Aylar: Haziran 2019

Oyun Terapisi Sertifikası, Oyun Terapisi Eğitimi

Oyun Terapisi Nedir?

Oyun Terapisi Nedir?

Oyun Terapisi, 5-11 yaş aralığındaki çocuklarda, oyun terapisi eğitimlerini tamamlamış bir uzman tarafından seans süreci sonunda çocuğun huzurlu, mutlu ve uyumlu olmasını hedefleyen, oyun terapisi tekniklerinden faydalanılarak yapılandırılan süreçtir. Oyun terapisi, uzman tarafından çocuğun oyun dünyasını açmasıyla birlikte uygulamaya konulur. Terapist, bazen seanslarında sadece oyun terapisi yöntemi ağırlıklı çalışılırken bazen de çocuğun problemine göre oyun terapisini, diğer kullandığı teknik veya tekniklerle birlikte destekleyici olarak kullanabilir. Özellikle yaş aralığı oyun terapisi tekniğine uygun çocuklarla da mutlaka bu teknikle çalışılmaya başlanır.

Oyun Terapisi Çocukların Hangi Problemlerinde Kullanılmaktadır?

Çocuklarda depresyon, takıntılar, kaygı bozuklukları, cinsel ve fiziksel istismar, travmaya bağlı stres bozuklukları, boşanma süreci ve sonrası, mükemmeliyetçi ebeveyn tutumları ve bunun çocuktaki olumsuz sonuçları, alt ıslatma, mastürbasyon, tırnak yeme, yemek yeme sorunu, uyku sorunu vb. durumlar sonucunda duygusal ve davranışsal problemler yaşayan çocukların iç dünyasını anlamak, duygusal problemleri ile başa çıkmalarını sağlamak, yaşadığı sıkıntılara alternatifler ve çözümler üretmek için başvuran danışanlarda oyun terapisi tekniği kullanılır.

Oyun terapisinde, terapist başvuruda bulunan çocuğu, tüm danışanlarında olduğu gibi koşulsuz kabul eder. Terapistinde bu kabulü gören ve hisseden çocuk zamanla çatışmalarını, sıkıntılarını, oyunu ve oyuncakları kullanarak ortaya koyar. Terapistte, çocuğun oyununu gözlemleyerek, eşlik ederek ve onu anladığını hissettirerek çocuğun rahatlamasını sağlar. Oyun terapisi, çocuğun yaşadığı problemleri ve zorlukları önlemede ya da çözmede yardım sağladığı gibi, çocuğun gelişimine ve büyümesine de katkı sağlar.

Oyun Terapisi ve Aileler

Aileler genellikle çocuklarını terapiye başlatırken oyun terapisi hakkında bilgi sahibi olarak başlamamaktadır, bu nedenle oyun terapisi ile ilerletilen terapi sürecini sadece oyun oynanan bir saatmiş gibi algılayabiliyorlar. Seans içerisinde oynanan oyun, seans odası dışındaki oyunlar gibidir evet ancak  göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir fark var ki bu oyun, uzman değerlendirmesi ve bazı tekniklerin kullanılmasıyla da analiz edilmektedir. Çünkü ‘çocuğun dili oyundur’. Oyun  terapisti, aileye oyun terapisi sürecinin başından sonuna nasıl yapılandırıldığına dair, seans süreci içerisinde bilgilendirmeler sağlamalıdır. Ailelerin sürece ve çocuklarına dair seans içerisinde bilgilendirildiklerinde daha rahat ve güvende hissettikleri görülmektedir.

Oyun terapisinde, aile ve çocuk adına en önemli kazanım aileyi oluşturan bireylerin birbirleriyle daha sağlıklı iletişimde bulunabilmeleridir. Sağlıklı iletişim kurmanın kendisi bir beceridir. Bu beceri için temel koşullardan birisi de bireylerin iletişim tarzlarındaki çatışmaya zemin hazırlayan dili bulmalarıdır. Çocuk için bu çatışmayı en dolaysız sunabileceği yol da oyundur. Anne ve babaya, genellikle hangi tutumlarda davranan ebeveynler oldukları, sahip oldukları çocuklarının gelişim dönemi özelliklerinin bilincinde olup olmadıkları, aile içerisinde görev ve sorumlulukların nasıl paylaşılması gerektiğine dair iletişim psiko-eğitimiyle yine oyun terapisti tarafından iletişim becerileri kazandırılabilir. Aslında oyun terapisi çoğu zaman yerini bir aile terapisi sürecine de bırakabilir.

