen dil sürçmeleri bazen rüya görme,belli konularda aşırı tepkisellik gösterme gibi…

Bilinçaltını, beynimizin kara kutusu’na benzetebiliriz, çünkü bilinçaltı doğumdan ölüme kadar tüm yaşananları, çevremizdeki gördüğümüz, duyduğumuz bütün her şeyi kayıt eder.

Bilindışı dedğimiz yerde, bizim arzularımız, dürtülerimiz, farkında olmadan bastırdıklarımızın yer aldığı anlaşılması zor, en derin bölgemizdir. Burada önemli olan bilinçdışının, bilinçten ayrı bir yer olduğunu vurgulamaktadır. Bilinçaltı denildiğinde, bilince bağlı alt bilinç anlamı ortaya çıkıyor, oysa bilinçdışı bilinçten ayrı, bağımsız ele alınmalıdır. Bu nedenle yazımın devamında herkesçe bilinen bilinçaltına, bilinçdışı diyerek devam etmek isterim.

Bilinç, bilinçdışı ve bilinç ötesi 3 ayrı zihin değildir, aynı zihnin 3 küresidir.

Freud’un tapografik kuramındaki kavramlarını açıkladıktan sonra son zamanlarda oldukça popüler olan, bilinçaltı temizliğinin ne olduğuna ve bunun mümkün olup olamayacağına değinmek isterim.

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ NEDİR? BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ MÜMKÜN MÜ?

Burada bilinçaltıyla kastedilen aslında dünyayla temasa geçtiğimiz ilk andan itibaren zihnimizde oluşturduğumuz şemalardır. Şemalarımız bilinçaltında, aktive olmayı bekleyen, ruh sağlığını, iyilik halini iyileştirme ve korumaya yönelik danışmanlık hizmetlerinden yararlanmak isteyen kişilerin en çok esas aldığımız yanı şemalarıdır. İyileşmeyi sağlayabilmek için öncelikle çevresindeki nesne, kişi veya herhangi bir şeyin kişi için anlamı ne ve ilk olarak hangi yaşantıyla bu anlamı kodladığıdır. Bilinçaltı temizliğinden kastedilen de aslında bu şemaların değişimidir. Bana göre bu temizlikten ziyade bir değişim, dönüşümdür. En önemlisi bilinçdışında dönüp duran şey veya şeylerin neler olduğuna dair bir farkındalık söz konusudur. Bu kavramın adının bilinçdışı değişimi olmasını tercih ederim. Bu değişim de şu anda bu kadar popüler olmasına karşın oldukça güç ve tehlikeli bir konudur. Bireyler için böylesi tehlikeli bir konunun işin uzmanları tarafından ele alınmasını temenni ederim. Tehlikeden kastım ise, bilinçdışı gibi farkında olmadığımız her şeyi yutan bir hard diske sahibiz, neleri yuttuğunu, içselleştirdiğini bilmek, bunu kişinin kendisiyle birlikte analiz edebilmek öncelikle bir ruh sağlığı uzmanının işidir. Çünkü bilinçdışı bireyin kendisine dair, yaşamının ilk günlerinden bugününe dair bilgi veren en zengin kütüphanesidir. Bazen bilinçdışında dönüp duran şeyleri ortaya çıkarmak kişiyi iyi hissettirip, belirsizliklerini gidermesine yardımcı olurken, bazen de sağaltımı güçleştirici hatta bireyde eski tablosundan çok daha ağır sonuçlar doğurabilir.

Peki, şimdi adını revize ettiğimiz bu bilinçdışı değişiminden önce hepimiz şu soruya cevap arayalım. Bir düşünün bakalım, gerçekten bilinçaltı temizliği diye bir şey var mı?

Öncelikle bahsettiğim gibi bilinçaltı diye bir şey yok, bilinçten ayrı ele alınan bilinçdışı var. Temizlikten kasıtta eğer tamamen temizlemek ve yok etmek anlamında kullanılıyorsa maalesef bu da mümkün değil. İnsan zihni ekstrem durumlar, ağır travmalar dışında formatlanan bir yapı değildir. Bilinçdışında dönen bizi duygu ve davranışlarımız açısından sekteye uğratan şeyler, sadece bazı psikolojik tekniklerden yararlanarak, doğru ruh sağlığı uzmanı desteğiyle gün yüzüne çıkarılabilir. Bilinçaltı Temizliği, zihnin oluşumlarını tamamen yok etmekten değil, şemalarımızın değişiminden yola çıkmıştır. Bilinçdışı değişimi dediğimiz bu durumda, bireyin kendisine ilişkin farkındalığından, bireyin kendisini tanımasına eşlik ederek, nelerin onu daha iyi hissettirebileceğinden, neleri yapmanın veya yapmanın onun potansiyelinden uzakta kalmasına neden olduğundan haberdar olması şeklidir. Lütfen bu şekilde kısa yoldan, kısa süre içerisinde, popülarite kazanmış ancak altı yanlış kişiler tarafından doldurulmuş bir uygulamadan uzak durmaya özen gösterin. Eğer ‘bilinçaltı temizliği (Bilinçdışı Değişimi)’ne dair talepleriniz varsa önce psikolojik danışmanlık desteği almaya dikkat edebilirsiniz.

