Pandemi Süreci ve Anksiyete

Pandemi Sürecinde Anksiyete ile Başetme

Tüm dünyayı etkileyen pandemi ve pandemi nedeniyle evde kalma zorunluluğu hepimizin anksiyetelerinin ve kaygılarının artmasına neden oldu. Hepimiz belirsiz bir süreçten geçiyoruz. Tedirginiz, kaygılıyız ve belirsizlik içerisindeyiz. Bu durum (kaygılarımız, endişelerimiz) belli bir seviyeye kadar gayet normalken bazılarımız için bir tehdit oluşturuyor. Özellikle zaten pandemi sürecinden önce de anksiyetesi olan bireyler için daha da tetikleyici olabiliyor. Çünkü kaygının bu seviyenin üzerine çıkmasıyla bilişsel fonksiyonlarımız da bozulmaya başlar.

Sürekli olumsuz senaryolar üretmeye başlayabiliyoruz, duyumsal duygumuzu kaybetme aşamasına gelebiliyoruz ve sağlıksız düşüncelerle zihnimizi sarabiliyor. Bunlar pandemi sürecinin içerisinde psikolojimize de zarar verir. Fiziksel sağlığımız kadar bu dönemde psikolojik sağlığımızı da korumanın yolları var. Öncelikle, planlama yapmak çok önemli oluyor. Böylelikle, günümüzü planlayarak bizim kontrolümüzde de bir şeylerin olduğunu hissetmek kaygımızı ve endişelerimizi minimum düzeye indirgeyeceğine inanıyorum. Mümkün olduğunca dışarı daha az çıkarak günlük aktivitelerimizi evde yapmaya çalışmalıyız. Çünkü, aslında fiziksel sağlığımızın korkusu bizi psikolojik olarak yıpratıyor ve endişelerimizi arttırıyor. Sosyal Medyadan devamlı çok fazla bilgi akışları var ve bu bilgi akışlarına maruz kalıyoruz. Bu dönemde kendimize güvendiğimiz birkaç bilgi kaynağı seçip günün sadece belli saatlerinde o bilgi kaynaklarına başvurmamız çok daha sağlıklı olacaktır. Böylelikle kendimizi hem yanlış bilgilerden korumuş oluruz hem de bizim tetikleyici dediğimiz bu kaygıyı sürekli yükseltecek ya da akut hale getirecek uyarıcıları biraz daha sınırlamış oluruz. Aynı zamanda, sokağa çıkma yasağının uygulandığında ve kısıtlamalar arttığında sanki devamlı bu şekilde yaşayacağız, devamlı kısıtlanacağız evimizden çıkamayacağız, insanlarla görüşemeyeceğiz gibi düşünceler zihnimizi işgal edip, kaygılarımızı maksimum seviyeye çıkardı. Böyle düşünceler aklımıza geldiğinde kendinize bunun geçici bir süreç olduğunu belli bir zaman sonrasında günlük hayatın normal akışına devam edeceğini işlerimize, okula gideceğimizi kendimize hatırlatalım. Özellikle ergenler için durum çok daha zorlayıcı olabiliyor. Zaten çok hoşnut olmadıkları halde aileleriyle, kardeşleriyle sürekli aynı ortamda kalma zorunluluğunda olmak, arkadaşlarıyla görüşememek gibi nedenlerle kaygılı ve öfkelidirler. Yaşı ve gelişiminden dolayı çok umursamaz gibi görünebilirler dışarı çıkmak ve arkadaşlarıyla görüşmek için ebeveynlerinin sert tutumlarıyla karşı karşıya kalabiliyorlar. Bu durumda onlara bilimsel verileri anlatmak onlarla birlikte bilimsel verileri okumak, tartışmak yararlı olabilir. Son derece net olarak emir verici “Hayır evde kalacaksın! Bunu yapmayacaksın” gibi sözler yerine onun duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışmak, kaygılarını anlamaya çalışmak, onu anladığınızı belirtip ama şu andaki durum nedeniyle bunu değiştireceğimizi söylemek çok daha faydalı bir yoldur. Çocuk ve ergenlerin anksiyeteleriyle baş etmelerindeki temel koşul evde birlikte yaşadıkları yetişkinlerin kendi anksiyeteleriyle baş etmeleri olduğunu unutmayalım.

Buna ilaveten, anksiyeteyi arttıran nedenlerin başında kendisine ya da ailesine zarar geleceği hatta ölebileceği korkusudur. Kaygı da korona salgını gibi bulaşıcı bir duygudur. Eğer biz kaygımızı belli bir seviyede tutabilir, belirli önlemleri alarak hayatımıza devam edersek hem bizim psikolojimiz bu dönem bittiğinde çok daha iyi olacak hem de çocukların psikolojisini de korumuş olacağız. Virüsü, dünyayı, pandemiyi kontrol edemesek de kendimizi, evimizin içini ve evimizin içinde yapabileceklerimizi her zaman kontrol edebileceğimizi hatırlayalım.

