Takıntı Hastalığı Nedir?

TAKINTI HASTALIĞI NEDİR? (OKB)

TAKINTI HASTALIĞI NEDİR? (OKB)

Takıntı Hastalığı Nedir?
Takıntı Hastalığı Nedir?

Çoğu insan birçok zaman çeşitli konularda evham, endişe ve takıntılara kapılabilir. Ancak çoğu kez günlük yaşamın içinde ortaya çıkan bu duygular ile baş edebilir ve sorunlarımızı yaşamımızı etkileme noktasına varmadan çözüme ulaştırabiliriz. Takıntılı olan düşüncelerin günlük yaşamımızı etkileyecek, günlük aktivitelerimizi kısıtlayacak düzeye gelmesi durumunda OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK (OKB) adı verilen bir ruhsal hastalık akla gelmelidir.OKB, takıntılı düşünceler (obsesyon) ve yineleyici davranışlar ile zihinsel eylemler ile (kompulsiyon) karakterize psikiyatrik bir rahatsızlığın adıdır. Tanı kriterlerinde Obsesyon-Kompulsiyon i kişinin zamanını alır yada işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşmeye neden olur. Obsesyon-kompulsiyon belirtileri , bir sağlık durumunun yada bir maddenin fizyolojiyle ilgili etkilerine bağlanamaz. Bir başka bozukluk bir başka ruhsal bozukluğun belirtileriyle daha iyi açıklanamaz. Okb bozukluğunda içgörü kesinlikle çok önemlidir.  OKB içgörüsü iyi olan kişiler inanışlarının gerçek olup olmadığının ayrımını yapabilmektedir. OKBiçgörüsü kötü olan  kişiler inanışları olasıkla gerçek olduğunu düşünmektedir. OKB içgörüsü olmayan kişiler inanışlarının kesinlikle gerçek oldığunu düşünür.

Obsesyon (Takıntılar)

Israrcı ve kontrol edilemeyecek türde istem dışı olup tekrarlayan düşünce, imge ve dürtürlerdir. Deneyimleyen kişiler bu düşünceleri sıklıkla gerçek dışı algılarlar. Huzursuzluğa ve yoğun sıkıntıya yani anksiyeteye sebep olabilir. Kişi bu düşünce, dürtü ve imgelere aldırmamaya ,görmezden gelmeye  bunları baskılamaya çalışır yada bu düşünceyi yüksüzleştirmeye çalışır.

Kompulsiyon (Zorlantılar)

Kişide olan obsesif düşüncelerin yol açtığı kaygıyı azaltmak veya bazı korkuları olayları ve durumların yaşanmasını engellemek yada korkulan bir olay veya durumdan sakınmak amacıyla yapmak durumunda hissettiği  abartılı ve tekrarlayıcı zihinsel eylemler ve davranışlardır.

OKB Sıklığı ve Yaygınlığı

Genellikle  on yaşından önce veya erken ergenlik döneminde yirmili yaşların başlarında başlayabilmektedir ve bu dönemde erkeklerde kadınlardan daha fazla görülmektedir. Ama yaygınlık olarak kadınlarda erkeklerden daha fazla görünmektedir. Yapılan araştırmalarda OKB her 100 kişiden 2-3’ünde görüldüğü saptanmıştır.

Obsesif Kompulsif Bozukluk Tipleri 

Kirlenme (Obsesyon) – Temizleme (Kompulsiyon) :Kişinin bedenine ve ya kıyafetlerine kir, mikrop, toz gibi etkenlerin bulaşması yüzünden kirleneceği düşüncesi ve buna yönelik düşüncelerinden dolayı sürekli tekrar tekrar belli sayıda temizlik yapması.

Kuşku (Obsesyon) -Kontrol Etme (Kompulsiyon) : Kişinin gaz ocağı, tüp, ütü gibi elektrikli aletleri ve kapı , pencere gibi nesneleri kapatıp kapatmadığına dair şüphe duyması ; güvenliği sağlamak ve kuşkuyu gidermek için kontrol etmesi.