Şema Terapi

Şema Terapi

ŞEMA TERAPİ

Jeffrey Young tarafından geliştirilmiş olan Şema Terapi, çocukluk, bazen de ergenlik dönemine uzanan yaşantıların ve edinilen bilgilerin zihinde oluşturduklarının yetişkinlik dönemine yansımalarını ele alır. Ancak Şema Terapi, bu yansımalardan olumsuz olanı, uyum bozucu olanlarıyla ilgilenir. Şema ruhun işlevsel en küçük yaralı parçasıdır.

Şema Terapi, son yirmi yıldır kendisini oldukça ön plana çıkaran ve olumlu sonuçlara imza atan güncel bir psikoterapi modeli olmuştur. Bütüncüldür. Kendisinden önceki tüm ekollerin en önemli ögelerini bünyesine alarak büyümüştür. Bunlar; Psikoanalitik Terapi, özellikle Nesne İlişkileri Kuramı ve Bağlanma, Kişilerarası İlişkiler Terapisi, Bilişsel Terapi, Davranışçı Terapi, gibi birçok ekoldür. Bütüncül olması, problemleri çok yönlü ve geniş açıdan ele almasına olanak sağlar.

İnsan dünyaya gözlerini açtığında kendisine, çevresine, çevresindeki insanlara, dünyada olan bitene dair bilgi sahibi değildir. Zamanla insan, bilgi sahibi olabilme donanımını devreye sokar ve öğrenip, işleme potansiyelini gerçekleştirir. Edindiği bu bilgiler artık kişinin şemalarını oluşturur. İnsanın hayatındaki her şeye ait bir şeması vardır. O şemalar sayesinde, ilk deneyimden sonra karşılaştığımız her şey veya herkesin zihnimizde oluşan haliyle bir değeri, anlamı vardır. Deneyimlediğimiz şeyleri zihnimizde gruplandırırız, birbirlerinden ayırt edebilmemizi sağlayacak şeyleri kodlarız.

Olumsuz, uyum bozucu şemalar, Şema Terapinin ilgi alanıdır. Şema; İnsanın en temel olumsuz psikolojik yapılanmasıdır. Aslında Şema Terapiye göre şu anda olumsuz ne yaşıyorsak, temelinde yaralı şema veya şemalarımız yatıyordur.

Şema Terapi, danışanın kendisine bir tanı koymaktan ziyade, danışandaki psikolojik  problemlerin hangi temel şemaya dayandığını bulmaya çalışır. Yani kişi daha önce bir yaşantı deneyimlemiştir ve belli bir zamana kadar yaşantıları sonucu oluşturduğu bu şemasıyla baş edebilmeyi öğrenmiştir.Yani eğer uyum bozucu davranış veya düşünceler, tutumlar varsa, temellerini danışanın erken çocukluğundaki yaşantılarında aramaya çalışır, erken çocukluk veya ergenliğe giriş dönemlerindeki yıpratıcı süreçleri anlamlandırmaya çalışır.

Şema terapide olumsuz yaşantılardan dolayı oluşan şemaların yeniden değerlendirmesi vardır. Geçmiş yaşantılarda tespit edilen bu uyum bozucu şemalar da etkili bir terapi süreci ve doğru uzman desteğiyle sağlıklı güncelleme yapılabilir. Şemalar sürekli güncellenebilirler. Uyum bozucu şemaların ortaya çıkmasına, bireyin dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren süregelen ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanamadığı etki eder. Bireylerin bakım gereksinimi, temel güven, tutarlılık, süreklilik, sağlıklı rekabet, kabul edilme, onaylanma, özerklik, tutarlı ve sağlıklı kimlik algısı oluşturma, oyun oynama, rol yapma, spontanlık gibi ihtiyaçları vardır. Şema terapiye göre bu ihtiyaçlar evrenseldir. İşte bu ihtiyaçlardaki karşılanamama veya aşırı şekilde karşılanması yani dengenin kaybı durumunda şemalarımız meydana gelir. Oluşan bu şema veya şemalar, bireylerin ileri de karşılarına çıkan herhangi bir durumla baş etmelerine engel oluştururlar. Genellikle ihtiyaçları küçük yaşlarda bir şekilde karşılanamayan bireyler, hayatlarında neyin veya nelerin eksik olduğunun farkında olmazlar. Bu nedenle de sürekli doyurulamayan bir ihtiyacın peşinde sürüklenirler. Giderilemeyen ihtiyaçların bireyde oluşturduğu eksikliklerin sonuçları yaşanır. Genellikle bu sonuçlar bireyler için acı ve uyumunu güçleştirici sonuçlardır. Şema Terapiye göre, psikolojik açıdan sağlıklı insan ise, bu ihtiyaçları uygun şekilde giderebilen insandır.