PANİK ATAK TEDAVİSİ İZMİR

PANİK ATAK TEDAVİSİ İZMİR

Panik Atak Tedavisi İzmir’de merkezimizde uzman psikologlarımız tarafından yapılmaktadır. Panik atak terapisi ile birlikte psikiyatrik değerlendirme de gerekebilir.

  • Panik Atak Terapisi İzmir randevu için bizimle iletişime geçiniz.

Panik atak nedir?

Panik atak tehlikede olduğumuza dair bir yanılsama, yoğun bir korku patlamasıdır. Bu yanılsamaları gerçek olarak algıladığımız sürece bu yoğun kaygı sürmekte ve birtakım fizyolojik belirtilerin ortaya çıkması ile birlikte daha da çekilmez bir hal alabilmektedir.

Panik atak sırasında, yoğun korku ya da rahatsızlık hissinin yanı sıra şu belirtilerden dördü (ya da daha fazlası) yaşanabilir;
-Çarpıntı,
-Kalp atışlarını duyumsama ya da kalp hızında artma olması,
-Terleme, titreme ya da sarsılma,
-Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları,
-Soluğun kesilmesi, göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi,
-Bulantı ya da karın ağrısı,
-Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma,
-Derealizasyon (gerçekdışılık duyguları) ya da depersonalizasyon (benliğinden ayrılmış olma),
-Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracakmış korkusu,
-Ölüm korkusu,
-Parezteziler (uyuşma ya da karıncalanma duyumları),
-Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları.

Günlük yaşam içerisinde pekçok insan, zaman zaman panik anları yaşamakta ve bu sıralanan belirtilerden bir ya da birkaçını hissedebilmektedir. Bu, elbette ki doğal bir süreçtir; hiçbirimiz bir fanusun içinde yaşamıyoruz. Ancak bazılarımız, sürekli olarak bu belirtilerle ilgili derin düşüncelere dalarlar ve dikkatlerini yalnızca bu belirtiler üzerine yoğunlaştırmaya başlarlar.

Panik atak geçiren bireylerin yaşadıkları panik ataklarını nasıl anlattıklarına birkaç örnek vereceğim;
‘Nefes alamıyorum, kalbim yerinden çıkacakmış gibi oluyor, yüzüme ateş basıyor, ellerim uyuşuyor kendimi acile atıyorum. Doktor bir şeyin yok dediğinde inanmıyorum. Birçok doktor gezdim. Hiçbirinden istediğim sonucu alamadım. Hepsi fizyolojik bir problemin yok dedi.’

‘Ne zaman geleceğini bilmiyorum, gittiğim her yerde ya burada kriz geçirirsem ne yaparım diye düşünüyorum.’

‘Evde oturuyorken kalp atışım bir anda hızlandı ardından nefes alamadım. Eyvah kalp krizi geçiriyorum dedim. Hemen acile koştum. Doktor kalbimle ilgili herhangi bir problemin yok dedi.’

Panik ataklarından muzdarip kişilerin ‘ya olursa’ düşüncelerinin ne kadar yoğunlukta olduğunu ve kontrollerini kaybetmekten korktuklarına şahit oldum. Yeni bir atak geleceği korkusu olarak tanımlanan beklenti anksiyetesi de panik atak yaşayan kişilerde/panik bozukluk tanılı hastalarda yeni bir atağın çıkma riskini yükselttiği görülmüştür. Arkadaşınız, inanmadığınızı belli ettiğinizde şakaya devam etmez; fakat inandığınızda işte o zaman arkadaşınıza eğlence çıkmıştır! Buradan da anlaşılacağı gibi ‘olumsuz düşünce biçimleri’ başlıca düşmanımız haline gelmektedir. Bu düşünceleri değiştirmek ve semptomları yok etmek amacıyla bir psikolog ile görüşmenizi tavsiye ederim.

PANİK ATAK (PANİK BOZUKLUK), TEDAVİYLE DÜZELEBİLECEK BİR PROBLEMDİR.

Anksiyete

KAYGI NEDİR? KAYGI BOZUKLUĞU NEDİR?

Kaygı Nedir?

Kaygı, kişinin bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı, bedensel, duygusal ve zihinsel değişimlerle kendini gösteren bir uyarılmışlık durumudur.
Dünyaya geldiğimiz anda bir öğrenme süreci içine gireriz ve bu süreç yaşamımızın sonuna dek devam eder. Öğrenme, kişinin yaşamını sürdürebilmesi ve süregelen yaşamdan doyum alması için gerekli tüm bilgi, eylem ve becerilerin kazanılması sürecidir. Devamı