Kategori: <span>Çocuk Terapisi</span>

Çocuklarda Altını Islatma

Çocuklarda İdrar Kaçırma

Çocukların bir çoğunda sık görülen altını ıslatma sorunu bir çok farklı problemle ilişkili olabilir. En sık görülen biçimi özellikle de geceleri altına kaçırmak olarak bilinir. Çocukluk çağında yoğun olarak karşılaşılan bu durum, üriner sisteme ait olan bir sorundur.

Çocuklar, 2 ve 4 yaş aralığındayken tuvaletlerini tutabilme özelliğine sahiptirler. Bu durum hem mesanelerinin yeterli gelişmesi hem de tuvalet eğitimlerinin alınması ile var olmaktadır. Çocuklarda idrar kaçırma durumu ise genel olarak mesanelerinin yeterli düzeyde gelişememesi ile oraya çıkan bir sorundur. Bu sebeple de herhangi bir yaş durumu gözetilmeksizin çocuklarda görülebilir.

Çocuklarda altını ıslatma ve idrar kaçırma durumları, farklı yaşlara göre oranlanmaktadır. Bunlar 6 yaşında %10, 5 yaşında %20 ve 3 yaşında %40 olarak ayrılır. Bunun yanında, erkek çocuklarda idrar kaçırma durumları, kız çocuklardaki orana göre çok daha yüksektir. Çocuk, 5-6 yaşındayken idrar kaçırıyor ise, aileler kapsamlı bir şekilde bu sorunu çözmek ile uğraşır. Ancak çocuk 7-8 yaşında da bu sorunu devam ettiriyorsa, genel olarak hekime başvurulma yolu izlenir. Türkiye’de idrar kaçırma sorunu, 7-11 yaş aralığındaki erkeklerde %16, kızlarda ise %11 olarak görülmektedir.

Çocuklarda idrar kaçırmaya dair birçok neden bulunur. Bunlar hem duygusal hem de fizyolojik nedenler olabilmektedir. Ebeveynler, bu sorunları çözüme kavuşturmak için alınan sıvı oranını düşürmeyi ve gazlı içecekleri kesmeyi dener. Eğer sonuç alınamaz ise son aşama olarak uzman bir hekim ile görüşmeye başlarlar. Çocuklarda idrar kaçırma durumlarına sebebiyet verecek olan bazı hastalıklar bulunur. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Gün içerisinde aşırı stresli anlar yaşanması
  • Uyku düzeyinde problemlerin var olması
  • İdrar yolunda bulunan farklı çeşit enfeksiyonlar
  • Kronik olarak var olan kabızlık

Bu durumlara göre bir planlama belirlenir ve uzman pedagoglar ile çözüme kavuşturulmaya çalışılır. İzmir pedagog, yıllardır alanında hizmet veren ve başarılı çalışmalar yürüten bir pedagogdur. Sizler de çocuklarda idrar kaçırma durumu için pedagog İzmir ile görüşebilir ve sağlıklı bir tedavi yolu izleyebilirsiniz.

Çocuklarda İdrar Kaçırma Nedenleri Nelerdir?

Gece saatlerinde altını ıslatan çocuklar, fizyolojik düzeyde altını ıslatan çocukların grubuna girmektedir. Bu durum ile karşılaşan çocuklarda uyku derinliklerinin çok fazla olduğu, mesane doluluğunu fark etmediği ve mesane kapasitesinin olması gerektiğinden daha küçük olduğu görülür. İdrar kaçırma problemi yaşayan çocukların çok küçük bir diliminde ise şeker ya da böbrek hastalıklarının var olduğu görülmektedir. Bu oran %2 ya da %3 olarak bilinir.

Var olan idrar kaçırma durumları, genetik olarak eşdeğer bir durumdur. Eğer ebeveynlerden birisinde altına kaçırma durumu yaşanmış ise, çocukların da yaklaşık yarısında bu durum gözlemlenir. Eğer ebeveynlerin ikisi de bu sorun ile zamanında karşılaşmışsa, çocukların aynı rahatsızlığı geçirme durumu yaklaşık olarak %75 oranındadır.

Aşağıda belirtmiş olduğumuz durumlardan en az birinin dahi var olması, çocuklarda idrar kaçırmanın görülebilmesine neden olmaktadır. Bunlar:

  • Ebeveynlerde de aynı sorunun var olması
  • Mesane kaslarının istenen düzeyde olgunlaşamaması
  • Uykuya dalmadan önce fazla sıvı tüketiliyor olması
  • Böbreklerde ya da idrar yollarında problemlerin var olması
  • Gün içerisinde aşırı stresli olayların yaşanması
  • Duygusal dönemlerden geçilmesi
  • Şeker hastalığının var olması
  • Mesane boyutunun küçük olması
  • İdrar yollarında çeşitli enfeksiyonların var olması
  • Kabızlık durumunun yaşanıyor olması

Bu belirtilerin yanında, yalnızca gündüz görülen idrar kaçırmaların belirtileri de vardır. Bunları da şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Kola ve benzeri içeceklerin yoğun olarak tüketilmesi
  • Tuvalete çok az gidiliyor olunması
  • Sürekli stres altında kalmak ve kaygı bozukluklarının var olması
  • Yaşanan kabızlık ile beraber mesanenin üzerinde fazla baskı kurulması
  • İşerken kişinin tüm idrarı yapmıyor olması
  • Mesane boyutunun küçük olması
  • İdrar yolu üzerinde yer alan problemler ve çeşitli enfeksiyonlar

İzmir çocuk pedagog, bu belirtiler ile yaşanan idrar kaçırmalarında destek sağlayan profesyonel bir pedagogdur. Çocuk pedagog İzmir ile iletişime geçerek sizler de profesyonel düzeyde bir destek alabilirsiniz.

Çocuklarda İdrar Kaçırmaya Yönelik Belirtiler Nelerdir?

İdrar kaçırma durumu, başlı başına bir hastalık olarak kabul edilmeden farklı bir hastalığın var olduğuna dair işaretler verebilmektedir. Bu sebepten dolayı da görülen idrar kaçırma durumları ile beraber kesinlikle bir uzmana başvurmanız gerekir. Aile terapisti İzmir, bu idrar kaçırma durumları ile ilgilenen profesyonel bir terapisttir. İzmir aile terapisti ile görüşmeler gerçekleştirerek sorunun asıl sebebine dair bilgiler alabilirsiniz.