Saldırganlık (Obsesyon) : Kişinin başkasına zarar vereceği ve elinde olmadan saldırgan davranışlar göstereceği düşüncesi örneğin ya çocuğuma zarar verirsem

Cinsel (Obsesyon) : Kişi utanç verici kabul edilemez olarak tanımladığı düşüncelerle boğuşabilir örneğin liseli bir erkek öğrencinin elinde olmadan birilerine sarkıntılık yapacaği düşüncesi.

Simetri (Obsesyon) – Düzenleme (Kompulsiyon) : Nesnelerin ve objelerin yerinin düzgün & düzenli  olup olmadığıyla ilgili düşünce ve bu simgeyi sağlamak için nesnelerin ve objelerin yerlerinin değiştirilmesi.

Dini (Obsesyon) : Kişi elinde olmadığı metafizik konuları hakkında istemediği düşünceler gelebilir örneğin tanrıya hakaret etme düşünceleri olabilir. Duyduğu suçluluk duygusundan kurtulabilmek için töbe etmesi de bir kompulsiyon örneği olabilir.

Somatik ( Obsesyon) : Tedavisi zor olabilen hastalıklara yakalandım mı korkusu. Bu korkuyu yenebilmek amacıyla sürekli hastaneye gidip test yaptırması. Testlerden olumsuz sonuç çıkmasa bile kişi asla rahatlamaz ve bu durum bir kısır döngü haline gelir.

Sayı Sayma (Kompulsiyon) : Kişinin  yaptığı belirli bir aktiviteyi  belirli bir sayıya kadar saymadan yaparsa yaptığı işte bir terslik çıkacağı düşüncesi.

Dokunma (Kompulsiyon) : Kişi bir işe başlamadan önce onun için önem teşkil eden bir nesneye dokunmadan o işe başlayamaması.

OKB  Nedenleri

Kesin bir bilgi olmamasına karşın OKB nedenleri arasında birkaç varsayım vardır :

Beyin işlevlerinde bozulma ve Seretonin : OKB hastalarının beyin bölgelerinin Orbitofrontal Korteks , Koudat Nukleus ve Anterior singulat korteks bölgelerinde artan aktivite olması  ve Serotonin disfonksiyonu olduğu , Striatumda dopamin özelliklerinin fazla görüldüğü ve Serebrospinal sıvıda ölçülen glutamat düzeylerinin hastalarda yüksek olması OKB işaretidir.

Genetik Nedenler : OKB hastaların ebeveynlerinde ve diğer birinci derece akrabalarında OKB’nin sık olarak görülmesi hastalığın genetik olabileceği ihtimalini arttırıyor.

Kişilik Özellikleri : Kişilik yapısı titiz, mükemmeliyetçi, ayrıntıcı, kuralcı, titiz olma gibi özellikleri sahip olması kişinin OKB yatkınlığını arttıran bir etkendir.

Çoçukluk Çağı Travması : Çocukluk dönemi travmalarına örneğin taciz, cinsel istismar, aile içindeki şiddet ve anne babanın katli gibi travmalara maruz kalanların stresli bir yaşantıdan sonra ileri yaşamlarında OKB olma durumunda önemli bir neden olduğunu göstermektedir.L

OKB İlişkili Bozukluklar

Beden Dismorfik Bozukluk  (BDP) : Dış görünüşlerinde başkalarınca gözlenebilir olmayan ya da başkalarınca önemsenmeyecek bir veya birden çok kusur yada özür algılama düşünceleri ile uğraşma diyebiliriz. Kısaca bedenlerinde olmayan kusura odaklanma diyebiliriz. Kişi bu bozukluğun gidişi sırasında bir zaman dış görünüşüyle alakalı kaygılarından ötürü tekrarlanan davranışlar örneğin aynaya bakıp durma, aşırı boyanma, derisini yolma gibi ; yada zihinsel eylemlerle örneğin kendini başkalarıyla kıyaslama gibi durumlarda bulur. Bedendeki kilo miktarı yada vücuttaki yağ oranıyla ilgili bir sorun direk beden dismorfik olarak düşünülmemelidir. İlk önce yeme bozuklukları araştırılmalıdır.