Oyun Terapisinde Filial Terapi Yöntemi ve Aileler

Tüm psikoterapi modellerinde aileler çocuklarla ilgili her süreçte destekçi olmak durumundadır ancak oyun terapisi başlığı altındaki filial terapideki kadar etkin değillerdir. Filial Terapide ebeveynler diğer terapi yöntemlerine göre süreçte doğrudan etkilidirler. Terapinin bir parçası olurlar, terapistin gözetiminde terapi sürecinin bir bölümünü yönetirler. Filial terapide, ailelerin terapi sürecine olan motivasyonunu diri tutmak adına, hem terapist hem de aileler oldukça fedakarlık gösterebilmeye ve sabırlı olmaya davet edilirler. Filial terapide aileler, zaman ve sabırları açısından uzmandan sürekli süpervizyon desteği almayı ihmal etmemelidirler. Bu nedenle oyun terapisti ailelerin bu problemlerini aşmaya yardımcı olmak adına , aileyi  sürece dair düzenli ve eksiksiz olmasına özen göstererek psiko-eğitimlerle bilinçlendirebilmeli, sabırlı olmaları konusunda aileye destek verebilmelidir.

İlişki Koçluğu Sertifika Eğitimi

Mutlu Bir İlişki Yürütme Yolları Nelerdir?

Mutlu Bir İlişki Yürütme Yolları Nelerdir?

İnsan, tek başına varlığını sürdürmekte zorluk yaşayan, birilerinin kendisiyle kurduğu yakın ilişkiye ihtiyacı olan tek canlı türüdür. İnsanın kurduğu yakın ilişkiler, bazen bir komşuluk ilişkisi, bazen mesai arkadaşlığı, akrabalık ilişkisi ve bazen de neredeyse her bireyin en çok ihtiyacını duyduğu romantik ilişkiler…

Mutlu ilişkinin sırrı nedir sorusunu birçok kişi sormaktadır. Elbette mutlu ilişki mümkün, bunun için nitelikli emek çok önemli.

Romantik ilişkiler, bireylerin; yakınlaşma, bağlanma, karşılıklı olarak duygularını alıp-verme; duygusal anlamda birine yatırımda bulunma, güven ilişkisi kurma, saygı duyma, tutku, sevgi besleme, temasta bulunma gibi birçok ihtiyaçlarını karşılar. Bireyler genellikle ihtiyacında oldukları romantik ilişkilerin arayışındayken birçok kriter belirlemiş şekilde veya beklenti içerisinde olabiliyorlar. Bu beklentiler, kriterler de zaman zaman iyi, çoğu zaman da ilişki içerisindeki bireylere zarar verici olabiliyor. Yani bireyler için romantik ilişki başlatmanın zorluğu kadar, sürdürebilmenin de zorlukları vardır. Peki romantik ilişkilerin sağlıklı şekilde sürdürülebilmesi için çiftlerin nelere dikkat etmesi gerekir?

Mutlu İlişki Yürütebilmek İçin Çiftler Neler Yapmalı?

