Çözüm Odaklı Terapi Eğitimi

Çözüm Odaklı Terapi Nedir?

Çözüm odaklı terapi kısa sürede etkili olabilen bir danışma yaklaşımıdır. Araştırma sonuçları, çözüm odaklı terapi ile 5 seans sonunda danışanlarda % 83'e varan iyileşme oranlarını göstermiştir. Çözüm odaklı terapi kısa sürelidir. Çünkü geleceğe odaklanır, bireyin geçmişiyle ilgilenmez. Çözüm odaklı terapi bireyin güçlü yönlerini ortaya çıkararak bireye bu yönlerini nasıl kullandığını ya da kullanacağını fark ettirmeye çalışır. Çözüm odaklı terapi bireyde kesinlikle uzun süren bir değişim meydana getirir. Bu terapi yaklaşımı bireyin problemini çözmekten ziyade, bireyin kendi problemleri için çözümler üretebilmesini amaçlar.

Psikoterapi Eğitimi ile ilgili detaylı bilgi için tıklayın

Çözüm odaklı terapiyi Amerika’da ilk geliştirenler; Steve de Shazer ve Insoo Kim Berg’dir. Bu terapistler problemlerin nasıl çözüleceğini anlamaya çalışan terapistlerdir. Onların fark ettiği şey, hiç kimsenin problemsiz bir hayatı olamayacağı ve bu problemlerin ancak planlanarak çözümlenebileceğidir.

Çözüm odaklı terapi modelini geliştiren terapistler, birçok psikolojik problem için potansiyel çözümler olduğunu fark etmişler ve bunu bireye de fark ettirmeyi amaçlamışlardır. Yine bu doğrultuda Shazer ve Berg bireyin geçmişinde karşılaştığı benzer durumlarda ne yaptığını araştırarak geçmişte bireyin kullandığı ancak şu an fark etmediği ya da fark edemediği çözüm yöntemlerini danışanlarına fark ettirmeye çalışmışlardır.

Çözüm odaklı terapi danışanın farklı çözüm yollarını keşfetmesini sağlamaya yöneliktir. Danışanın problemi hakkında soru sormak yerine Çözüm odaklı terapi şunu sorar; sizin bu terapiden en iyi beklentiniz ne? Bu soruyla Çözüm odaklı terapi danışanın neyi başarmak istediğinden çok, neleri geride bırakmak istediğine yönelir. Çözüm odaklı terapinin bu yönelişi; danışanın geçmişinde, neleri nasıl başardığını ortaya çıkarmaya çalışarak; danışana geçmişte problemlerini nasıl çözdüğünü fark ettirmek ve bu problemleri çözebilecek potansiyelin kendisinde var olduğunu hissettirmeyi hedefler.

Danışmanın görevi danışanın kendi probleminin çözümünü üretmesine yardımcı olmaktır.

Çözüm odaklı terapide danışman danışanla yürüttüğü seanslarda danışanın söylediklerinden hareketle bazı varsayımlar oluşturur. Bu varsayımlara, terapi boyunca odaklanarak danışanın neleri nasıl yaptığını fark eder ve kendi fark ettiği danışanın potansiyelini ona da fark ettirmeye çalışır.

Çözüm odaklı terapistlerin yaptıkları araştırmalar göstermektedir ki; danışanlar danışmaya gelmeden önce de hayatlarında bir takım değişiklikler olmaktadır. Ancak danışan bunların farkında değildir. Danışmanın görevi danışanla birlikte bu değişimlere odaklanmak ve danışana bu değişimlerin terapiye gelmeden önce de meydana geldiğini fark ettirmektir.

Çözüm odaklı terapiden geçen danışanlarla yapılan çalışmalar göstermiştir ki; danışanın hayatında bir kere dahi meydana gelen bir değişikliğin etkisi bir kar topu gibi etkisini artırarak sürmektedir. Danışanın yapabildikleri ve yapabilecekleri hakkında konuşmak onun gelecekte probleminin çözümü için yapabileceği daha zor sorumluluklara olumlu yönde hizmet edecektir. Önemli olan nokta danışanın, problemin çözümü için hayatındaki değişikliğe nereden başlayacağını seçmesidir.

Çözüm odaklı terapi bireyin geçmişinde başardığı işlere odaklanır. Bireyin geçmişindeki travmaları araştırmaz. Bu terapi yaklaşımı bireyin şimdiye kadar olan yaşamını nasıl sürdürdüğünü ve karşılaştığı problem durumların nasıl üstesinden geldiğine odaklanarak bireyin geçmişteki kendi potansiyelini fark etmesine odaklanır. Bireyin geçmişini bireye yeniden yaşatmayı hedeflemez.

Çözüm odaklı terapistler danışanlarına kendi problemleri için yararlı olabilecek metodları fark ettirir ve onların karşılaştığı problemler karşısında kendi fark ettikleri çözüm yöntemlerini kullanmaları konusunda danışanlarını uzmanlaştırmaya çalışırlar.

Danışmanlar, danışanlarının problemleri için etkili olabilecek çözüm yollarını; danışanların hayatlarında geçirdikleri olumlu yaşantılardan çıkarabilecektir. Danışmaya gelen bireyden geçmişte geçirdiği olumlu yaşantıları anlatması istenir. Böylece danışanın getirdiği problemin çözümü yine danışanın anlattığı olumlu yaşantılardan çıkarılır ve danışana hissettirilir.

Edward Lorenz’in ortaya çıkardığı “kelebek etkisi” (The Butterfly Effect) terimine göre Çin’deki bir kelebeğin kanat çırpması Amerika’daki hava şartlarını etkilemektedir. Daha kompleks bir sistem olan insanda ise küçük değişimler farklı sonuçlar üretebilmektedir. İnsanların çok faklı sosyal ilişkileri vardır. Bu sosyal ilişkilerdeki küçük değişimler insanlarda farklı sonuçlara neden olabilmektedir. Bu düşünceden hareketle Çözüm odaklı terapistler bireyin sosyal yaşantısına da yönelirler.

Dr. Hatice TOPÇU ERSOY
Uzman Psikolog