Yazılar

Kişisel Gelişiminiz İçin Yazılarımızı Okuyabilirsiniz

Ergenlerle Görüşme Teknikleri

ERGENLİK DÖNEMİ SORUNLARI

Çocuğumuz onaylamadığınız bir arkadaş grubunun içinde ise anne baba olarak nasıl davranmalıyız?

Çocuklar çevrelerindeki güçlü ve gözde olan diğer çocukların etkisi altında kalma eğilimindedirler. Model alınan bu çocuklar genellikle kendine fazla güvenen, kurallara karşı gelen çocuklardır. Çocuğunuz böyle çocuklardan oluşan bir arkadaş grubunun içinde ise, arkadaşlarından olumsuz biçimde söz etmeyin, onların yaptığı yanlış davranışları çocuğun kendisinin fark etmesini sağlamak için, arkadaşlarının olumlu ve olumsuz yönlerini düşünmesini isteyin. Daha sonra düşüncelerini sizinle paylaşmasını sağlayın. Yönlendirici olmadan içinde bulunduğu arkadaş grubunun ona verebileceği zararları anlatın. Ancak “onlarla zaman geçirmeni istemiyorum” gibi ifadelerden kaçının, onlarla ilgili olumsuz ifadeler kullanmayın. Yasaklar koymak ya da cezalar vermek böyle bir durumda iyi bir yol değildir. Çocuğunuzun o arkadaş grubunun içinde olma nedenlerini anlamaya çalışın, bu konuda onunla konuşun, onu dinleyin, onu suçlamadan duyduğunuz endişeyi ve üzüntüyü anlatın.

Zaman zaman okuldan kaçan çocuklarımıza karşı tutumumuz nasıl olmalı?

Çocuğun okuldan kaçma nedenlerini size anlatmasını isteyin. Bunu yaparken sakin davranın, sorgulayıcı bir üslup kullanmayın ancak bu durumdan rahatsız olduğunuzu anlatın. Okuldan kaçtığında başına gelebilecek olumsuz durumları ve bu nedenle endişelendiğinizi, üzüldüğünüzü çocuğa açıkça anlatın. Çocuğa onun bu davranışı karşısında üzüldüğünüzü “ben” dili kullanarak anlatın. (“okuldan kaçarak beni üzdün” yerine “okuldan kaçtığını öğrendiğimde çok üzüldüm” gibi) Okula gitmenin ve derslerini çalışmanın onun sorumluluğu olduğunu, bunları aksatırsa sorumsuzca davranmış olacağını ve bu durumun ileriki yaşamı için problemlere yol açacağını anlamasını sağlamaya çalışın. Katı ve sert cezalar vermekten kaçının. Yasaklar koymak yerine çocukla anlaşma yapın. Kurallara uygun davranırsa onun istediği aktivitelere katılmasına izin vermek konusunda anlaşın.

Kitap okumayı, ders çalışmayı çocuklarımıza nasıl sevdirmeliyiz?

Kitap okuma alışkanlığı kazanması için çocuklar pekiştirilmelidir. Kitap okuduğu zamanlarda takdir ettiğinizi, bu davranışından hoşlandığınızı ona sözel olarak ve davranışlarınızla bildirmelisiniz. Ayrıca çocuk anne-babasını model aldığı için, onların kitap okuması çocuğun bu davranışı kazanmasında etkili rol oynar. Çocuğun ders çalışmayı sevmesini istemek gerçekçi bir beklenti değildir. Çünkü ders çalışmak çoğunlukla sıkıcıdır, keyifli bir aktivite olduğu için değil gerekli olduğu için çocuğun ders çalışması gerekiyor. O halde ders çalışmayı sevmesini beklemek yerine çalışmanın gerekli olduğunu anlamasını sağlamak gerekir. Bunu çocuğa açıkça anlatın.

Hiperaktivite tanısı olan çocuklarımıza karşı anne baba tutumları nasıl olmalı?

