Aylar: Mayıs 2018

Çocuk ve Ergenlerde EMDR

EMDR

EMDR

(GÖZ HAREKETLERİYLE DUYARSIZLAŞTIRMA VE YENİDEN İŞLEME)

Hepimizin geçmişinde acı veren anılar vardır. Anlayamadığımız şey ise geçmişteki acıları günümüzde de hala hissediyor oluşumuzdur. Bunun nedeni aslında beynimizde oluşan bağlantıların, zihnimizi etkilemesidir. Öğrendiğimiz her şey “nöron” adını verdiğimiz beyin hücrelerinin oluşturduğu ağ içinde fiziksel olarak depolanır. Bu ağda depolanan bilgi ile yaşadıklarımızı yorumlar ve hissederiz. Örneğin kişi 6 yaşında anne babasının ayrılığından sonra, babasının kendisini fazla arayıp sormaması sonrasında yirmili yaşlarında ne zaman bir erkek arkadaşı ile kavga etse “terk edilme” korkusu yaşayıp “ben istenmeyen biriyim” inancı tetiklenecek ve acı yaşamaya devam edecektir.

Bu tür bağlantılar hayatımız boyunca etkisini sürdürmektedir. Bu bellek bağlantılarının saptanması bir olay karşısında nasıl düşündüğümüz, hissettiğimiz ve tepki verdiğimizi anlamak için ilk adım olsa da önemli olan bu konuda ne yapılması gerektiğini bilmektir.

Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR) terapisi burada devreye girmektedir. “Beyne açılan bir pencere” sunar bu terapi bize. EMDR Terapisi olumsuz duygu, bedensel duyum ve inanışları içeren, sağlıklı bir şekilde işlenmemiş anıları hedef alır. Beynin “bilgi işleme sisteminin” harekete geçirilmesi ile eski anılar sağlıklı bir şekilde hazmedilir. Dolayısıyla işlevsel olmayan bilgiler işlevsel olanlar ile yer değiştirir ve anı, artık kişiye zarar vermeyecek şekilde depolanır. Anılar sağlıklı bir şekilde depolandıktan sonra sevdiklerimize ve kendimize daha yararlı şekillerde tepki vermeye başlarız.

Şu anı etkileyen geçmiş anılarımız bazen bize önemsizmiş gibi gelebilir ancak olayın yaşandığı zaman o anı, travmatik olarak görülmüş olup beyne sağlıksız bir şekilde hapsolmuştur. Bazen o kadar uzun zaman önce yaşanmıştır ki bu anılar, onları fark edemeyebiliriz. Ancak kronik sorunların sebebi olan olumsuz duygu, bedensel duyum ve inanışlar, genellikle bu anılara dönülerek izlenebilir. Bu şekilde geçmiş hep bugünde yaşanmaya devam eder. EMDR Terapisi şu anki sorunlarınızdan bir anlam çıkartmaya, nedenlerini belirlemenize ve bu acıların etkisinden kurtulmanıza yardımcı olur.

Çalışan Anne-Bebek İlişkisi

Çocuk Anne İlişkisi ve Çocukta Kimlik Oluşumu

Çocuk Anne İlişkisi ve Çocukta Kimlik Oluşumu

Bir çocuk için anneye ulaşılabilirlik çok önemlidir. Günümüzde birçok anne çalışmaktadır ve ulaşılabilirlik miktarında sorunlar ortaya çıkmaktadır. Peki her çalışan annenin çocuğunda psikolojik sorunlar mı olur? Hayır.
Mesele annenin her an ulaşılabilir olması değil, yeteri kadar iyi ulaşılabilir olmasıdır.
Çocuklarının 24 saat yanında olan her an ulaşılabilir olan annelerin de çocuklarında çeşitli sıkıntılar olabilmektedir. Yeteri kadar ulaşılabilir olmak ve çocuğa bakım veren kişinin çocuk için ulaşılabilir olması, bu kişinin doğru davranışlar göstermesi önemlidir. İhtiyacın olduğunda yanında birisi olacak, yalnız değilsin,  seni koşulsuz seviyorum ve kabul ediyorum mesajlarının çocuğa verilmesi önemlidir.

Anne bilinçdışında kendi ihtiyaçlarını, kendi arzularını ve isteklerini gerçekleştiren çocuğu yaratır. Bu düşüncelerini tıpkı bir ayna gibi çocuğuna yansıtır. Bu ayna kaygılı veya düşmanca olursa çocuk güvenilir bir referans çerçevesi yani davranışlarında referans alacağı doğru bir kimse olmadan yaşamak zorunda kalır. Bunun sonucunda da kendilik alanında sorunlar meydana gelir. Özetle, kaygılı ve düşmanca dünyaya bakan bir anne kaygılı ve düşmanca dünyaya bakan, güven duygusundan yoksun çocuklar yetiştirecektir. Benzer şekilde annenin tercih ettiği rahatlama şekilleri de çocuk tarafından kendine has bir şekilde benimsenir. Anne bağırarak, ağlayarak ya da şikayet ederek rahatlıyorsa çocukta da benzer davranış modelleri geliştirebilir.