Çocuklarda İdrar Kaçırma Tedavi Yöntemleri

Var olan idrar kaçırmaları düzeltebilmek için ilk olarak günlük alışkanlıkları değiştirmek ve yerine yenilerini almak gerekir. Bunu yaparken kesinlikle çocuğa karşı baskılayıcı bir tavır izlenilmemesi gerekir. Aile bireyleri hassas olmalı ve doğru bir şekilde bu değişimi yapmalıdır. Bunun yanında izlenen birçok tedavi yöntemi bulunur. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Düzenli olarak alınan sıvı miktarının belirli oranlar ile azaltılmaya gidilmesi
  • Kişilerin yatma saatinin yaklaşması ile beraber iki saat öncesinden sıvı alımını durdurması
  • İçeriğinde kafein olan içeceklerin içilmesinin bırakılması
  • Uykuya dalmadan önce tuvaletin yapılması
  • Geceleri idrarın yapılması için çocuğun uyandırılması
  • İki saatte bir defa olmak üzere düzenli olarak idrara çıkmak
  • Okula gitme çağında olan çocukların, teneffüs aralarında düzenli olarak tuvalete gitmesi
  • Büyük abdestin her gün ve düzenli olarak yaptırılması
  • Alafranga tuvalet içerisinde idrarı yapmaya özen gösterilmesi

Bu gibi tedaviler, genel olarak işe yarayan tedaviler olarak bilinir. Ancak bunların işe yaramadığı dönemlerde ilaç tedavileri gibi farklı yöntemler de tercih edilebilir. Bu tedaviler arasında alarm terapisi adı verilen bir tedavi de mevcuttur.

Alarm tedavisi sırasında birtakım cihazlar kullanılır. Bunlar, çocuk idrar kaçırdığı anda öter ve çocuğu uyandırır. Büyük bir iyileşme oranına sahip olan bu tedavi yöntemi, genel olarak 8 yaşını aşan çocuklarda tercih edilir.

Aile terapisi İzmir, bu tedavi yöntemleri konusunda başarılı bir yol izlenmesi için sizlere detaylı bilgiler verecektir. İzmir aile terapisi sayesinde edinecek olduğunuz bilgiler, çocuklarda idrar kaçırma durumlarının büyük bir oranda kesilmesi ile sonuçlanır.

İzmir çocuk psikoloğu, tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken çocuğun durumunu detaylı bir şekilde inceler. Bu sayede uygulanan tedavilerde değişime gidilerek yeni yolların izlenmesi de sağlanır. Çocuk psikoloğu İzmir ile iletişime geçerek sizler de çocuklarda idrar kaçırma sorunlarından kısa sürede kurtulabilirsiniz.

Boşanma Sonrası Çocuğa Yaklaşım Nasıl Olmalıdır?

Boşanma Sonrası Çocuğa Yaklaşım Nasıl Olmalıdır?

Günümüzde yaşanan boşanma davaları ve ayrılıklar, hem çocuklar hem de bireyler için büyük bir sorun teşkil etmektedir. Bu sorunlar ise kişilerin hayatlarında meydana gelen değişikliklerden var olur. Boşanmaların yaşanması ile beraber anne ve babaların arasında geçecek olan diyaloglar, çocukların yaşantısına da direkt olarak etkide bulunur. Eğer var olan diyaloglar olumlu bir seviyede ilerliyor ise çocuk üzerinde de bu süreç olumlu ilerler. Fakat kişiler arasında bu ilişki şiddetli kavgalar ile geçiyor ve olumsuz bir düzeyde seyrediyorsa, ne yazık ki çocuklar üzerinde bırakacağı etkiler de bu yönde olup olumsuz bir şekilde var olur. Çocukların hem annesi hem de babası ile yaşayacak olduğu güzel ilişki, o çocuğun çok daha sağlıklı bir psikolojik düzeye sahip olmasını sağlar. İzmir pedagog, tüm bu süreçler içerisinde profesyonel destek sağlayan bir pedagogdur. İhtiyaçlarınız için pedagog İzmir ile iletişime geçebilir ve çok daha sağlıklı bir sürece sahip olabilirsiniz.

Boşanmaların Çocuk Üzerinde Görülen Etkileri

Anne ve baba arasında yaşanan boşanma davaları, her yaştan çocuk için aynı etkiyi hissettirmez. Bunun sebebi ise, farklı yaş diliminde yer alan çocukların boşanma davalarını çok daha farklı anlamlar ile düşünmeleridir.

Buna bir örnek vermek gerekirse eğer; henüz okula gitmeyen bir çocuk, boşanmanın ne olduğunu bilmediği için herhangi bir anlam yüklemeyecektir. Boşanma sonrasında olumsuz durumlar görüleceği gibi kaygı içerisinde bulunan ebeveynler görülmektedir. Eğer boşanma sonrasında doğru bir yaklaşım izlenirse, bu olumsuz durumlar da görülmeyecektir.

Boşanma davasının gerçekleşmesi ile beraber, ebeveynlerin çocuklarını ihmal etmemesi gerekir. Bu durum, koruyucu nitelik olarak çocuk üzerinde büyük bir etkiye sahiptir ve çocuğun ihtiyacı olan tüm duygu aktarımına sahip olmasını sağlar. Bunun yanında, yine farklı önlemler alınarak çocuğun olumlu durumu korunabilir. Bu önlemleri şu şekilde belirtebiliriz:

  • Ebeveynlerin arasındaki kavgaların minimum düzeyde yer alması ya da çocuğa hissettirilmemesi
  • Çocuğun sosyal düzeyde bir desteğe sahip olması
  • Boşanmalar yaşanmadan önce çocuğun bu boşanmaya psikolojik olarak hazırlıklı hale getirilmesi

Bu gibi faktörler dahilinde çocuklar, çok daha iyi bir boşanma sonrası psikolojik etki deneyimi yaşayacaktır. Tüm zorlukların üstesinden rahatça gelen çocuk, boşanma sonrasındaki yaşamı ile de uyumlu bir hal alır. İzmir çocuk pedagog, çocukların bu durumlar sırasında nasıl yönlendirilmesi gerektiği konusunda yardımcı olan bir pedagogdur. Profesyonel düzeyde bir psikolojik destekte bulunan çocuk pedagog İzmir, tüm süreç dahilinde yanınızda bulunacak ve sürecin en iyi şekilde tamamlanmasını sağlayacaktır.

Boşanma Sonrası Koruyucu ve Risk Faktörleri

Boşanmalar sonrasında görülen birkaç risk faktörü vardır. Bu risk faktörlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Boşanan anne ve babanın arasında yaşanan şiddetli çatışmalar
  • Boşanma sonrasında görülen ekonomik zorluklar
  • Çocuğun velayetini alan kişinin yeni yaşamında uyumsuzluk yaşaması ve zorluklar ile karşılaşması

Tüm bu faktörler, boşanma sonrasında görülebilecek olan risk faktörleridir. Kişilerin bu aşamada yapması gereken ise tüm risk faktörlerini minimum düzeye indirmesi ve koruyucu niteliğe sahip olan faktörleri artırmasıdır. Bunların yanında, boşanma sonrasında var olan durumları çocuğa doğru bir şekilde aktarmak da yine bu risk ve koruyucu faktörleri belirlemektedir.