Hiperaktif bir çocuğu sakinleştirmek pek mümkün değildir, ama yapması gereken faaliyeti net bir şekilde açıklayarak, işini iyi bir şekilde yapmasına yardım edebilirsiniz. Çocuğun yapması gereken görevlerle ilgili adım adım talimat vermelisiniz. Hiperaktif çocuğa talimatı yavaş yavaş (tek tek söyleyerek) verin ve işi küçük parçalar halinde yaptırın. Vereceğiniz talimatların kısa ve belirli olmasına çok dikkat edin. Çocuğa (konuşmayı kes gibi) neyi yapamayacağını söylemek yerine, neyi yapması gerektiğini söyleyin. Açıkça belirlenmiş görevler verin (sandalyede 2 dakika oturmanı istiyorum gibi). Basit ifadelerle (bakıyorum çok heyacanlanıyorsun gibi) çocuğun durumunu kendisine hatırlatarak, kendisi hakkındaki bilgisini ve duyarlılığını arttırmasına yardımcı olun. Faaliyetleri organize ederken sakin davranın. Sizin bu sakinliğiniz onun sakinleşmesine ve tepki miktarının azalmasına yardımcı olacaktır.

Çocuk, yapacağı işle ilgili atılacak adımları ve işin yapılışını öğrendikten sonra, talimatları azaltmaya başlayabilirsiniz. Bu noktada çocuğun dikkat süresinin uzatılması ve yapacağı işe karşı olan ilgisinin arttırılması çalışmalarına başlayabilirsiniz. Dikkat süresinin uzatılması için, pekiştireçler kullanın. Öncelikle kısa hedefler belirleyin, (örneğin; 5 dakika masada oturup, ödev yapması gibi) çocuk bu hedefi gerçekleştirdiğinde davranışı pekiştirecek biçimde ödüllendirin. Giderek hedefi büyütün ve pekiştireç vermeye devam edin.

İstenmeyen davranışları önlemek için basit kurallar koyun. Uygunsuz bir davranışında çocuğu ortamdan uzaklaştırmak ve düşünmesi için zaman oluşturmak gerekir.

Çocuğunuz için günlük bir program yapın. Çocuğunuzun uyandığı, yemek yediği, yıkandığı, okula gitmek için evden çıktığı, yattığı saatlerin her gün belirli ve aynı olmasını sağlayın.

Hiperaktif çocukların oyun esnasında enerjilerini ortaya koymaları doğaldır. Ancak çocuğun aktivitesini kabul edilebilir düzeyde tutmak için de bazı önlemlerin alınması gerekir. Aşırı hareketli bir çocuğa, yüksek enerji isteyen basit oyunlar oynatmak iyi bir yoldur. Çocuğun ilgisini oyun üzerinde tutmak için ona sık sık sözlü hatırlatmalarda bulunun. Onun kusurunu bulmaktan çekinin. Eğer çocuğun oyun kurallarının dışına çıktığını hissedersiniz, ona açık ve belirli bir talimat verin.

Aşırı hareketli bir çocuğa uyuması için baskı yapmak genellikle faydasızdır. Bununla beraber uyku zamanının diğer çocuklara göre daha kısa olabileceğini kabul edin. Çocuğa ilk önce ne kadar uyumasını ve dinlenmesini istediğinizi açıklayıp bu süre bitince kalkabileceğini söylerseniz geçerli bir yol izlemiş olursunuz.

Bir çocuğun kendine ait bir cep telefonu alma yaş sınırı var mıdır, neden?

Çocukların çok erken yaşta cep telefonu kullanmaya başlaması uygun değildir. Küçük yaştaki çocuklar cep telefonunu nasıl kullanacağını tam olarak bilemeyebilir, uygun biçimde taşıma, saklama ve gerekli işlemler için kullanma sorumluluğunu yerine getiremeyebilirler. Uygun olan telefonu doğru ve amacına uygun olarak kullanabileceği yaştan itibaren telefon sahibi olmalarıdır. Bunun için en azından ilköğretimi tamamlamış olmalıdırlar.

