Obsesif Kompulsif Bozukluk

OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK

Çoğumuz zaman zaman, çeşitli konularda ya da günlük hayatımızda korkulara, endişelere ve takıntılara sahip olabiliriz. Ancak çoğu kez günlük hayatımız içinde ortaya çıkan bu duygularımız ve düşüncelerimizle baş edebilir ve sorunlarımızı hayatımızı etkilemeden çözüme ulaştırabiliriz. Herhangi bir konuda takıntılı düşüncelerimizin ya da davranışlarımızın günlük yaşamımızı etkileyecek ve günlük aktivitelerimizi aksatacak/kısıtlayacak duruma gelmesinde “Obsesif-Kompulsif Bozukluk” aklımıza gelmelidir. OKB, daha önceden nadir olarak görülen bir ruhsal bozukluk olarak kabul edilmesine karşın, son yıllarda yapılan araştırmalarda o kadar da nadir olmadığı saptanmıştır. Yapılan araştırmalarda ortalama olarak, OKB’nin her 100 kişiden 2-3’ünde görüldüğü saptanmıştır. Genellikle başlangıcının ergenlik döneminde ve 20-30 yaşlarında olmasına karşın, okul öncesi dönemdeki çocuklarda dahil görülebilmektedir. Erkeklerde daha erken yaşlarda başladığı saptanmasına rağmen, kadınlarda daha sık görülmektedir.

Yapılan araştırmalarda OKB’nin kesin bir nedeni bulunamasa da birkaç varsayım üzerinde durulmaktadır. OKB tanısı bulunan kişilerin anne-babalarında veya birinci derece akrabalarında OKB’nin sık olarak görülmesi, hastalığın genetik olabileceğini düşündürmektedir. Beyin üzerinde yapılan araştırmalarda ise, beynin bazı bölgelerinde ve özellikle sinirsel iletimde önemli rolü olan serotoninin işlevlerinde bozukluk saptanmıştır. Çocukluk çağında yaşanan travmaların (örneğin; cinsel istismar) ve ileri yaşamlarında maruz kalınan stres yaşantısının OKB’nin ortaya çıkışında önemli bir payı olduğu görülmüştür. Ayrıca; titiz, kuralcı, ayrıntıcı ve mükemmelliyetçi gibi kişilik özellikleri olan kişilerin OKB’ye daha yatkın olduğu görülmüştür.

Obsesif Kompulsif Bozukluk’un bileşenlerinden biri olan “obsesyon”, takıntılı düşüncelere, fikirlere ve dürtülere verilen addır. Obsesyonlar kişinin zihninde oluşmasına engel olamadığı, zihninden uzaklaştıramadığı düşüncelerdir. Kişi tarafından zaman zaman mantıkdışı olarak değerlendirilebilirler, yoğun sıkıntıya, huzursuzluğa ve anksiyeteye sebep olurlar. “Kompulsiyon” ise, obsesyonları tolere etmek için oluşturulan yineleyici davranışlar ve zihinsel eylemlerdir. Kompulsiyonlar, obsesyonların neden olduğu yoğun sıkıntı ve huzursuzluğu azaltmak ya da ortadan kaldırmak amacıyla yapılırlar.

Her takıntılı, bizi rahatsız eden düşünce ya da davranış obsesyon veya kompulsiyon olarak adlandırılmamaktadır. Bu davranışların/düşüncelerin bozukluk olarak nitelendirilebilmesi için günlük işlevselliği etkileyecek, kısıtlayacak hatta bozacak kadar şiddetli ve yoğun olması gerekmektedir. Örneğin, evden çıkmadan önce evimizin kapılarını/camlarını kontrol etmemiz gayet normal bir durumdur; fakat kişi tekrar tekrar kontrol ediyorsa veya yoldan geriye dönerek cam ve kapıları kontrol ediyorsa bu dikkat edilmesi gereken bir durumdur.

Bulaşma, kuşku, cinsel içerikli, dini içerikli ve simetri/düzen en yaygın görülen obsesyonlardandır. Temizlik, kontrol, simetri/düzen, dokunma, sayma ve biriktirme/saklama kompulsiyonları da yaygın olarak görülmektedir. Pislik veya mikrop bulaşmasından korkma, başkasına zarar vermekten korkma, hata yapmaktan korkma, şeytanca veya günahkar düşünmekten korkma, düzen/simetri/kusursuzluk ihtiyacı, aşırı kuşku veya sürekli güvence ihtiyacı yaygın obsesyonlar arasında gösterilebilir. Tekrarlayan bir şekilde elleri yıkama/duş alma, el sıkışmayı/dokunmayı reddetme, kilit/ocak gibi şeyleri tekrar tekrar kontrol etme, rutin işleri yaparken içinden veya dışından sürekli sayı sayma, bir şeyleri belli bir biçimde sürekli olarak düzenleme, belirli kelimeleri/cümleleri/duaları tekrarlama, işleri belli bir sayıda yapma ihtiyacı, değeri olmayan şeyleri toplama veya biriktirme de yaygın olarak gözlemlenen kompulsiyonlara örnek verilebilir.

Şema Terapi Eğitim

Takıntılar

Ruh bilimindeki adıyla OKB, yani Obsesif Kompülsif Bozukluk. Halk dilindeki adıyla vesvese – takıntı bozukluğu olan OKB uzun zamandır psikiyatrinin kanseri olarak bilinmekte.