Çocuklar, boşanma durumları var olmadan önce anne ve babasını her zaman beraber görmüştür. Boşanmanın gerçekleşmesi sonrasında da çocuğun ebeveynlerini beraber görmeyi istemesi, sürecin en normal isteklerindendir. Bu süreç, saygı ile bakılması gereken bir süreçtir. Koruyucu faktörler dahilinde sürecin içerisine dahil olmak ve tüm boşanma durumlarını alıştırarak anlatmak gerekir. Bu durum, çocuğun zarar almaması için önemlidir.

Aile terapisti İzmir, tüm süreç içerisinde yanınızda olan ve size akıl danışmanlığı yapan bir kliniktir. İzmir aile terapisti sayesinde çok daha akıllı bir sürece sahip olabilirsiniz.

Boşanma ile Beraber Çocuğa Yaklaşım Nasıl Olmalıdır?

Boşanmaların gerçekleşmesi ile beraber, ebeveynler çocuklarına karşı yine olumlu bir yaklaşım izlemelidir. Bu yaklaşımların nasıl olduğu, çocuğun güvensizlik ve kaygı gibi durumları yaşayıp yaşamayacağının da belirleyicisidir. Eğer iyi bir yaklaşım ile hareket edilirse, çocuğun hayatında bu gibi olumsuz durumların görülmesi riski de minimuma indirilir. Ebeveynler, çocukların kafasındaki düşünceleri önemsemeli ve onları rahat hissettirerek tüm duygu ve düşüncelerini dile getirmesini sağlamalıdır.

Meydana gelen boşanmalar ile beraber, çocukların kafasında nasıl bir hayat yaşayacağına dair düşünceler meydana gelir. Bu durum ise kaygı bozukluklarının ve aşırı stresin oluşmasına sebep olmaktadır. Kaygı bozuklu gibi sorunların meydana gelmemesi için ebeveynlerin çocuklarına karşı ilgili olması ve çocukların beklemiş olduğu cevapları vermesi gerekir. Çocukları bu süreç hakkında bilgilendirmek, en önemli faktörlerden birisidir.

Boşanmalar sonrasında çocuklar üzerinde bulunan karar verme yetkileri, çocuklar arasında zorlayıcı bir durum olarak görülerek olumsuz bir şekilde karşılanabilir. Bu olumsuz yaklaşım ise beraberinde kararsızlık yaşayan bir çocuk getirir. Bu sebepten dolayı da ebeveynlerin doğru bir gelişim dönemi planlaması yapması gerekmektedir. Boşanmaların meydana gelmesi ile beraber her iki ebeveynde çocukların ihtiyaçlarına cevap vermeli ve bu ihtiyaçlara göre hareket etmelidir.

Boşanmaların gerçekleşmesi ile beraber ebeveynlerin sorumluluklarını unutmaması gerekir. Bu sorumluluklar dahilinde yine çatışmalar yaşanabilmektedir. Bu fikir ayrılıkları konusunda çocuğa danışılarak fikri alınabilir. Ancak bu durumlar içerisinde çocuğun uygun bir gelişim döneminde olmasına dikkat edilmesi gerekir. Bu işlemler yapılırken çocuk ve ebeveynler arasında herhangi bir laf taşıma durumu olmamalıdır. Bu durumlar, direkt olarak çocuğun ebeveynlere karşı öfke hissetmesine sebep olmaktadır.

Aile terapisi İzmir, boşanmaların gerçekleşmesi ile beraber çocuklara karşı nasıl bir yaklaşım içinde olunması gerektiğini ailelere anlatmaktadır. Bu sürecin çocuklar üzerinde büyük bir etkisi bulunur. Bu sebepten dolayı da aileler İzmir aile terapisi ile hareket etmeli ve bu süreç içerisinde yalnız kalmamalıdır.

İzmir çocuk psikoloğu, süreç içerisinde çocuğun tüm ruh halini anlayabilecek bir düzeydedir. Hangi durumlarda nasıl hareket etmek gerektiği ve çocuğa nasıl bir yaklaşımda bulunması ile alakalı ailelere fikirler verecek ve bu sayede çok daha sağlıklı bir boşanma sonrası sürecin gerçekleşmesini sağlayacaktır. Çocuk psikoloğu İzmir ile konuşarak, çok daha olumlu bir seyir izleyen boşanma süreçlerine sahip olmayı unutmayın.

Çocuklar Neden Tırnaklarını Yer?

Çocuklarda Neden Tırnaklarını Yer?

Küçük çocuklar, farklı sebeplerden dolayı sürekli olarak tırnaklarını yiyor olabilmektedir. Bu sebepler meraktan, canının fazlasıyla sıkılıyor oluşundan, var olan stresten, bu hareketi alışkanlık edinmesinden ya da bir başkasını taklit ediyor oluşundan dolayı oluşabilir. Bunun yanında, tırnak yeme durumu gerginlikten kaynaklanan da durumlar arasında yer alır. Eğer çocuğunuz kendisini çok fazla gergin hissediyorsa bu durumlarda tırnaklarını yiyebilmektedir. Bu durumlar dahilinde İzmir pedagog ile iletişime geçebilir ve kısa sürede çözüm için muayene olabilirsiniz.

Tırnak yeme alışkanlığının yanında benzer nitelikte olan alışkanlıklarda vardır. Başparmak emmek, saçları ile oynamak ve dişlerini fazlası ile sıkarak gıcırdatmak bunlardan bazılarıdır. Tırnak yeme ve bu gibi durumlar, çocukluktan sonra da devam ederek yetişkinler arasında da sürekli olarak görülebilir. Ebeveynler genel olarak çocukların gelişim dönemindeki stresli zamanları fark edemedikleri için bu gibi durumların da önüne geçmekte zorlanırlar.

Çocuklarınız gün içerisinde çok fazla olmayacak ve kendisine zarar vermeyecek seviyede tırnaklarını yiyebilmektedir. Bu gibi durumlar genel olarak televizyona bakarken ya da sınav gibi durumlar esnasında olur. Yalnızca bu zaman dilimleri içerisinde tırnaklarını yiyorsa endişelenmenize gerek yoktur. Bu durumlar bir zaman sonra kendiliğinden son bulacak ve sizin de çocuğunuz üzerindeki endişeniz son bulacaktır. Ancak bu son bulma işlemi gerçekleşmez ve çocuğunuzun tırnaklarını yeme süreci farklı zaman dilimlerine de yayılırsa, bu gibi durumlarda hemen bir uzmana danışmalısınız. Pedagog İzmir, bu gibi durumlar dahilinde size yardımcı olabilecek olan en iyi profesyonellerdendir.

Tırnak Yiyen Çocuklar İçin Ne Yapılabilir?