  • Öncelikle çiftler ilişkilerinde ben değil, biz olabilmeye özen göstermeli, ağırlık vermelidir. Elbette çiftlerin bireysel yaşam alanları olmalı, bireysel kararlar da alabilmelidirler ancak ilişkide ki ben olma ihtiyacı, ‘Biz’ olmaya zarar vermeyecek şekilde dengelenebilmeli, çiftlerin birlikteliğini unutturacak düzeye çıkarılmamalıdır.
  • Çiftler, bireysel olarak mutlu olunan ve mutsuz olunan kaynaklarını belirleyebilmeli, bunlar çiftler arasında paylaşıldıktan sonra, çift olarak yani ‘Biz’ olarak mutlu oldukları ve mutsuz oldukları durumları belirginleştirmelidirler.
  • Çiftlerin ilişkilerinde özellikle belirli bir zaman geçtikten sonra aksattıkları veya unuttukları bir mesele de, takdir edilme, birbirlerinden hoşnut olma, beğenilme arzularının karşılanabilmesidir. Çiftler, karşılıklı birbirini takdir eden, bir takım davranış ve düşüncelerden dolayı hoşnut kaldıklarını belli eden bir iletişim dili kullanmaya özen göstermelidir.
  • Çiftler, birbirlerinin hoşlandıkları, önem verdiği şeylere duyarsız kalmamaya özen göstermelidir. Özelikle birbirlerini etkileyen önemli konularda, paylaşımda bulunarak, birbirlerinin konularına merak duyabilmelidirler, konuyu partneri için, ‘Biz’ oldukları için istekli şekilde masaya yatırabilmelidirler.
  • Çiftler birbirleriyle olan iletişimlerinde ve birbirlerine sergiledikleri davranışlarında sevgiyi ve saygıyı koruyarak davranmaya özen göstermelidirler. Sergilenecek her davranış ve ağızdan çıkacak her sözün aralarındaki sevgi ve saygıya zarar verip vermeyeceği çiftler tarafından değerlendirilmelidir.
  • Çiftler, karşı tarafın kendisi için değerli, özel, biricik olduğunu birbirlerine hissettirebilmelidirler. Genellikle biricik olmayı hissettirme yolunun, özellikle kadınlar tarafından maddi boyutu yüksek hediyelerden geçtiğine inanılır. Evet, hediyelerinde oldukça önemli bir yeri vardır ancak önemli olan yapılan şeyin partneriniz için bir anlam ifade ediyor, duygularına karşılık bulduğunu hissettiriyor olmasıdır. Kimisi için ansızın bir dokunuş, kimisi için birkaç söz ilişkide bireyin kendisini özel hissetmesi için yeterli olabilir.
  • İlişkilerde en çok gözlemlenen çatışma nedenlerinden biri de, iletişimde fark edilemeyen aksaklıkların yaşanıyor olmasıdır. Yani çatışmaların temelinde doğru ve sağlıklı iletişimin çiftler tarafından bilinmiyor olması yatıyor olabilir. Çiftler doğru ve sağlıklı, birbirlerini anladıklarını ifade eden bir iletişim kurup kurmadıklarına dikkat etmelidirler.
  • Çiftler birbirleriyle olan iletişimlerinde kullandıkları dili, yapıcı olmayan eleştiriden, yargılamalardan, etiketleyici bir dilden arındırmış olmaya dikkat etmelidirler.
  • Çiftler, ortak zevklerini bulabilmeli, keyifle vakit geçirebildikleri ortak yaşam alanlarını oluşturabilmeli ve bunları ritüellere dönüştürmeye özen göstermelidirler. Tüm bunlar ritüel haline getirilmeye çalışılırken, çiftler spontanlığa da açık olabilmelidirler.
  • Genellikle çiftler, ilişki yaşayan bireyler, sorunu karşılarına almak yerine birbirlerini karşıya alma eğiliminde olabiliyorlar. Bu nedenle ilişkide ortaya çıkan bir problem de, sorunu karşısına alan çözüm odaklı bir çift olmaya çalışılmalıdır.
  • Evlilik öncesi ilişkiler ve evlilik sonrası için çiftlerin gelecek hayalleri kurmaya devam etmeleri ilişkiyi zinde tutacaktır. Kurulan bu hayalleri çift olarak hedeflere dönüştürmeye çalışmakta yine ilişkinin sahip olması gereken enerjiyi sağlayacak yollardan biri olabilir.
  • İlişkilerde en sık rastlanan hatalardan biri de, kadın veya erkeğin, partnerini bir başka erkek veya kadınla kıyaslaması durumu. Genellikle kadınlar, ilişkilerini bir başkasının ilişkisiyle kıyaslama eğiliminde olabiliyorlar. Bu kıyaslamalar, bireylerde değersizlik, yetersizlik gibi birçok olumsuz duygulara sebebiyet verebilir. Bu olumsuz duygularda elbette ilişki içerisinde yerini olumsuz, istenilmeyen davranışlara bırakacaktır. Tüm bunlar ilişkinizin mutlu sürdürülebilmesi önünde engeller çıkarabilir. Bu nedenle ilişkinizi bir başkasının ilişkisiyle kıyaslamamaya özen göstermelisiniz.
  • İlişkilerde en sık rastlanan bir diğer durum da, çiftlerin birbirlerinin zihinlerini okumaları, belki de doğrusu okuduklarını düşünmeleridir. Çiftler, çoğu zaman ortaya konulan duygu ve düşünceyi tam anlamak ve bu konuda karşılıklı anlaşabilmek yerine, sadece kendilerinin partnerlerinden ne anladıklarıyla ilgilenirler. Yani tek taraflı bir anlaşılma, tek taraflı bir yargıya varma durumu… Oysaki bireyin özellikle de olumsuz durumlarda, partnerinden ne anladığını, partnerine iletebiliyor olması önemlidir. Bu sayede yanlış anlaşılmalar çok daha büyümeden, olayın kahramanından öğrenilmiş olacaktır. Bu nedenle çiftlerin zihin okumalarından kaçınmaya özen göstermeleri, bunun yerine direkt sorarak, hislerini iletebilmeleri önemlidir.
  • İlişkiler de mizahtan yararlanmaya özen gösterilebilir. Faydalanacağınız mizah, olumsuz bir duruma ayırdığınız enerjinin, vaktin kısa süre içerisinde son bulmasına da yardımcı olacaktır.
  • İlişkilerinizde, çevrenizdeki insanlardan elbette dönütler olacaktır. Ancak söylenenlerin direkt ilişkinizle temas etmesini önleyerek, çevredeki insanların ne söylemek istediklerini sadece duyumsayarak, anlamaya çalışabilirsiniz. Kendinize veya ilişkinize almanız gerekeni alabilmeyi, bazen de görmezden, duymazdan gelebilmeyi öğrenebilirsiniz.
  • Son olarak; Mutlu bir ilişki yürütmeye istekli misiniz? Bu soruya verdiğiniz cevabı sorgulayabilirsiniz. Eğer çift olarak niyetiniz, ilişkinizin devamlılığı ise istekli olmanız sizi bir adım öne geçirecektir. Bu isteğin her iki tarafında içinden geliyor olması oldukça önemlidir. Mutlu bir ilişki sürdürmeye isteğiniz varsa ilişki bir şekilde devam edecek ve sorunların çözümü de bir şekilde bulunabilecek demektir.