Biriktirme Bozukluğu

Bu bozukluğu sahip insanlarda kişisel eşyaların yararsız veya sınırlı bir değere sahip olsalar bile onları tutmak için yoğun bir itki ve onları bırakmakla ilgili sıkıntı ilgili sıkıntı ve/veya kararsızlık nedeniyle bırakmada sürekli zorluk anlamına gelir. Bu eşyalar o kadar çoktur ki kişinin aktif yaşamını etkiler. Biriktirme bozukluğu tanısı almış olan insanların üçte biri daha çok kadın olmaktadır. Aynı zamanda bu tanıyı alan kişilerin hayvanlarıda biriktirdiği bilinmektedir. Bu hastalığın belirleyicileri aşırı alımla karakterize olan istiflemeye dair inanç ve davranışlardır

Trikotillomani (Saç yolma Hastalığı)

Saç yitimi ile sonuçlanan biçimde kişinin yineleyici olarak saçını yolmasıdır. Saç yolmayı azaltma yada durdurma girişimleri vardır.  Ebeveyn boşanması ,taşınma, okul değiştirme, travma ve kayıplar gibi yaşam olayları ilişkili olduğu düşünülür. Genetik yatkınlık olabilir.

Deri Yolma Bozukluğu

Deride lezyon ile sonuçlanan yineleyici olan deri yolma demektir. Azaltma ya da durdurma girişimleri vardır. Bir madde ya da sağlık durumunun etkileriyle açıklanamaz. Klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya sebep olur.

OKB Tedavisi

İlaç Tedavisi

Serotonin sistemi üzerinde etkisi olan ilaçlar  OKB tedavisinde en işe yarayan ilaçlar antidepresanlardır. En çok reçete edilen antidepresanlar klomipramindir. Seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI) ‘nde OKB Ve BDB tedavisinde en etkili olan ilaçlar olduğu görülmüştür.

Psikolojik Tedavi

Obsesif kompulsif bozukluk ve ilişki bozukluklarında yaygın biçimde kullanılan psikolojik tedavi tepki engellemeli maruz bırakmadır (TEMB). TEMB kompulsif davranışı ortaya çıkaran duruma maruz bırakıp ritüellerin gerçekleştirilmesinin önüne geçmeye çalışmak anlamına gelir. Örneğin kişi kirli kapı koluna dokunup el yıkama davranışı gösterecekse kişiyi kapı koluna dokundurmuyoruz. Ama elini yıkama davranışının önüne geçmeye çalışıyoruz. Ritüelleri gerçekleştirmediği durumda uyaran tarafından kaygıya maruz bırakıyoruz. Maruz bırakmayla da kaygının sönmesini sağlıyoruz. Ev ödevleri de çok önemli. Seans içinde kapı kolunu tuttuysa evde de yapılmalı. Bilişsel yaklaşımlar önemli.

Takıntı Hastalığı Nedir?

Takıntı Hastalığı Nedir?

Obsesif Kompulsif Bozukluk halk arasında takıntı hastalığı olarak bilinir. Bizden yardım isteyen danışanlarımız da zaman zaman “bende takıntılar var”, “takıntı hastalığı yüzünden hayatım çok zor” diyerek durumu açıklarlar.

OKB NEDİR? Takıntı hastalığı nedir?

OKB, obsesyon adı verilen takıntılı düşünce, fikir ve dürtüler ile kompulsiyon adı verilen yineleyici davranışlar ve zihinsel eylemlerden oluşan bir ruhsal hastalıktır. Kişide fazlasıyla kaygı yaratır ve kişinin günlük hayatını olumsuz yönde etkiler. Genellikle süreğendir, bazen dönemsel alevlenmeler görülebilir.