Çocuklarımızın internetten uygunsuz sitelere girmesine engel olmak için nasıl bir yaklaşım izleyebiliriz?

Bilgisayarı salona yani hep birlikte zaman geçirdiğiniz odaya koyun. Çocuğun odasında bilgisayar olmasın. İnternette dolaşırken sizin denetimiz altında olduğunu bilsin. Hepimizin bildiği gibi çocukları olumsuz etkileyen siteleri engelleyen programlar var. Çocukların kullanacağı bilgisayarlarda bu programları kullanmak gerekir. Çocuğa zararlı sitelerin olumsuz yanlarını anlatmak ya da yasaklar koymak çok etkili bir yol değil. Bunun yerine bu konuda denetimin aileye ait olduğunu kavramasını sağlamaya çalışmak lazım.

Televizyon bağımlısı olan bir çocuğu bu bağımlılıktan nasıl kurtarabiliriz?

Çocuğu televizyon bağımlılığından kurtarmak için televizyonun yerine başka bir şey konulması gerekir. Yani çocuğun televizyon karşısında geçirdiği sürenin kısaltılması için çocuk daha yararlı farlı bir aktiviteye yönlendirilmelidir. Örneğin, spora ya da sanata yönlendirilerek çocuğun zamanını etkin ve verimli kullanması sağlanabilir. Spor ya da sanatsal etkinlikler çocuğun gelişimine katkı sağlar.

Boş zamanlarında çocuklarımızı sosyal faaliyetlere yönlendiriyoruz. Çocuğumuzun zamanının sürekli programlı ve dolu olması bir sakınca yaratır mı?

Çocukların boş zamanlarını sosyal faaliyetlerle değerlendirmeleri çok yararlıdır ancak bu etkinliklerin çocuğun fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimine uygun olması gerekir. Bunun yansıra çocuk katılmak istediği etkinlikleri kendisi seçmelidir. Aileler çocuğu için uygun gördüğü bir sosyal faaliyete katılması için çocuğu zorlamamalı, baskı uygulamamalıdır, yalnızca çocuk için uygun olabilecek aktiviteleri çocuğa tanıtmalı ve kararı çocuğa bırakmalıdırlar. Ayrıca çocuğun tüm zamanının katı bir biçimde programlanmış olması uygun değildir. Daha esnek olarak yapılandırılmış biçimde boş zamanı değerlendirme faaliyetleri belirlenmelidir. Çocuğun tüm zamanının dolu ve sürekli programlı olması çocuğun sıkıntı yaşamasına neden olabilir. Zaten günümüzde çocuklar okul, dershane, özel ders gibi birçok yere yetişmek için programlı olmak zorunda kalıyorlar. Bütün bunların üstüne boş zaman etkinlikleri de katı biçimde programlanmamalıdır.

Sorumluluk sahibi olmayan çocukları nasıl sorumluluk sahibi yapabiliriz?