Bireylerde şema veya şemalarına paralel davranışlar görülür, bu nedenle de bireyin bir tedaviye veya psikoterapiye ihtiyaç duyup duymadığına bakılırken, bireyin şemasına paralel davranışlarının, kendisine veya çevresine, çevresindeki kişilere zarar verip vermediğine bakılır. Uyum bozucu davranışlar varsa ve devam ediyorsa doğru bir şema terapisi uzmanıyla görüşülmesinde, uzmanlarından destek alınmasında fayda vardır.

Jeffrey Young, şemaları 5 alan ve 18 balık altında toplamıştır. Alanlar:

I – Ayrılma Ve Dışlanma(Reddedilme) Alanı:

II – Zedelenmiş Özgürlük (Bozulmuş Özerklik Ve İş Yapma Becerisi)  Alanı:

III – Zedelenmiş/Zayıf Sınırlar Alanı:

IV – Başkaları Yönelimlilik Alanı:

V – Aşırı Duyarlılık Ve Baskılama Alanı:

Alanların altındaki şemaları ise şu şekilde ayırmıştır;

I – Ayrılma Ve Dışlanma(Reddedilme) Alanı:

Terk Edilme Şeması:

Kuşkuculuk/Kötüye Kullanılma Şeması:

Duygusal Yoksunluk Şeması:

Kusurluluk/Utanç Şeması:

Sosyal İzolasyon (Tecrit Edilme/Yabancılaşma) Şeması:

II – Zedelenmiş Özgürlük (Bozulmuş Özerklik Ve İş Yapma Becerisi)  Alanı:

Bağımlılık/Yetersizlik Şeması:

Dayanıksızlık Şeması:

Yapışıklık (Gelişmemiş Benlik) Şeması:

Başarısızlık Şeması:

III – Zedelenmiş/Zayıf Sınırlar Alanı:

Haklılık/Görkemlilik:

Yetersiz Öz denetim Şeması:

 

IV – Başkaları Yönelimlilik Alanı:

Boyun Eğicilik/Geri Çekilme Şeması:

Kendini Feda Etme Şeması:

Onay Arama Şeması:

V – Aşırı Duyarlılık Ve Baskılama Alanı:

Karamsarlık/Hataya Katlanamama Şeması:

Duyguları Bastırma/Aşırı Sorumluluk Şeması:

Yüksek (Acımasız) Standartlar/Aşırı Eleştirellik Şeması:

Cezalandırıcılık (Acımasızlık) Şeması:

Şema Terapi, ilişki sorunları, performans kaygıları yaşama, kalabalık ortamlara girememe, ilişkilerde sürekli terk edilme, herkesten şüphe duyma, kendisini ifade etmekte güçlük yaşama, sürekli hata yaptığına inanma, kronik depresyon ve anksiyete, yeme bozuklukları, tekrarlayan döngüleri içinde barındıran kronik çift sorunları…vb. gibi problemlerle ağırlıklı olarak çalışmaktadır. Öncelikle psikolojik problemleri için uzmana başvuran kişilerin şema terapiye uygun olup olmadığı, uzman tarafından doğru ve ayrıntılı şekilde değerlendirilir. Danışan, Şema Terapiyle çalışmak için uygunsa sürece başlanır.

Şema Terapi süreci sonunda bireyler problemlerinin temelini, yani sebep olan şemalarını tanımış şekilde ayrılırlar. Ancak zamanla başka problemlerin nüksetme ihtimali olabilir. İşte bu durumda danışan aldığı Şema Terapi desteğinden öğrendikleriyle, kendisini yönetebilir. Eğer tekrar uyumsuz süreçleriyle baş edemezse, yine uzmanından destek alabilir.