İZMİR AİLE DİZİMİ TERAPİSİ

Aile Dizimi İzmir

İzmir Aile Dizimi Terapisi

Aile Dizimi Yaklaşımı: Geçmişten Bugüne Yazılmış Bir Senaryoda mıyız?

İzmir Aile Dizimi
Aile Dizimi Terapisi

Aile Dizimi kavramı son dönemde sıklıkla gündeme gelmeye başlamıştır. Aile dizimi terapisi aslında uzun yıllardır varolan yaklaşımlardan biridir. Temel olarak bu yaklaşım önceki kuşakların yaptığı ve sorumluluğu alınmamış olumsuz eylemlerin, onların çocukları ya da torunlarının hayatlarında olumsuzluklara yol açtığını öne süren bir yaklaşımdır.

Aile dizimi terapisine göre, yaşadığımız psikolojik problemlere, içinden çıktığımız kök ailede yaşanmış sorunlar sebep olmaktadır. Soyaçekim sadece genetik unsurlarla sınırlı değildir. Aile büyüklerinin yaşadıkları ve yaşananların bıraktıkları etkiler de kuşaktan kuşağa aktarılmaktadır.

İzmir Aile Dizimi, Aile Terapisi hizmetlerimiz için lütfen randevu alınız.

Aile dizimi yöntemi ile bireysel sorunlar ve evlilik sorunları ele alınıp çözülmektedir.

Hellinger’ın  aile dizimi yaklaşımına göre, ailelerin, çiftlerin, kurumların kendilerine ait birer sistemleri vardır . Bu sistemdeki enerjisel kitlenmeler sorunlara yol açmaktadır. Hak yemeler, cinayetler, kız kaçırmalar, her türlü haksızlığa uğramalar, boşanmalar, kürtajlar gibi her türlü eylem sonraki nesillere de aktarılmak üzere sistemlerde birtakım kilitlenmelere sebep olmaktadır. Bu kilitlenmeler bazen aynı nesilden kişilerde, bazen sonraki nesillerde ortaya çıkabilmektedir. Buna ek olarak sadece ailelerin değil; kitlelerin yaşadığı göçler, savaşlar, soykırımlar gibi olaylar da toplumların enerji sistemlerini etkilemektedir. Yani bugün yaşadığımız bir olgu gelecekteki neslin, nasıl bir nesil olacağını belirleyen bir değişken olacaktır.

Aile dizimi yaklaşımı nasıl ortaya çıktı? 1925 yılında doğan Bert Hellinger önce felsefe, teoloji ve pedagoji eğitimi almıştır. 16 yıl boyunca Güney Afrika’da Zulular’ın arasında yaşamış, 1970’li yılların başında misyonuna veda ederek psikoterapiye yönelmek üzere Avrupa’ya dönmüştür. Avrupa’ya döndükten sonra Viyana’da psikanaliz eğitimi almıştır. Eric Berne’ün transaksiyonel analiz yaklaşımından etkilenerek “Aile Dizimleri” yaklaşımını oluşturmuştur. Bireyi, içinde doğduğu ailenin şekillendirdiğini temel alan bu anlayış, ailenin belirli bir sistem oluşturduğunu ileri sürmektedir. Yaşadığımız psikolojik sorunlara  çıktığımız kök ailede yaşanmış sorunlar sebep olmaktadır. Soyaçekim sadece genetik unsurlarla sınırlı değildir. Aile büyüklerinin yaşadıkları ve yaşananların bıraktıkları etkiler de kuşaktan kuşağa aktarılmaktadır.

Örneğin, anneannesi şiddete maruz kalmış bir kişi, ‘anneannem nasıl dayak yediği halde dedemi sevip, onunla evli kalmaya devam edebilmiş?’ dediyse, çocukken şiddete maruz kalmamasına rağmen, eşinden dayak yemeye başlayabilir. Bunun kökeni kendi çocukluğundan çok daha öncesine dayanmaktadır.  Diğer bir örnekte, maddi durumu iyi bir aileden gelen, eğitimli bir kişinin maddi sıkıntı içinde olmasının altında, yaklaşık yüz yıl önce savaş yüzünden topraklarını, mal varlıklarını bırakıp, hayatta kalabilmek için göçmüş bir aileden geldiği, aile büyüklerine olan kuvvetli sevgi bağı ile param çok olursa onlara ihanet etmiş olurum hissine bağlanmış olduğu ortaya çıkmıştır. Bu düşünce bilinçli ve farkında olunan bir düşünce değildir ancak terapi sürecinde farkına varılabilen bir düşüncedir. Başka bir örnek suçluluk duygusu ile ilgilidir; bu duygunun nereden geldiğini çoğu zaman kişi bilemeyebilir. Ancak hep bir suçluluk duygusu yaşamaktadır. İncelediğinde bu kişinin önceki nesillerindeki dedesinin bir adamın ölümüne sebep olduğu ortaya çıkabilmektedir.

Terapi yaklaşımı olarak aile dizimi herhangi bir hastalığın tedavisi yerine geçmemekte ancak ruhsal bozukluğun nedenlerini ortaya koyma ve yeni bir tavır oluşturma için kullanılmaktadır. Kişiler onları hastalıklara ve uyumsuzluklara sevk eden yönünü fark eder ve değiştirir bu sayede zaman içerisinde daha sağlıklı ve özgür seçeneklere sahip bir birey haline gelirler.

Aile dizimi, çağlar öncesinde yaşanan tecrübelerin tüm insanlığın DNA’sına kazındığı savına dayanan “kolektif bilinç” kavramıyla oldukça benzer bir bakış açısına sahiptir. Kolektif bilinç, grup üyelerinin nasıl düşünüp davranacaklarına karar veren ve onları zorlayan kuralcı bir düzeni ya da toplumsal bir olguyu ifade eder. Bir başka deyişle toplumsal değer yargıları diyebiliriz.

Aile dizimi ile ailenin geçmişte yaşadığı gizli kalmış acılar ortaya çıkarılır. Böylece bireyin kendi geçmişinden değil de, ailenin geçmişinden gelen olumsuz etkiler ortadan kaldırılır.

İzmir Aile Dizimi hizmetimiz için lütfen randevu alınız.