Erken yaşlardan itibaren sorumluluk verilmemiş olan çocukların sorumluluk duygusu yeterince gelişmez. Çocuğun planlaması ve yapması gereken işler hep anne ya da babası tarafından yapılmışsa, çocuk ne zaman karar vermesi ve harekete geçmesi gerektiğini bilemez. Neleri kendisinin planlaması ve yapması gerektiğini öğrenemez. Anne babalar çocuk için en iyi olanı yapmaya çalışırken, onun sorumluluk almayı öğrenmesini engellediklerini çoğu zaman fark edemezler. Sonra da çocuğun sorumluluk sahibi olmamasından şikayet ederler. Çocuğa sorumluluk duygusu kazandırmanın tek yolu, ona sorumluluk vermektir. Çocuk yapması gereken işleri yanlış ya da eksik yapsa bile sorumluluğunu kendisi almayı öğrenmelidir. Anne baba hemen müdahale edip düzeltmeye çalışmamalıdır. Örneğin çocuk okula götürmesi gereken defter, kitap gibi eşyaları evde unutuyorsa, annesi onun çantasını hazırlamamalı, çocuğun sorumluluk kazanması için bu görevi ona bırakmalıdır. Eğer unuttuğu bir eşya için öğretmeni tarafından uyarılırsa, bir daha nasıl davranması gerektiğini anlayabilir. Ya da ödevlerini yapmıyor, ders çalışmıyorsa, annesi ona sürekli hatırlatmak yerine bu konudaki sorumluluğu çocuğa bırakmalı ve kendi davranışlarının sonuçlarına kendisinin katlanacağını görmesini sağlamalıdır.

Çocuklarımızı yetiştirirken aile içinde demokratik olmanın bir sınırı var mı?

Çocuğa aile içinde söz hakkı tanınması, düşüncelerinin dinlenmesi çok önemli elbette ki, ancak bunun bir sınırı olmalı. Çocuk kendisini ilgilendiren, düşüncesini bildirmesinin uygun olduğu durumlarda ailesi tarafından dinlenmeli ve kararlara katılmasına izin verilmelidir. Ancak, yetişkinler tarafından karar verilmesi gereken ve çocuğun henüz yeterince bilgi ve deneyim sahibi olmadığı konularda çocuğun görüşlerini ifade etmesine izin verilse bile, karara katılma hakkının olmadığı kendisine bildirilmelidir. Çocuğa sınırsız bir özgürlük vermek, onun dünyanın, hayatın kurallarını öğrenmesine engel olur. Nereye kadar hakkı olduğunu, nerede durması gerektiğini öğrenemezse ileriki yaşamında sorunlarla karşılaşır. Çocuğun kendi sınırlarını öğrenebilmesi için gerektiğinde engellenmesi ve neyi yapıp neyi yapamayacağının uygun biçimde kendisine bildirilmesi gerekir.

Çocuğumuzun her dediğine inanmalı mıyız, neden?

Çocuğun kendisine güvenildiğini, söylediklerine inanıldığını bilmesi önemli ancak bu güveni hak etmek için doğruyu söylemesi gerektiğini bilmelidir. Anne baba çocuğun doğruyu söylemediğini düşünüyorlarsa, çocuğu incitmeden doğruyu söylemesi için cesaretlendirmeleri gerekir. Şüphelendiklerini, inanmadıklarını açıkça belli etmek ya da ima etmek iyi bir yol değildir. Çocuğu doğru söylemeye teşvik etmek için, “sanki söylemek istediğin başka bir şey var”, ya da “sanki farklı şeyler söyleyeceksin ama bir şeyden çekiniyor gibisin” gibi ifadeler kullanılabilir.

Okul kurallarına, öğretmenlere karşı gelmeyi alışkanlık haline getirmiş öğrencilere hem öğretmen olarak hem de anne baba olarak yaklaşımımız nasıl olmalı?