OBSESYON

Kişinin zihnine girmesine engel olamadığı, zihninden uzaklaştıramadığı düşünce, anksiyete (kaygı) ortaya çıkartıcı ve yineleyici özellikteki düşünce, dürtü ya da imgelerdir. Kişinin isteği dışında gelirler, kişi tarafından mantıkdışı olarak değerlendirilirler. Sık görülen obsesyonlar şunlardır:

  • Kir, Mikrop, Virüs (Örneğin HIV) vb. Bulaşma Korkusu: Böyle bir durumda genelde aşırı yıkama, evde yaşayan tüm bireylerim tamamen temizlenmesi ile uğraşma gibi kompulsiyonlar ortaya çıkar.
  • Kapıların kilidinin açılmasından endişe duyma, açık pencere ve yanan ocak bırakma vb.
  • Cinsellik: Cinsel içerikli düşüncelerden ve cinsel konuşmalardan dolayı aşırı kaygılanma halidir. Cinsel ilişkiden kaçınma, karşı cinse bakmaktan kaçınma gibi kompulsiyonlar ortaya çıkabilir.
  • Dinsel düşünceler: Din ile ilgili aşırı kaygı ve aşırı uğraşma halidir. Günahkar olmaktan korkma gibi düşüncelere rastlanır. Bu gibi düşünceler sonucunda da tekrar tekrar abdest alma, sürekli besmele çekme gibi kompulsiyonlar ortaya çıkar.
  • Başkalarına ya da kendine zarar verme:Kontrolünü kaybedip yakınlarına ya da kendine zarar verebileceği gibi düşüncelerle aşırı uğraşma hali. Bunun sonucunda kesici aletlerden uzak durmak, çocuğunu kucağına almaktan kaçınmak gibi kompulsiyonlar ortaya çıkar.
  • Simetri/ kesinlik ihtiyacı: Her şeyin tam ve kesin bir düzeni olması gerektiğini düşünmektir. Böyle bir durumda genelde evdeki eşyaları simetrik yerleştirme, ayrıntılı kategoriler oluşturma gibi kompulsiyonlar ortaya çıkar.
  • Bir hata yapmanın ya da kötü davranmanın korkusu.
  • Başkalarının atabileceği şeyleri toplama ihtiyacı (istifleme).

KOMPULSİYON

Kompulsif davranışlar, obsesyonların neden olduğu kaygıyı hafifletmek için kullanılan tekrarlayan ritüellerdir. Aşırı, rahatsız edici ve zaman alıcı olabilirler. Günlük aktivitelere ve ilişkilere müdahale edebilirler. Şunları içerebilirler:

  • Tekrarlanan el yıkama (genellikle günde 100 veya daha fazla kez)
  • Bir kapının kilitli olduğundan emin olmak gibi birçok kez kontrol etme ve yeniden kontrol etme
  • Kıyafetleri her gün aynı sırayla giymek gibi katı düzen kurallarına uymak
  • Nesneleri istifleme
  • Çok saymak ve anlatmak
  • Nesneleri gruplamak veya belirli bir sıraya koymak
  • Kendisinin veya başkalarının söylediği kelimeleri tekrarlamak
  • Aynı soruları tekrar tekrar sormak
  • Tekrar tekrar dört harfli kelimeler kullanmak veya kaba (müstehcen) hareketler yapmak
  • Sesleri, kelimeleri, sayıları veya müziği kendi kendine tekrar etmek

Bulaşma Obsesyonu ve Temizlik Kompulsiyonu

Kişinin bedeninin ve giysilerinin kir, mikrop, toz gibi etkenler; kimyasal maddeler, deterjanlar, zehirler ile idrar, gaita ve diğer beden salgıları ile bulaşacağına ilişkin takıntıları ve bu takıntıların yarattığı sıkıntıyı gidermek için yaptığı davranışlarıdır.

34 yaşında ev kadını, eve gelen misafirlerin dışarıdan mikrop taşıyacağı şeklindeki obsesyon-larından dolayı evdeki tüm terlikleri yıkanabilir terlik olarak değiştirmişti ve misafirler gittikten sonra hepsini çamaşır makinesinde yıkıyordu.

 

43 yaşında erkek hasta, ev ortamı dışında tuvalete gitmiyor, evde de tuvalete her gittiğinde idrar sıçradığı şeklinde takıntılı düşünceler ile çoraplarını ve pantolonunu değiştiriyordu.