Tırnak yeme durumları sırasında çocuklarınızı dinlemeniz ve neden bu eylemi gerçekleştirdiğini anlamanız gerekir. Uzmanlar bu durumlar esnasında çocuğunuzu fiili olarak durdurmanızın doğru olacağını söylüyor. Ancak bunun yanında çocuğunuzun neden bu eylemi gerçekleştirdiğinin öğrenilmesinin de ne denli bir öneme sahip olduğu belirtilmektedir. Çocuklarınızın bu eylemi neden dolayı yaptığını öğrenemezseniz kesin ve uzun süreli bir çözüm bulamazsınız.

Küçük yaştaki çocuklarınızın bu tırnak yeme eylemini neden yaptığını öğrenmişseniz, bu durumlar ile ilgili onunla konuşabilirsiniz. Bu durumlar genel olarak çocuklar üzerinde büyük etki yaratacak olan durumlardır. Boşanmalar, tartışmalar ve yeni bir okula geçmek gibi faaliyetler bu gibi durumlara örnek olarak gösterilebilir. Çocuk üzerinde tırnak yeme olayının kolay olmadığı bilinir. Bu durumun neden olduğunu öğrenmek için ona birkaç blöf yaparak oyun haline getirebilirsiniz. Örnek olarak, çocuğunuz tırnaklarını yerken “Ben senin neden tırnağını yediğini biliyorum, senin canın derslerine sıkkın” diyerek ondan aslında var olan doğru cevabı vermesini sağlayabilirsiniz. Bu durumda çocuğunuz “Hayır yanlış biliyorsun” diyerek size asıl doğru cevabı verebilmektedir.

Tırnak yeme olayları esnasında, çocuğunuza bağırmak ya da azarlamak herhangi bir fayda sağlamayacaktır. İzmir çocuk pedagog da bu gibi durumları asla tasvip etmez. Çocuklarınıza bu şekilde davranmak onların tırnak yeme alışkanlıklarını asla durdurmayacaktır. Bilinçsiz bir şekilde yapılan bu eylemin net bir şekilde durdurulabilmesi için öncelikle bunun altında yatan nedeni öğrenmeniz ve diyalog ile bir çözüm yolu bulmanız gerekir. Aksi durumda yapılacak olan şeyler asla çocuğa yardımcı olmayacaktır.

Çocuğunuzu bazı durumlarda uyarabilir ve küçük yasaklar koyabilirsiniz. Örnek vermek gerekirse eğer, yemek yerken ya da salon içerisinde otururken tırnakların yenmemesi bunlar için güzel bir seçenek olacaktır. Çocuğunuz bu alanlar içerisinde tırnaklarını yememeye çalışacağı için de aslında bir farkındalık ortaya çıkacaktır. Bu aşama içerisinde dikkat etmeniz gereken tek husus, belli bir süre sabrederek sonrasında bir anda sinirle çocuğunuza karşı kötü bir tavır ortaya koymamanızdır. Bir anda bağırarak bunları dile getirmek, iki taraf içinde olumsuz sonuçlar ortaya çıkaracaktır.

Çocuklarınız için ne kadar iyi niyetli düşünürseniz düşünün, onlara karşı bu denli kötü davranışlarınız çocuğun çok daha fazla stresli olmasına ve tırnaklarını çok daha fazla yemesine sebep olacaktır. Bu gibi durumların önüne geçebilmek için ellerini yoğun olarak yıkamasını ve de tırnaklarını sürekli olarak kesmesini önerebilirsiniz. Bu durumlar içerisinde çocuğunuz kendisini bir cezanın ortasında hissetmeyecektir. Bununla beraber, ceza vermediğinizi anlayan çocuklar yardım için yine sizlerle rahatlıkla iletişime geçebilir. Bu da çözüm arayışı içerisinde çok daha güzel bir noktaya gelinmiş olduğunu gösterir.

Okul çevresi, bir çocuğu en çok stresli hissettiği anlardan birisidir. Bu stresli anlardan sonra da genel olarak çocuklar tırnaklarını yerler. Okulda oluşan durumlar ve arkadaşlarının onunla dalga geçiyor oluşu, çocuğunuzun direkt olarak size gelerek yardım istemesine sebep olabilir. Bu gibi durumlar, çocuğunuzun bu alışkanlıktan vazgeçmesi için mükemmel fırsatlardandır. Bunları değerlendirmeli ve yardım için size gelen çocuğunuza farklı çıkış yolları göstermelisiniz. Bu sayede sizleri dinleyecek ve verecek olduğunuz doğru yönlendirmeler sayesinde tırnaklarını yemeyi bırakacaktır. Çocuk pedagog İzmir, bu konularda profesyonel bir hizmeti size sunar. Çocuğunuzun tırnaklarını yemesini bıraktırmak istiyorsanız İzmir çocuk psikoloğu ile irtibata geçmeyi unutmayın. Bilimsel çalışmalara ve deneyimlere dayanan yardımları sayesinde kısa süre içerisinde büyük etkilerin görülebilmesi mümkündür. Bu sayede sizler de kendinizi yalnız hissetmeyecek ve çok daha profesyonel bir yardım ile hareket edebileceksiniz.

Hangi Durumlarda Aileler Endişelenmelidir?

Tırnak yeme işlemleri sırasında, çocukların elleri zarar alıyor ve kanamalar yaşıyor olabilir. Bu gibi durumlar stresin ve başka faktörlerin aşırı şekillerde hissedildiği zamanlardır. Bunların yanında, çocuklar bir diğer aşama olarak uyumakta zorlanma gibi durumlarla da karşılaşabilir. Ebeveynler olarak erken bir önlem almalı ve çocuk psikoloğu İzmir ile görüşerek kısa sürede randevu almalısınız. Profesyonel bir yardım sunan bu hizmet, çocuğunuz için en iyi yolları tercih ederek sizi de bu uğraştan kurtarmış olacaktır.

oyun terapisinin çocuklar üzerinde etkisi

Oyun Terapisinin Çocuklar Üzerinde Etkisi

Oyun terapisi çocuklar için kullanılan bir terapi çeşitidir. Çocuklar bazı durumlarda duygularını göstermek için yeterli zihinsel, bilişsel ve sosyal beceriye sahip olmayabilirler. Bu seanslar normal bir oyun gibi görünse de aslında bundan çok daha fazlasıdır. Oyun terapisi bir nevi çocuğun, kendisini daha rahat ifade edebilmesinin oyun ve oyuncaklarla sağlanmasıdır.

Yetişkinler gibi her şeyi anlatamayan ve ihtiyaçlarını söylemeyen çocuklar için oyun terapisi özel bir terapi çeşitidir. Dolayısıyla bu şekilde duygularını daha açık anlatabilir ve yaşadıkları bir sorun var ise, o problemin çözümü amaçlanır. Bununla beraber çocuğun kişisel gelişimine katkı sağlayarak ona birçok şey kazandırır.