Öncelikle kuralların ve bu kurallara uyulmaması durumunda ortaya çıkacak sonuçların net olarak belirlenmesi gerekir. Çocuktan ne beklediğinizi, neleri yapmasını ve neleri yapmamasını istediğinizi net olarak belirleyip, somut ve anlaşılabilir ifadelerle çocuğa bildirmelisiniz. Ayrıca, çocuk bu kurallara uymadığında neler olacağını, kendisini hangi sonuçların beklediğini de bilmeli. Anne babaların çocuktan ne beklediklerini ilk önce kendileri bilmeleri gerekir. Çocuktan belirsiz ve karmaşık şeyler istenirse, çocuğun bunları yerine getirmesi beklenemez. Çocuk kendisinden istenenleri, beklenenleri ve uyması gereken kuralları net bir biçimde anladıktan sonra, onunla anlaşma yapın. Yaptığınız anlaşmayı yazarsanız ileride hatırlayabilmek ve değerlendirme yapabilmek açısından yararlı olur. Çocuk ile anne baba uyulması gereken kurallar ve bu kurallara uyulmadığı takdirde sonuçların ne olacağı konusunda detaylı ve net olarak yazılı anlaşma yapmalıdır. Çocuğa uymadığı her kural için, geribildirim verilerek, davranışı ile ilgili farkındalık kazanması sağlanmalıdır. Çünkü bazen dışarıdan bakan kişiler için çok net olsa da, çocuk için durumu anlamak ve değerlendirmek o kadar kolay olmayabiliyor. Çocuk yanlış yaptığını ya da yaptığı şeyin neden yanlış olduğunu anlayamayabiliyor. Bu nedenle çocuğun durumu anlamasına yardımcı olmak, anne babaya düşüyor. Bununla beraber, kurallara uygun davrandığında, çocuğun bu davranışı anne babası tarafından olumlu pekiştirilmelidir. Örneğin, çocuğun davranışından övgü ile söz etmek, takdir edildiğini çocuğa sözel olarak ve davranışlarla iletmek gibi.
Kurallara uymayan çocuklar için öğretmen de benzer şekilde davranmalıdır. Öncelikle çocuğun uyması gereken kuralları tam olarak bilip bilmediğini değerlendirmeli ve net olarak anlamasını sağlamalıdır. Daha sonra, çocuk uyduğu kurallar için pekiştirilmeli ve uymadığı kurallar için çocuğa sözel ve davranışsal olarak geribildirim verilmelidir.

Yalan söyleme alışkanlığı olan çocuğumuzu bu davranışından nasıl vazgeçirebiliriz?

Öncelikle çocuğun neden ve nasıl yalan söylediği önemli. Çocuk kabul görmek, sevgi görmek için yalan söylüyor olabilir. Doğruyu söylediğinde katı biçimde cezalandırıldığı için yalan söylüyor olabilir. Cezalandırılma olasılığı olsa bile yalan söyleme yoluna gitmeyip, dürüst davrandığında, bu erdemli davranışı fark edilmediği, pekiştirilmediği ve ödüllendirilmediği için dürüst davranma gereği görmüyor olabilir. Çocuk en yakınları tarafından kendisine yalan söylendiği için yalan söylemeyi öğrenmiş olabilir. Ayrıca, çocuğun nasıl yalan söylediği önemli. Yani hangi konularda ve hangi durumlarda yalan söylüyor. Yalnızca zor durumda kaldığı zaman mı yalana başvuruyor. Yoksa aklına gelen her konuda hiçbir sebep olmadığı halde yalan mı söylüyor. Çocuğun yalan söylememeyi, dürüst olmayı öğrenmesi için her şeyden önce ona karşı dürüst olunması gerekiyor. Çocuk ancak dürüst ebeveynlerden dürüst olmayı öğrenebilir. Ayrıca çocuk yalana başvurmadığında, dürüst davrandığında onun bu davranışının fark edilmesi ve pekiştirilmesi çok önemli. Bana çocukları yalan söylediği için başvuran bir aile, çocuklarını bazı kötü arkadaşlarından uzaklaştırmak için çocuğa yalan söylediklerini ve çocuğun bunu öğrenip kendilerine çok kızdığını anlattılar. Üstelik çocuğun yalan söylemesinden şikayetçi olan bu aile, çocuğa kendileri yalan söyleyerek ona yalan söylemeyi öğrettiklerinin farkında değildi.

Sosyal etkinlikler ders başarısını olumsuz etkiler mi?