Bu tanımlamaya rağmen umutsuz olmamak gerek. OKB nin belirli ilaç tedavileri ve Bilişsel Davranışçı Terapiyle belirtilerinde iyileşme mümkün.

Nedir bu OKB ?

OKB, takıntılar (obsesyonlar) ve bu takıntıların verdiği rahatsızlıktan kurtulmak için yapılan hareketlerden (kompülsiyon) lardan oluşur. Kişi takıntılarını veya davranışlarını saçma bulmasına rağmen bunları düşünmekten veya bu hareketleri yapmaktan kendini alıkoyamaz.

Eve misafir geldiğinde misafirlerin her dokunduğu         şeyi yıkayan, yıkanamayacak bir eşya ise bu eşyayı atan birini veya dini hassasiyetleri olan birisinin namaz kılarken Allah’ın varlığından kuşku duyma şeklinde düşüncelerinin aklına gelmesi ve bununla beraber ibadetlerini yerine getirememesi OKB’a örnek olarak verilebilir.

OKB ortalama olarak 21 yaşlarında başlar ve her 100 kişiden 2-3 ünde görülür. Hastaların %65 inde bozukluk 25 yaşından önce ortaya çıkar. Genetik faktörlerin etkisinin en büyük olduğu psikiyatrik rahatsızlardan biri olan OKB la ilgili yapılan çalışmalar sonucunda OKB hastalarının 1. derece akrabalarının %35 inin bu bozukluktan etkilendiği bulunmuştur.

“En çok rastlanan obsesyon bulaşma (herhangi bir hastalık veya tiksinilen bir nesneye temas vb) ve buna beraber ortaya çıkan temizlenme kompülsiyonudur. Aşırı el yıkama bazen derinin tamamen tahrip olmasına dahi yol açabilir; kişi günün büyük bir kısmını yıkanarak veya bulaşma korkusuyla dışarı çıkmayıp kendini izole ederek evde geçirebilir. Sıklıkla rastlanılan bir diğer takıntı şüphe (ocak açık mı? kapı kilitli mi? her şey yerli yerinde mi? hata yaptım mı?) dır. Bu şüpheler ise kontrol kompülsiyonuyla beraberdir. Örneğin kapının kilitli olup olmadığını kontrol etmek için defalarca eve geri dönülebilir, ışığın açık kalıp kalmadığını kontrol için defalarca yataktan kalkılabilir veya verilen bir işi hatasız yapıp yapmadığından emin olmak adına aynı yazı yüzlerce kez kontrol edilebilir, bazı sözlerin söylendiğinden emin olana kadar defalarca tekrar edilebilir. Bunların dışında birçok obsesyon olabilir, örneğin cinsel, dini takıntılar (günahkar mıyım, değil miyim?), kötülük veya kötü birşey yapacağından korkma takıntısı, kontrolü kaybedebileceğinden korkma, herşeyin yerli yerinde ve düzgün(simetrik) olması takıntıları da klinikte sık görülen takıntılardandır.”

Her takıntılı davranış OKB mudur? Örneğin yeni ayrıldığımız sevgilimizi sürekli düşünmek, aklımızdan atmaya çalışmamıza rağmen atamamız obsesyon olabilir mi?

Burada önemli olan birkaç nokta var. Bunlardan ilki kişinin bununla mücadele ederken günlük işlevinin bundan ne kadar etkinlendiği, ikincisi obsesyonlarını ve kompülsiyonlarını kişi genelde saçma bulur, saçma bulmasına rağmen bunu yapmaya engel olamaz. Üçüncüsü ise obsesyonlar genelde kişilerin değer yargılarına ters düşüncelerden oluşur.

BDT Tedavinin İçeriği

Adından da anlaşılacağı üzere BDT ağırlıklı olarak bilişlerle ve davranışlarla çalışır. OKB da hatalı inanışlar değiştirilip yeniden uyarlanır, bu rahatsızlığa sahip olan kişiler tehlikenin oluşma ihtimalini ve tehlikenin sonuçlarını abartılı olarak     yorumlamaya meyillidirler. Sorumluluklarını ve sorumluluklarının sonuçlarını da abartırlar. Bunların yanında da belirsizliğe tahammülsüzlük, mükemmeliyetçilik, yoğun kontrol etme isteği de OKB li bireylerin öne çıkan diğer hatalı düşünce alanlarıdır.

Davranışçı terapide ise temel kural olan rahatsız edici şeylerin üstüne gitme tekniği uygulanır. Kişiden aşamalı olarak rahatsız edici şeyin üstüne giderken, tepkisinin engellemesini yani kompülsiyonları yapmaması istenir. Bir örnek üzerinden gidersek terapide istenen şey bulaş takıntısı olan birinin aşamalı olarak kirli yere dokunması, bu dokunmadan sonra ellerini yıkamaması veya yıkamayı aşamalı olarak engellenmesi beklenir. Kişi davranışçı terapi sayesinde kaygısı aşamalı olarak azalır ve kaygıyla başa çıkmayı öğrenir.

Kaynakça:

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/616039

https://www.psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/29/obsesif-kompulsif-bozukluk