Bu terapi yöntemi çocuğa, oyun yolu ile özgüven ve cesaret katarak, içe kapanıklığı ortadan kaldırır. Ek olarak çocuğun yaşadığı travmatik olayların üzerinde bulunduğu etkileri azaltır. Çocuğa güven duygusunu ve uyum becerisini tekrardan kazandırır. Bunlara ek olarak;

  • Bazı durumlar karşısında daha fazla sorumluluk alabilme eğilimine sahi olurlar.
  • Yaratıcı problem çözme becerileri geliştiriler.
  • İnsanlarla empati yapma ve saygı duyma eğiliminde bulunurlar.
  • Kaygı azalır
  • Aile ilişkileri gelişir ve sosyal becerileri artış gösterir
  • Kendilerine olan saygı gelişim gösterir.

Oyun Terapisi Ne Zaman Tercih Edilmeli?

Çocukta aşağıdaki maddelerde bulunan durumlardan birisi bile gözlemleniyor ise, çocuğun problemi çok büyümeden oyun terapistine başvurmanız gerekmektedir. Bu durumların çözümü için oyun terapisi sıklıkla 2 ve 11 yaş aralığındaki çocuklara uygulanmaktadır. 2 yaş aralığı genellikle çocuğun oyun oynamaya başladığı dönemdir. 11 yaşından büyük çocuklar da bazı durumlarda yaşadığı probleme göre oyun terapisi tercih edebilir.

  • Herhangi bir sebepten dolayı travma
  • Şiddet veya cinsel istismar varsa
  • Aile içerisinde meydana gelen ayrılık ya da kavga
  • Konuşmama
  • Uyum problemi
  • Evlatlık durumu
  • İçe kapanıklık ve özgüvensizlik
  • Sebepsiz korkular
  • Ebeveyn kaybı
  • Kardeşlerinden birini kıskanma
  • Uyku, tuvalet, yemek yeme problemleri
  • Saldırganlık, agresif ve kızgınlık belirtileri
  • Hiperaktivite ve dikkat eksikliği
  • Öğrenmede zorluk çektiğinde
  • Endişe ve depresyon belirtileri
  • Aile tarafından ihmal edilme
  • Okulda veya sınıfta arkadaşları ile problemli davranışlar sergilediğinde
  • Otizmli çocuklarda
  • Anne ve babanın boşanması veya yakın bir aile bireyinin vefat etmesi hallerinde

Oyun Terapisi Teknikleri

Oyun terapisi seansı haftada 1 şeklinde ortalama 30-60 dakika süreyle yapılmaktadır. Ebeveynlerin merak ettiği sorulardan biri ise oyun terapisi kaç seans sürer? Sorusu olmaktadır. Buna bağlı olarak çocuğun kaç seansa ihtiyacının olduğu, terapiye ne derece iyi yanıt verdiğine bağlı olarak değiştiğini söylemek doğru olacaktır.

Oyun terapisinde seanslar, genellikle çocuğun kendini huzurlu ve güvenli hissettiği ortamlarda gerçekleşmektedir. Terapinin gerçekleştiği oda ve oyuncaklar özel olarak seçilmektedir. Oyuncakların ve materyallerin hepsi birbirinden farklı manalar taşımaktadır. Oyun esnasında günlük yaşantısında ifade etmekte zorlandığı duyguları rahatça ifade edebilmesine aracı olur. Oyun terapisi teknikleri ise genel olarak şu şekildedir:

  • Su ve kum oyunları
  • Lego oyunları
  • Sanat ve el işleri
  • Dans ve daha yaratıcı hareketler
  • Kukla, maske oyuncak hayvanlar
  • Öykü anlatımları
  • Çocuğun bir kâğıda resim çizerek veya sorular sorarak ilerlemesi istenebilir. Çocuğun bireysel haline bağlı olarak yukarıda bulunan bir oyun yöntemi tercih edilir. Çocuğun tanınması ve sorunlar ile nasıl başa çıktığını görmek, ona bu konuda yardımcı olmak için büyük rol oynar.
  • Çocuğun birden fazla oyuncaklar ile ne tür etkileşimde bulunduğu ve davranışları seanslar arasında çok şeyi ortaya çıkarabilir. Oyun bu konuda yatıştırıcı bir mekanizma olarak, iyileştirici ve sorun çözücü olarak kullanılabilir.

Oyun terapisi eğitimi hakkında detaylı bilgi için https://www.psikoaktif.com/event/oyun-terapisi-egitimi/ sayfamızı ziyaret edebilir, bizimle iletişime geçebilirsiniz.

oyun terapisi çocuğa ne kazandırır

Oyun Terapisi Çocuğa Ne Kazandırır?

Çocuklar kendilerini bir yetişkin gibi rahat ve anlamlı şekillerde ifade edemezler. Onların en özgür oldukları, rahat oldukları ortamlar oyun ortamlarıdır. Kendilerini ifade etme ve hayatı anlamlandırabilme yolları da şüphesiz oyunlar ve oyuncaklardır. İç dünyalarında yaşadıkları duygu durumlarını (öfke, kıskançlık, yalnızlık, korku vb.) oyunlarına yansıtırlar. Çocuklar oyuncakları tutuş şekli, oyuncaklara davranış şekli ve kurduğu oyunlar ile kendilerini anlatır aslında. Oyunlar çocuğun dilidir diyebiliriz. Bu oyunları doğru bir şekilde anlamlandırmak ise oyun terapisi ile mümkündür.

Oyun Terapisi Nedir?

Çocukların davranış biçimlerini anlayabilmek onları doğru yönlendirebilmek için oyun terapisi önemli bir detaydır. Bu davranışları anlamlandırmak için kullanılan yöntemlerden biri de oyun terapisidir.

Oyun terapisi, çocukları ve onların kendilerini oyunla ifade etmelerini bir uzman yardımıyla anlayabilmektir. Terapist bir dedektif gibi çocuğu ve oyununu gözlemleyerek çocuğun her hareketini anlamlandırır. Çocuğun belki bir durumu, olayı veya kendisini anlatma çabasına karşılık verir. Terapist tüm bunları yapabilmek için öncelikle çocuğun güvenini kazanmalıdır. Çocuk güvenli ortamında rahatça duygularını oyuna yansıtabilir. Bu güvenli ortamda tutarlı davranmak ve belli sınırlar çizmek gerekir. Terapist oyun terapisi sürecinde aile, çocuk bakımında yer alan yetişkinler ve gerekirse öğretmenleri ile iş birliği halinde olmalıdır.

Oyun Terapisi Hangi Çocuklara Uygulanır?

Çocuklar, oyuncakları ile oynamaya ve dış dünyaya karşı farkındalıkları geliştiklerinde oyunları anlam kazanmaya başlar. Oyunlarına kaygı bozuklukları, kardeş kıskançlığı, uyum sorunları, duygusal problemler, uyku sorunu, alt ıslatma, altına yapma, okul problemleri, ebeveyn ile iletişim sorunları, istismar, şiddet, taciz, yalnızlık, özgüven sorunları ve genetik bazı sorunlarını yansıtırlar. Bu sorunları oynadıkları oyuna yansıtabilmeleri de 2 yaşından itibaren başlar.

