Makaleler

ayrılma seperasyon kaygısı

SEPERASYON ANKSİYETE BOZUKLUĞU (ÇOCUKTA ANNEDEN AYRILMA KAYGISI)

Gidiş:

Ayrılma anksiyetesi bozukluğu bazı yaşam zorluklarından sonra (örn.bir yakınının ya da evcil hayvanın ölümünden sonra, bir çocuğun ya da akrabanın hastalığı sırasında ya da okul değiştirme, yeni komşuların olduğu bir yere taşınma ya da göç ile) gelişebilir. Başlangıcı okul öncesi yaşlardan da önce olacak kadar erkendir ya da 18 yaş öncesi herhangi bir yaşta başlar, bazen ergenlik dönemine kadar sarkabilir. Tipik olarak alevlenme ve iyileşmelerle seyreder. Olası ayrılıklara karşı anksiyete ve ayrılığı içeren durumlardan kaçınma davranışları ile birlikte yıllarca sürebilir.

Ailesel Özellikler:

Obondo (1990) yaptığı bir çalışmada okul devamsızlığı (school non-attendance) ile anlamlı derecede ilişkin aile karakteristiklerini şöyle belirlemiştir: genellikle anne-babada nörotizm (neuroticism), evlilik uyuşmazlığının olduğu unstable aile ilişkileri, anne-babanın çocuktan yüksek akademik performans beklentisi ve bir boyutuyla yoksulluk mevcuttur. Yine okul fobili 76 çocuğun ailelerinde aile değerlendirme ölçeği ile (Family Assessment Measure) değerlendirildi. Ebeveyn-çocuk ilişkilerinde klinik olarak anlamlı derecede disfonksiyon belirlendi. (Berstein ve ark., 1990)

Okul fobisi, genellikle karşılıklı bağımlı, patolojik anne-çocuk varlığında gelişir. Genellikle bu çocukların çok koruyucu anneleri, çok uzak ve soğuk duran babaları vardır. Bazen ise anne ve baba çocuğa aşırı derecede düşkündür, kendileri de çocuklarından ayrılmayı bir türlü göze alamamışlardır. Bazen de anne ve babaların kendileri nörotik ve güvensizdir, çocuğun başına kötü şeyler geleceğinden gereksiz yere korkmuş ve çocuğu hep evde tutmaya çalışmışlardır. Böylece çocuk kendiside farkında olmadığı halde evden uzaklaşınca veya okulda iken annesine, babasına veya kendisine korkunç şeyler olabileceğinden korkmakta ve bunu engellemek için evde kalmakta ısrar etmekte, zorlandığı zaman panik içine düşmektedir. (Ekşi, 1990)

Berstein (1988) ciddi okul fobisi olan çocukların birinci derece akrabalarında depresyon ve anksiyete bozukluğu oranları daha yüksek olduğunu gösterildi. Bu çocukların ailelerine verilen aile değerlendirme ölçeklerinde aile fonksiyonunda daha fazla bozukluk tespit edildi.(Rol performansı, iletişim, duygusal ifade edim ve kontrol yönüyle)

Ayırıcı tanı:

Ayrılma anksiyetesi, Yaygın Gelişimsel Bozukluklar, Şizofreni ya da diğer Psikotik bozuklukların bir parçası olabilir. Bu bozukluklardan herhangi birinin gidişi sırasında Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğunun belirtileri ortaya çıkarsa, ayrı bir ayrılma anksiyete bozukluğu tanısı konmaz. Ayrılma anksiyete bozukluğu, Yaygın Anksiyete Bozukluğundan anksiyetenin temel olarak evden ya da bağlandığı kişilerden ayrılmayla ilgili olmasıyla ayırt edilir. Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu olan çocuk ve ergenlerde ayrılık tehdidi aşırı anksiyeteye, hatta panik atağına yol açabilir. Panik bozukluğunun tersine anksiyete, beklenmeyen bir panik atağının gösterdiği güçsüzlükten çok, evden yada bağlanılan başlıca kişilerden ayrılma ile ilgilidir. Yetişkinlerde ayrılma anksiyetesi bozukluğu, nadirdir ve ayrılma korkuları , agarofobi ile birlikte panik bozukluğu ya da Panik Bozukluğu Öyküsü Olmadan Agarafobi ile daha iyi açıklanabiliyorsa, ek bir tanı olarak verilmemelidir. Davranım Bozukluğunda okuldan kaçma sık görülür, ancak nedeni ayrılma kaygısı değildir ve çocuk eve dönme yerine evden uzak durma eğilimindedir. Bazı okul reddi olgularında, özellikle ergenlikte, neden ayrılma anksiyetesi bozukluğu değil sosyal fobi ya da duygudurum bozukluklarıdır. Psikotik Bozukluklardaki halüsinasyonlardan farklı olarak, Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğunda yaşanan olağan olmayan algısal yaşantılar gerçek bir uyaranın yanlış algılanmasına daya nır ve sadece belli durumlarda (örn. gece vakti) ortaya çıkar ve bağlandığı başlıca kişiler geri geldiğinde bu algılama kaybolur. Klinik değerlendirmede çocuğun normal gelişimine uygun ayrılma anksiyetesini, Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğundan ayrımında, klinik olarak belirgin olan ayrılık anksiyetesi kullanılmalıdır.

Tedavisi:

Tedavi çocuğun durumunun formulasyonuna dayanır. Birlikte aile terapisi önemlidir. Gittleman -Klein 6 haftalık çift kör çalışmada 7-16 yaş seperasyon anksiyete bozukluklu erkek ve kız çocuklarında imipraminle iyileşme bildirdiler. Okul reddine yol açan ciddi seperasyon anksiyetesi veya depresyonun tedavisinde TCA düşünülebilir fakat tek başına ilaç tedavisi yeterli değerlidir. Farmakoterapi düşünülüyorsa EKG monitorizasyonu yapılmalıdır.

Spesifik tedavi planı okula erken dönmeyi ve tedaviye öğretmenin tam katılımını içerir. Hastaların 2/3′ ü veya daha fazlası iyileşir.

Okul reddinin davranış tedavisinde, klinisyen çocuğun okula geri dönüşünü tedrici (gradual) veya hızlı ( rapid) olarak planlayabilir. Belli vakalarda okula tedrici dönüş gerekli olmasına rağmen, okula hemen dönüşünün sağlanması sekonder komplikasyonları azaltır. (King 1989)

Çocuk okulda başarısız kalmaktan ve öz saygısını kaybetmekten korku duyabilir veya okuldan korku gerçek bir nedene bağlı olabilir. Ancak bu tip korkular, ayrılma anksiyetesi adı verilen durumlardan daha çok yüzeyseldir, geçicidir. Korktuğu nesnelerin ortadan kalkması ile çocuk böyle bir korkudan kurtulabilir. oysaki patolojik anne-çocuk ilişkilerinin söz konusu olduğu okul fobisi denilen durumda çözüm, ancak ilişkilerin düzeltilmesine bağlıdır. Dikkatli bir gözlemle anne çocuk arasındaki bağımlılık fark edilebilir, çocuğun korkularının ayrılma anksiyetesi türünde olup olmadığı anlaşılır. Bu durumda genellikle annenin de psikolojik terapisi gerekir.

Bu yazı yorumlara kapanmıştır.