 

Bu örneklerde kişilerin bedenlerine ve elbiselerine değişik maddelerin bulaşacağı düşüncesi bulaş obsesyonu, ortaya çıkan sıkıntıyı gidermek için temizlik ve yıkanma davranışları yapmaları ise kompulsiyo-nu oluşturmaktadır.

Kuşku obsesyonu ve kontrol kompulsiyonu

En sık görülen obsesyon ve kompulsi-yonlardandır. Kişi gaz ocağı, kapı, kilit gibi nesnelerin açık kalmış olabileceğinden, ütü vs. elektrikli aletlerin fişlerinin prizde takılı kalmış olabileceğinden kuşku duyar (Kuşku obsesyonu) ve emin olmak için tekrar tekrar kontrol etme gereksinimi duyar (Kontrol kompulsiyonu). Bu kuşku ve kontroller yaşamın birçok alanında kendini gösterebilirler.

45 yaşında erkek hasta, her akşam işinden evine döndüğünde otomobilini park edip evine girdikten sonra otomobilin kapısını kilitlediğinden emin olmuyor ve bazen iki-üç kez olmak üzere sokağa çıkıp otomobil kapılarını kontrol ediyordu.

 

54 yaşında erkek hasta, her sabah kendi kullandığı otomobili ile bir kavşaktaki polisin yanından geçiyor, biraz uzaklaştıktan sonra “acaba otomobilin sol aynası ile polise çarpıp yaralamış mıyımdır?” şeklinde kuşkular nedeni ile geri dönüyor, polisin sağlıklı olduğundan emin olduktan sonra rahatlayarak işine gidiyordu.

 

Obsesyon ve kompülsiyonlar, günlük hayatta belirgin sıkıntıya neden olur. Toplumda takıntı hastalığı olarak adlandırılan bu durumlarda, kişi çok ciddi bir zaman dilimini bu yakınmaları ile uğraşarak geçirir. Kişinin olağan günlük işlerini, mesleki görevlerini ya da olağan toplumsal etkinliklerini önemli ölçüde bozar. Dünya Sağlık Örgütü tarafından en fazla yeti yitimi oluşturan 10 hastalık içinde OKB’yi de tanımlanmıştır.

OKB, sadece bilimsel arenada değil edebiyat ve sinemada, birçok kez konu olan bir hastalıktır. Shakespeare’in “Lady Macbeth”i unutulmayacak bir örnektir. Eşini öldürdükten sonra, ellerindeki kanların bir türlü temizlenmediği düşüncesi ile devamlı ellerini yıkaması, edebiyattaki obsesif kompulsif bozukluğa en eski örneklerdendir. Oysa ki ellerini yıkayarak kurtulmaya çalıstığı suçluluk ve günahkarlık duygusudur. Ünlü Ingiliz müzisyen Emilie Ford ise OKB’den ötürü yaşadığı sıkıntıları şöyle anlatmış:

 “Sanki iki beyniniz varmış gibi, biri akılcı beyin ve diğeri akıl dışı olan ve ikisi hiç durmaksızın kavga ediyor.”

1997 yılında çekilen “As Good as it Gets” filminde (Türkiye’de “Benden Bu Kadar” adıyla gösterime girmiştir.) Jack Nicholson pek çok garip davranış sergileyen bir karakteri canlandırır. Her gün öğle yemeğini aynı masada yeme zorunluluğunu hisseder ve kendi plastik çatal-bıçağını restorana getirir. Kapı kollarını dirsekleriyle açar…

Yaptığı çoğu şey, örneğin; yürürken çizgilere basmamak ya da konuşma ve düşünme şekli hayatını sürdürmeyi her geçen gün daha zorlaştırır. Bu karakter sevimli bir OKB’dir.


OKB SIKLIĞI

OKB önceleri nadir olarak görülen bir hastalık olarak kabul edilmesine karşın son yıllarda yapılan araştırmalarda hiç de nadir olmadığı belirlenmiştir. Büyük toplum kesimlerinde yapılan araştırmalarda OKB’nin her 100 kişiden 2-3’ünde görüldüğü saptanmıştır.