2-12 yaş aralığındaki çocuklar kendilerini en rahat şekilde oyun oynarken ifade ederler. Bu yaş aralığındaki çocuklar için oyun terapisi etkili bir yöntemdir.

Oyun Terapisi Neden Gereklidir?

Çocukların kendilerini bir yetişkin gibi koltukta oturarak, yaşantılarını ve duygularını anlatmalarını bekleyemeyiz.

Oyun terapisi, çocukların dilinden kendi dünyalarını anlamanın en etkin yoludur. Çocuk seans sırasında bir yandan oyun oynayarak eğlenirken bir yandan da terapiste sesini duyurmaya çalışır. Örneğin çocuk terapi esnasında terapiste karşı agresif tavırlar sergiliyorsa ve silah, kelepçe, askerler vb. gibi oyuncaklara yöneliyorsa bu çocuğun agresif duygularının boşaltılmasını sağlar. Aynı zamanda çocuğun bu davranışların kök nedeni ebeveynler ve aile büyükleri ile araştırılıp bir çözüm ve iyileştirme yolu bulunur. Terapi esnasında sınırlar koymak da çocuğun kendini kontrol etme alışkanlığı geliştirmesini sağlar. Terapist tutarlı davranarak bu davranışların da kontrol altında olmasını sağlar. Bu nedenle Oyun Terapisi çocukları onların yöntemleri ile anlamanın en sağlıklı yoludur.

Oyun Terapisi Çocuklara Ne Kazandırır?

Oyun terapisinin çocuklara neler kazandıracağı şu şekilde sıralanabilir…

  • Çocukların gelişimi esnasında yaşadıklarını, karşılaştığı sorunları ve duygularını anlamayı sağlar.
  • Çocukların kendilerini tanımalarını, kendi duygularını keşfetmelerini ve duygularını kontrol edebilmelerini sağlar.
  • Çocukların özgüven sorunlarının çözmesine yardımcı olarak onların daha sağlıklı bireyler olmalarında çok büyük rol oynar.
  • Oyun terapisi ile çocuklar ihtiyaçlarını daha iyi anlayarak kendilerini daha iyi ifade edebilirler.

Terapi uygulanan çocukların problemlere yaklaşımı gelişir ve problem çözebilme yetileri artar. Çocukların iç dünyalarındaki çatışmalarını kontrol altına alabilmelerini ve onların gelecekte sağlıklı birer bireyler olmalarını sağlar.

Oyun terapisi eğitimi hakkında detaylı bilgi almak için https://www.psikoaktif.com/event/oyun-terapisi-egitimi/ sayfamızı ziyaret edebilir, bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Çocuklarda Ayrılma Kaygısı Bozukluğu

Ayrılma Kaygısı Bozukluğu

Ayrılık Anksiyetesi

Ayrılma Kaygısı Bozukluğu kişinin gelişim sürecinin dışında bağlandığı insandan ayrıldığında yüksek strese maruz kalmasıdır. Bu yazıda Ayrılma Kaygısı Bozukluğunun belirtilerinden, Ayrılık Anksiyetesinden, tedavilerinden, sebeplerinden ve önlemek için neler yapılması gerektiğinden ve özellikle çocuklarda ayrılma kaygısından bahsedilecektir.
Devamı

Çocuklar Korona ve Pandemi

Korona Pandemi Sürecinde Çocuklar

Tüm dünyada yaşanmakta olan pandemi süreci hem bizleri hem de çocuklarımızı yoğun olarak etkilemektedir. Bir anda değişen hayatlarımıza adapte olmak zorlaşmakta ve virüs, pandemi, kısıtlamalar derken çocuklar bundan daha fazla etkilenmektedir. Çocuklara bu süreçte yardımcı olabilmek için yaşlarına göre gelişim özellikleri dikkate alınmalıdır. Ebeveynlere bu dönemde oldukça fazla görev düşmektedir. Öncelikle kendi korku ve kaygılarını kontrol altına almalı, çocuklara bu sürecin başa çıkılmaz bir olay olmadığını yansıtmalıdır.

Çocuklar yaşları itibariyle sürekli soru sorabilir, virüsle ilgili bilgi edinmeye çalışabilir. Bu durumda ebeveynlerin ile çocukları ile yaptıkları konuşmalar ve etkileşimler çocuğun endişelerini en aza indirmesi açısından ona fırsat tanıyacaktır. Çocukların soruları hiçbir şekilde cevapsız bırakılmamalıdır. Küçük yaş grubundaki çocuklar somut olarak olayları algıladıkları için onun yaşına uygun virüs, pandemi, maske vb. oyunla gösterim yapılabilir. Maskeyi yadırgamamaları için oyuncaklarına maske takılabilir. Sevdiği kahramanlarla eşleştirilebilir. Hijyen ve kalabalık ortamdan uzak durmalarını sağlamak amaçlı anlayacağı bir şekilde konuşma yapılabilir. Gerçek ve somut bilgiler vermek, dürüst bir şekilde konuşma yapmak onlar için en doğrusu olacaktır. El yıkama ve dışarıda elleri dezenfekte etme durumlarını şarkı söyleme gibi aktivitelerle birleştirilerek daha eğlenceli hale getirilebilir. Özellikle bu dönemde çocukların haber izlemelerini sınırlandırmak gerekir. Eğer bu süreçte çocuk kreşe ya da okula gitmiyorsa evde bir rutin oluşturmak onun düzenini biraz olsun devam ettirmesini sağlayacaktır. Bu dönemde çocuk ve ebeveynlerin sürekli aktivite yapması da çocuğu sıkabilir. Çocuk huzursuz davranabilir. Bu duyguyu anne ve babalar kabul etmeli, çocuğa fırsat tanımalıdır. Bunların hepsini yaptıktan sonra çocuğunuz halen çok kaygılı, telaşlı davranıyorsa bir ruh sağlığı uzmanından yardım alabilirsiniz.