Anne, çocuğun gelişmekte olan nörolojik yapısının yaşam  deneyimlerine bağlı olarak gerçekleşen olgunlaşma sürecini hızlandıran veya ketleyen birincil çevresel uyarım kaynağıdır. Annenin yapıp ettikleri çocuğun biyokimyasal gelişim sürecini doğrudan etkiler. Beyinde doğru bağlantıların oluşması için çocuğun kendi duygulanımını düzenlemesi gerekmektedir. Buna yardımcı olmak için anne ile çocuk arasındaki etkileşimlerin yerinde ve destekleyici olması önemlidir. Nöral yapıların varoluşu genetiğe bağlıdır ancak çevre ile etkileşim,  kurulacak hücresel bağlantılar için büyük öneme sahiptir.

Annenin erişebilirliğinin, çocuğun yeni yeni oluşan kendiliğinin desteklenmesi ve güvenli bir bağlanmanın,  kendilik duygusu ve kimlik gelişimi için önemini birçok araştırmacı desteklemektedir. Ancak değişim hayat boyu devam eden bir süreçtir, çocukken yaşadığımız her şey bugünkü  yaşamımızı etkileyecektir lakin başımıza gelen her şeyin asıl sorumlusu daima biz yetişkinlerdir.

cinsel terapi seks terapisi

Cinsel Terapi Süreci ve Cinsel Sorunlar

CİNSEL TERAPİ SÜRECİ VE CİNSEL TERAPİNİN YAPILANDIRILMASI

Cinsel terapide kullanılabilecek bilişsel ve davranışçı tekniklerin yanı sıra tedavi planı oluştururken cinsel sorunu hazırlayan, ortaya çıkaran ve sürmesine neden olan faktörlerin de bilinmesi gerekmektedir.

İlk olarak değerlendirme görüşmeleri yapılır.  Sorunun ne olduğu ve terapinin amacını belirlemek, sorunu hazırlayan, ortaya çıkaran ve sürdüren faktörleri anlamak için bilgi toplamak, sorunu formüle ederek uygulanacak tedavi planını oluşturmak, uygulanacak tedavi hakkında hastaya/çifte bilgi vermek ve terapi sürecini başlatmak amaçlanır.

Gerçek bir işlev bozukluğu mu yoksa bilgi eksikliğinden kaynaklanan bir durum mu olduğunu belirlemek anahtar bir noktadır. Danışanın veya çiftin kültürel, dini ve sosyal faktörlerden nasıl etkilendiği çok önemlidir. Bu sayede beklenti, inanç ve tutumlar belirlenir.

Değerlendirilme sırasında cinsel işlev bozukluğunun derecesi, bu bozukluğun duruma bağlı olarak mı ortaya çıktığı yoksa süreklilik mi gösterdiği incelenir.  Cinsel işlev bozukluğu birincil midir, yoksa bir başka psikiyatrik bozukluk veya evlilik sorunları nedeniyle ikincil olarak mı ortaya çıkmıştır sorusu ele alınır. Sorunun ortaya çıkmasında biyolojik ve psikolojik faktörlerin rolü incelenir.

Sorunun belirlenmesinden sonra danışanların terapiden ne bekledikleri sorgulanmalıdır. Bazı durumda danışanlar terapiden gerçekçi olmayan sonuçlar beklemektedirler.

Sorunu hazırlayan, ortaya çıkaran ve sürdüren faktörleri saptamak amacıyla, danışanların cinsel yaşantı sırasında ortaya çıkan spesifik davranışları, sorunun öncesinde ve sonrasında neler düşündükleri ve hissettikleri, sorun ile ilgili olarak daha önce başvurulan çözüm yolları, sorunun nedenleri ile ilgili yorumları ve tavırları incelenir.

Terapide cinsel gelişim ve yaşantılarla ilgili bilgi toplamak önemlidir. Ergenlik dönemi, adet görme yaşı, ilk cinsel yaşantı, cinsel deneyimler, cinsel sapmalar, cinsel taciz ve tecavüz, mastürbasyon konusundaki bilgiler ve bu konudaki duygu ve düşünceler çok önemlidir.

Geleneksel ve tutucu bir aile ortamı, eksik, yanlış ve yetersiz cinsel bilgiler, evlilik öncesi cinsel deneyimin olmaması,  eşle cinsel iletişim kuramama, eşin ailesi ile birlikte oturma, yorgunluk ve iş stresi , ön sevişmeye kısa zaman ayırma , performans kaygısı ,ilişkiye konsantre olamama , ilişkiden kaçınma , cinsel sorunun eşin ailesi tarafından öğrenilmesi , cinsel ilgi ve istekte azalma , sağlıkla ilgili endişeler cinsel yaşamı etkilemektedir.

Terapi sürecinde, cinsel bilgi eksikliğinin ve yanlış bilgilerin giderilmesi, eşler arasındaki genel ve cinsel iletişimlerin zenginleştirilmesi, çeşitli egzersizler ve ödevler , cinsellikle ilgili bilişler üzerinde çalışılır. Ailenin sosyal yaşamının geliştirilmesi amaçlanır.

Danışana tedavide nasıl bir yol izleneceği konusunda bilgi verilir. Ev ödevlerinin yapılmasının önemi ve tedavinin başarısı açısından iş birliğinin çok gerekli olduğu bilinmelidir.

Cinsel işlev bozuklukları psikolojik nedenlerle ortaya çıktığı zaman sorun  psikoterapi ile çözülür. Bunu da cinsel sorunların tedavisi konusunda özel eğitim almış cinsel terapistler uygularlar. Cinsel terapide başarı yüzdesi oldukça yüksektir. Hayatımızdaki çoğu sorun gibi cinsel sorunlar da çözülebilir olgulardır. Önemli olan nokta ise harekete geçmektir.