Genellikle ergenlik döneminde ve 20-30’lu yaşlarda başlamasına karşın, okul öncesi çağdaki çocuklar dahil herhangi bir yaşta görülebilir. Erkeklerde daha erken yaşlarda başlamasına karşın genel olarak kadınlarda daha sık görülmektedir.

OKB’NİN NEDENLERİ

Herhangi bir kesinlik kazanmamasına karşın OKB’nin nedeni olarak birkaç varsayım üzerinde durulmaktadır.

Genetik Nedenler

OKB’li hastaların anne-babalarında ve diğer birinci derece akrabalarında OKB’nin sık olarak görülmesi hastalığın genetik olabileceğini düşündürmektedir.

Beyin İşlevlerinde Bozulma ve Serotonin

Beyin üzerinde yapılan araştırmalarda beynin bazı bölgelerinde ve özellikle de beyin içindeki sinirsel iletimde önemli rolü olan serotonin maddesinin işlevlerinde bozukluk saptanması bunların OKB’nin nedeni olarak araştırılmasına yol açmıştır.

Çocukluk Çağı Travmaları

Çocukluk çağı travmalarına  (örneğin, cinsel istismar) maruz kalanlarda ileri yaşamlarında önemli bir stres yaşantısı ardından OKB’nin ortaya çıkabilmesi erken çocukluk dönemlerinin OKB gelişiminde önemli rol oynadığını göstermektedir.

Kişilik Özellikleri

Kişilik yapısı olarak titiz, kuralcı, ayrıntıcı, mükemmeliyetçi özelliklere sahip olan kişiler OKB’ye yatkın kişiler olarak değerlendirilmektedir.

Bir Takıntı ya da Kişilik Özelliği Ne Zaman Hastalığa Dönüşür?

Her takıntı hastalık değildir. Günlük hayatında “masumane/zararsız” takıntıları olan, ve bunları senelerdir sürdüren birçok insan vardır. Kişinin OKB olması için düşünce ve davranışların hastalık sayılabilmesi için günlük işlevlerimizi etkileyecek, kısıtlayacak, bozacak kadar şiddetli ve yoğun olmalıdır. Örneğin, bir ev kadınının temiz ve düzenli olması doğal olarak hastalık sayılmaz ama hemen her gün, günün her saatinde temizlik yapıyor, her gün çamaşır yıkıyor ve bu davranışları nedeni ile de çocuklarına onları sağlıklı bir biçimde yetiştirebilmek için yeterli zamanı ayıramıyorsa hastalık olarak değerlendirilebilmelidir. Bir kişinin otomobilinin camlarının kapalı, kapılarının kilitli olduğundan emin olması güvenlik nedeni ile garip karşılanmayabilir ama evinden tekrar tekrar çıkarak ya da yolda geriye dönerek cam ve kapıları kontrol etmesi dikkat edilmesi gereken bir durumdur.

TEDAVİ

Yaşam kalitesinin yeniden sağlanması için OKB hastalarında tedavi zorunludur. Günümüzde OKB`li hastaların çoğunun ilaç ve davranış tedavilerinden yararlandığı bilinmektedir. OKB’de kullanılan antidepresanların, depresyon tedavisine kıyasla daha yüksek dozda ve daha uzun süre kullanılması gerekmektedir. Tedavinin olumlu etkileri ancak tedavinin başlamasından birkaç ay sonra ortaya çıkar. Çeşitli araştırmaların sonuçları, ilaç ve davranış tedavilerinin birlikte uygulanmasının en iyi sonucu verdiği yönündedir.

Psikoterapinin temel amacı, hastanın davranış ve duygularının değiştirilebilmesi amacıyla, problemlerinin altında yatan varsayımları ona gösterebilmek ve bunları yenmesinde yardımcı olmaktadır. Tedavide, hastanın, belirli bir program dahilinde, sıkıntısını ve kompulsiyonlarını artıran durumların üstüne gitmesi sağlanmakta ve bir yandan da kompulsiyonları önlenmektedir. Kompulsiyonların etkin bir biçimde durdurulması ya da önlenmesiyle, hastaların en korktukları durumlarla karşı karşıya kalmaları sağlanmış olur. Ve artık bundan etkilenmemeleri sağlanır. Rahatlık ve güven duygusu geliştirilir.