öğrenme güçlüğü

Prep Eğitimi ve Dislekside Prep Kullanımı

Prep nedir? 
Prep okuma, kodlama ve anlamada problem yaşayan ilkokul çağı çocukları için iyileştirici bir programdır. PREP J.P.Dass -dünyaca ünlü bir eğitim psikoloğu – tarafından oluşturulmuştur. PREP’in açılımı PASS Okumayı Geliştirme Programı’dır. PASS teorisi (planlama, dikkat, eş zamanlı ve ardıl işlem) üzerine geliştirilmiş bir programdır.
Prep ne yapar? 
Prep, kelime okuma becerilerini doğrudan öğretmekten kaçınırken okumanın temelini oluşturan bilgi işleme stratejilerini geliştirir.
Neden Prep’i Seçmeliyiz?
Diğer okumayı geliştirme programlarına göre PREP birçok avantaj sunmaktadır:
Okuma müfredatına uygun bilişsel becerileri geliştiren materyaller bulunmaktadır.
Haftada 2’şer seans uygulandığında 20 saatte gelişim gözlenebilir.
Yoğun bir şekilde birebir uygulanabildiği gibi aynı anda 4 çocuğa da uygulanabilir ve başarılı sonuç alınır.
Dislektik çocuklar için de uygundur.
Çocuklarla Görüşme Teknikleri Eğitimi

Çocuk ve Cinsellik

ÇOCUK KENDİNİ KEŞFEDİYOR
Çocuk başkalarına ve çevresindeki dünyaya bağlı olarak içsel ve dışsal heyecanlar duyar. Cinsel dürtü de başa çıkılması gereken heyecanlardan biridir. Cinsel dürtüler konusunda yapılan açıklamalar, çocuğun öğrendiği bilgiler onun cinsellik hakkında fikir oluşturmasını sağlar.
Cinsel dürtüler geliştikçe, çocuklar birçok konuyu merak etmeye başlarlar. Bu konular; heyecan, aşk veya kadın-erkek farkı olabilmektedir. Cinsellik konusunda doğru yönlendirmeler yapabilmek için çocukların sorduğu sorulara doğru ve çocuğun merakını giderecek, kafasını karıştırmayacak kadar cevap verebilmek gerekir. Onların sorduğu sorular ve verilen cevaplar, onların hayata dair meraklarını da geliştirir.
“Küçük bir çocukla cinsellik hakkında nasıl konuşulabilir?” sorusu, ebeveynlerin kafasını karıştıran ve nasıl hareket edeceklerini bilemedikleri zamanlardan biri olabilmektedir. Ancak çocuğun cinsellik, sevgi veya aşk konularında soru sorduğu anlarda onların merakını giderici cevaplar verebilmek ve bu cevapları verirken en doğru kelimeleri seçmek önemli noktaların başında gelir.
Çocuğun, yetişkinlere sorduğu sorular, çocuğun içinde bulunduğu dünyada kendine bir yer edinmek için attığı ilk adımlardır. Bu nedenle ebeveynler tarafından bu sorular önemsenmelidir. Örneğin çocuğun “Bebek nasıl yapılır?” şeklinde sorularına karşılık leylek hikayesi veya anlatılan diğer hikayelerin bir kenara bırakılması gerekmektedir. Verilen cevabın gerçeği yansıtması yaşam içerisinde doğumun bir başlangıç, aynı zamanda bu başlangıcın bir de sonu olacağından ölümün de var olduğu bilgisini içermektedir. Bu soruya verilecek yanıtlar ile anne ve babanın rolleri de tanımlanmış olur. Şu şekilde bir cevap verilebileceği söylenmektedir: “Baba, annede bulunan özel bir bölgedeki yumurtaya tohumunu yerleştirir ve çocuk annenin bedeninde gelişir. Bebek, dokuz ay boyunca onun evi olacak güvenli bir yerde annenin karnında gelişir.” Biyolojik süreç hakkında bilgi genellikle çocuk on yaşına geldiğinde anlatılır. Bu sorunun arkasından çocuklar “Bebek annenin karnından nasıl çıkar?” diye sorabilir. Bu soruya da beş altı yaşından itibaren, bebeğin annenin karnından, annenin bacakları arasındaki özel bir yoldan dışarıya çıktığı söylenebilir.
Çocukların merak ettikleri bir diğer konu ise “aşık olmak” ve “evli olmak”tır. Bu konuların ne anlama geldiğini merak ederler. Çocuğun cinselliği, yetişkin cinselliği ile aynı değildir ancak çocuğun, cinsellik konusundaki bilgileri yakınındaki yetişkinlerden ve okul çevresinden görerek veya duyarak aldığı söylenebilir. Küçük çocuklar için aşık olmak; öpüşmek, birbirlerine çeşitli yiyecek, içecek, hediyeler vermek olarak algılanırken, evli olmak; birbirlerine cinsel organlarını göstermek, beraber tuvalete girmek olarak algılanabilmektedir. Aynı zamanda çocuğun bu konular hakkında sorduğu sorular karşısında öncelikle kendisinin bu konular hakkında neler düşündüğünü sormak önemlidir. Bu şekilde çocuğun kendi yaşıtlarıyla bunları deneyimleyip deneyimlemediği anlaşılabilir.
Ebeveynleri kaygılandıran durumlardan biri çocukların cinsel içerikli oyunlar oynamaları olabilmektedir. Doktorculuk veya evcilik oynamak, birbirlerinin bedenlerini karşılaştırmak gibi oyunlar, çocuklar tarafından oyunlara dahil edilebilmektedir. Ebeveynin, çocuğunun cinsel oyun oynadığına yönelik şüphesi varsa yapılması gereken ilk şey çocuklardan birinin diğerine herhangi bir zarar vermediği, korkutmadığı olmalıdır. Eğer oynanılan cinsel oyunlar zararsızsa, oynarken kendi bedenlerini kullanmak yerine oyuncak bebeklerle bu oyunları oynamaları önerilir. Bu şekilde bu durum, çocukta imge olarak kalır.
Sevgi, aşk ve cinsellik, çocuğun kendini keşfetmesi, kendinden farklı olanlara yaklaşması, onları tanımasını sağlayacağından onunla bu konular hakkında konuşmak önemlidir.
Sıla GETİR AYDOĞAN
Uzman Psikolojik Danışman

İnsanlar Neden Yalan Söyler?

Çocuk ya da yetişkinler iç dünyalarını, psikolojik iyi oluşlarını duygusal anlamda koruyabilmek için bir takım kalkanlara ihtiyaç duymaktadırlar. Bu kalkanlara psikoloji bilimindeki ismiyle savunma mekanizmaları denmektedir. Savunma mekanizmaları aracılığıyla bazı zorlu durumlardan kaçabilmeyi keşfetmiş insanoğlu için yalan söylemek de bir savunma mekanizmasıdır. Yetişkin ve çocuklar bu anlamda ayrışırken çocuklar iç dünyalarını korumak anlamında bir yetişkine göre daha az donanıma yani savunma mekanizmalarına sahip oldukları için yalana daha sık başvurabilmektedir. Çocuklar neden yalan söyler sorusuna cevap aranırken araştırmacılar çocukların; korktuğu, kardeşini kıskandığı, herhangi bir sıkıntı sonucu içinde bulunduğu stresli durumla baş etmede zorluk yaşadığı, çevresinin dikkatini çekebilmeyi amaçladığı, çevresindeki yetişkinlerin onayını alabilmeye çalıştığı, takdir edilmeyi amaçladığı veya yeni bir yaşantıya uyum sağlayabilmeyi başarmak için yalan söyleyebildikleri sonucuna varmışlardır. Tüm bu nedenlerle birlikte çocukların 7 8 yaşlarına kadar söyledikleri gerçeklikle bağdaşmayan sözlerini yalan olarak değerlendirmemek gerekmektedir. Ahlaki gelişim evreleri açısından bakacak olduğumuzda bu yaş dönemi çocukları için kurallar vardır ve değiştirilebilmesi de zordur. Çocuklar bilişsel olarak yalnızca bu bilişe sahip iken yalan söylemesi ve var olanı bilinçli bir şekilde değiştirmesi de beklenemez. Dolayısıyla bu dönemde çocuk tarafından dillendirilen gerçek dışı ifadeler gerçeklikle bağı o şekilde kurduklarından kaynaklanmaktadır. Şimdi 7 8 yaş ve sonrası çocukların başvurmuş olduğu yalan söyleme davranışının nedenlerini sorguladığımızda:

Kıskançlıktan söylenen yalanlar: Yetişkinler kıskançlıklarını farklı boyutlarda yaşar ve yansıtırken, çocuklar bu içgüdüleriyle başa çıkamayıp yalan söylemek yoluna gidebilirler. Kardeşini kıskanan bir çocuk annesine kardeşinin ona vurduğunu söylerken, arkadaşlarının kıyafetini kıskanıp o kıyafetlerden kendisinde de olduğunu söyleyebilir. Çocuklar bu tür yalanlara başvurduklarında çevresi tarafından reddedildiğinde sinirlenip agresif davranışlar sergileyebilirler. Bu gibi durumlarda yetişkinlerin yalanı fark ettiklerinde üzerinde durmamaları ve çocuğu gerçekliğe davet etmek yapabilecekleri en doğru tepkilerdendir.

Mutsuzluktan söylenen yalanlar: Mutlu olmak insanoğlunun en önemli yaşam amaçları arasında yer alır. Mutlu olmanın hayati öneminden dolayı mutsuz insanlar mutlu olabilmek için her şeyi yapabilirler. Çocuklar ise bu durumdan kurtulabilmek için sınırlı davranış kalıplarına sahip olduğundan yalana başvurabilirler. Anne-babası sürekli kavga eden bir çocuk, sorulduğunda ailesinde hiçbir sorun olmadığını; sınıf arkadaşlarıyla iletişim kuramayan bir çocuk anne babasına sınıfta en sevilen kişinin kendisi olduğunu söyleyebilir. Böyle bir durumla karşılaşan yetişkinler, çocuğun yalanını ortaya koymadan “sanırım çok üzüldüğün için böyle konuşuyorsun, hadi gel biraz sohbet edelim” gibi bir yaklaşımla çocuğun bu problemini konuşup onun rahatlamasını sağlayabilirler.

Stresle başa çıkmak adına söylenen yalanlar: Çocuklar sevdiği bir yakınını ya da evcil hayvanını kaybettiğinde bu tip yalanlara başvurabilmektedirler. Bu durum, çocuğun bu yaşantıyı reddetmesi ve diğer bir savunma mekanizmasının eşlik etmesiyle açıklanabilir. Anne babasını kaybeden çocuklar, çoğu kez onları hayattaymış gibi yansıtabilirler. Bu durum çocuk için stresle başa çıkmanın bir yolu olarak değerlendirilmeli ve bir uzmandan psikolojik yardım alınması sağlanmalıdır.

Dikkat çekmek için söylenen yalanlar: Çocuklar için çevrenin ilgisini çekmek önemli amaçlardan biridir. Bu yüzden buna ulaşmak için yalan onlar açısından iyi bir argümandır. Örneğin tatilde Akdeniz’e gittiğini ve çok eğlendiğini söyleyebilir veya okula gitmediği halde okulda çok eğlendiğini söyleyebilir. Bu gibi durumlarda yetişkinler bunu şaka olarak değerlendirip gerçekliğe davet edici tepkiler verebilir.

Korkudan söylenen yalanlar: Çocuklar korktuklarında çok sık yalana başvurabilmektedirler. Evde bir eşyayı kıran bir çocuk görmediğini söyleyerek inkar yoluna gidebilirken, başka bir çocuk altını ıslattığında bunun başkası tarafından yapıldığını söyleyebilir. Bu durum sadece korkudan kaynaklanan ve kendisini korumak adına başvurduğu bir yoldur. Küçük çocukların kendi dünyalarında kurguladıkları, onların gerçeklikleri olan değişimleri yalan olarak kabul etmek hatalı olduğu kadar, çocuğa bu nedenle kızmak, yalan söylediğini yüzüne vurmak da çocuğun kişilik gelişimi açısından büyük olumsuzluklar yaratır. Ayrıca korkuyu çocuk yetiştirmede bir araç olarak kullanan anne babaların çocuklarının daha sık yalan söyleme davranışına başvurdukları gözlenmiştir. Bu yüzden aileler korkuyu bir eğitim aracı olarak kullanmaktan vazgeçmelidir.

Takdir edilmek için söylenen yalanlar: Çocuklar da yetişkinler de onaylandıklarını ve takdir edildiklerini hissettiklerinde özgüvenleri bu durumdan olumlu etkilenir. Fakat yetişkinler bu ihtiyacını karşılamak adına daha karmaşık davranışlar sergileyebilirken çocuklar bu ihtiyaca yalan söyleyerek ulaşmayı keşfedebilirler. Çocuğun bundan kaynaklı yalan söylediğini fark ettiğimizde konunun fazla üzerine düşmeden gerçek başarılarını ortaya çıkarmak ve konuşma gündemi haline getirmek aynı ihtiyacını karşılarken gerçekliğe dönmesini ve başarılarını gerçekçi gözle görmesini sağlayacaktır.

Model alınarak öğrenilen yalanlar: Yetişkinler yalanı çocuklar için bir kusur olarak görmelerine rağmen bazen çocuklarına yalan söylemeleri için uygun ortamlar hazırlayabilmektedir. Örneğin anne ve babalar eşlerinden çekindiği için çocuğun kendisinden yalan söylemesini istemiş olabilir. Bu gibi çözüler elbette ki çocuğun da yaşantısı olacak ve o da zor durumda buna başvuracaktır. Çünkü yalan bir problem çözme yolu olarak aile tarafından öğretilmiştir.

Aileyi hayal kırıklığına uğratmamak adına söylenen yalanlar: Bazı durumlarda ailenin beklentisi çocuğun kapasitesinin üzerinde olabilir ve çocuk bu stresli durumun üstesinden gelebilmek adına yalana başvurabilir. Bu gibi durumlarda çocuğu yalana iten neden fark edilince beklentiyi yumuşatmak yapılabilecek en uygun adım olabilmektedir.

Sıla Getir Aydoğan

Uzman Psikolojik Danışman

“GERÇEK AYAKKABILARINI GİYMEDEN, YALAN DÜNYAYI ÜÇ KEZ DOLAŞIR.”
MARK TWAIN