Yanlış inanışlar birçok hastanın bu ilaçları kullanmaktan kaçınmasına ya da ilaçları doktorun önerdiği dozdan daha düşük dozlarda ya da daha kısa sürelerle kullanmalarına neden olmaktadır. Bu durum OKB tedavisinin güçleşmesine neden olmaktadır.
İlaç  tedavisi

Özellikle serotonin sistemi üzerinde etkili olan ilaçlar OKB tedavisinde oldukça yaralı olmaktadır. Serotonin Geri Alım Engelleyiciler adı verilen bu grup ilaçlar OKB tedavisinde yaygın ve başarılı şekilde kullanılmaktadır. Etkilerinin görülmesi için iki hafta kadar beklemek gerekir. İlacın etkili olup olmadığına karar vermek için en az 10 hafta süre geçmesi beklenmelidir. Etkili olduğuna karar verilirse tedavinin gerekirse günlük doz arttırılarak en az iki yıl sürdürülmesi gerekir.

Bilişsel-Davranışçı Tedavi

Obsesif hastalar kaygı verici düşünceler ile bu düşüncelerden kaçarak ve kaçınarak başa çıkmaya çalışırlar. Ne var ki düşüncelerden kaçmaya çalıştıkça bu düşünceler daha da artmakta ve böylelikle kısır bir döngü oluşmaktadır. Davranış tedavilerinde amaç hastayı obsesyonlarla  karşı karşıya getirmek ve bu kompulsiyonları engellemektir. Hedef rahatsızlık veren düşüncenin oluşturduğu kaygıyı söndürmek ve alışma durumunun oluşmasını sağlamaktır. Bu şekilde yapılan tedaviye alıştırma tedavileri adı verilir.

Bilişsel tedavilerde ise amaç rahatsız edici düşüncelerin oluşturduğu sorumluluk algısını azaltmaktır. Sorumluluk biçiminde bir algılama olmadığında hastalar akla gelen rahatsızlık verici düşünceleri yansızlaştırmak ve etkisiz kılmak için tekrarlayıcı davranışlar gösterme ihtiyacı hissetmeyeceklerdir. Amaç düşünceleri gerçek gibi algılamayı azaltmaktır. Bu nedenle tedavide tehdit tehlike ve aşırı sorumluluk algılarının ne oranda gerçekçi olduğu ve hangi düşünce  hataları sonucu abartılı tehdit ve tehlike algılarının ortaya çıktığı hasta ile birlikte araştırılır. Bilişsel hataların belirlenmesinden sonra yeterince işlevsel olmayan bu düşüncelerin daha gerçekçi ve işlevsel olanları ile yer değiştirmesi sağlanır. Düşüncelerinin  bir felaketle sonuçlanacağını düşünen hastalardan bu düşünceleri durdurmak yerine özellikle akla getirmeleri istenmekte ve ardından korkulan sonuçların oluşmadığını görmeleri tedaviye uyum sağlamakta önemli yararlar oluşturmaktadır.

AİLE VE ARKADAŞLARA DÜŞEN GÖREVLER

OKB’li takıntılı hastalar sıklıkla takıntılı düşünce ve davranışları çevredekiler tarafından fark edildiğinde, öğrenildiğinde nasıl karşılanacakları ile ilgili endişe yaşarlar. Çoğu hasta ayıplanacağı, dalga geçileceği, küçük düşürülebileceği düşüncesi ile hissettiklerini paylaşmaktan ya da açığa vurmaktan kaçınır. Hastalar, damgalanma kaygısı ile tedaviye hastalığın başlamasından çok uzun süre sonra gelebilmektedir.  Aile üyeleri ve arkadaşları hastanın zaman zaman çevreye de huzursuzluk verecek düzeye varan takıntılı davranışlarının hastalar tarafından engellenemeyen, karşı koyamadıkları düşüncelerden kaynaklandığını bilmelidir, tedaviye uyum sağlanması konusunda yardımcı olmalıdırlar.