Sosyal etkinlikler çocuğun gelişimine ve yeteneklerine uygun olarak planlandığında, çocuğun yeteneklerini geliştirmesine ve kendine güveninin artmasına katkı sağlar, çocuğun ders çalışması için gerekli zamanı almadığı sürece ders başarısını olumsuz etkilemez. Aksine çocuğun özgüveninin ve özsaygısının artmasına yardımcı olduğu için ders başarısını olumlu etkiler. Özgüven ve özsaygı düzeyi yüksek olan öğrencilerin akademik başarılarının da yüksek olduğunu gösteren araştırmalar vardır.

Günümüz şartlarında çocuklarımızdan mükemmel olmalarını farkında olmadan istiyoruz veya davranışlarımızla ifade ediyoruz. Bu durumun olumsuzlukları olur mu? Biz bu durumda ne yapmalıyız?

Çocuktan mükemmel olması istendiğinde, çocuğun bu beklentiyi karşılama olasılığı olmadığı için bu durumun çocuk üzerinde baskı ve stres oluşturması kaçınılmazdır. Çocuk kapasitesini aşan beklentilerle karşılaşırsa, ya kendisini zor durumda bırakan bu istekleri nedeniyle anne babasına öfke duyar ya da anne babasının beklentilerini karşılayamadığı için kendisini yetersiz ve değersiz hisseder. Çocuk kendisinden; çok akıllı, çok başarılı, çok bilgili, çok yetenekli, çok uyumlu, çok girişken, çok saygılı, çok yardımsever olması istendiğinde şöyle bir mesaj alır: “annem babam tarafından sevilebilmem için bütün bu beklentileri yerine getirmem gerekir. Eğer beklentilerini yerine getiremezsem beni sevmezler”. Yani çocuğa verilecek olan sevgi koşullara bağlanmış olur. Bu da çocuğun ancak, bu koşulları tam olarak karşılayabilirse kendisini işe yarar ve değerli hissedebileceği anlamına gelir. Aksi takdirde çocuk sevilmeyi hak etmeyecektir. Böyle duygularla baş etmek çocuklar için hiç kolay değildir. Çocuklarının mümkün olan en iyi düzeye ulaşmasını istemek her anne baba için çok doğaldır ancak bunu yaparken çocuğun fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişiminin göz önünde tutulması gerekir. Çocuğun gelişimine, yeteneklerine ve kapasitesine uygun olacak şekilde gerçekçi beklentiler oluşturulmalıdır.

Ergenlik dönemine giren çocuklarımız çevrenin ve arkadaşlarının etkisinde kalarak pek çok şeyi bizden istemektedir.(markalı ürünler, çok fazla izin vb.) Bu isteklerin cevabı olarak bazen hayırlar üst üste geliyor, bu durum bir sakınca yaratır mı?

Çocuğun neye hakkı olup, neye olmadığını net olarak anlaması sağlanmadan istekleri hayır diye cevaplandığında elbette ki çocukta öfke uyanabilir. Bu nedenle çocuğa nereye kadar izin verilebileceği, nerede durması gerektiği anlaşılabilir şekilde açıklanırsa, anne babanın izin veremeyeceği konularda çocuk izin almaya çalışıp reddedilerek hayal kırıklığı ve öfke yaşamadan sorun çözümlenmiş olur. Ancak çocuğa neleri isteme ya da yapma hakkı olup, nelerin mümkün olmadığı konusundaki açıklamanızı, çocuk sizden bir konuda izin almaya çalıştığı veya bir şey satın almanızı istediğinde yapmayın. Ona izin vermediğiniz için engellenmişlik duygusu yaşadığı bir sırada, belirlediğiniz sınırları anlamasını ve kabul etmesini beklemek gerçekçi olmaz. Bu nedenle tartışma yaşamadığınız, sakin olduğunuz bir zamanı belirleyin ve çocuğa hangi konularda izin verip, hangilerine izin veremeyeceğinizi anlaşılır bir biçimde açıklayın. İzin vermenizin mümkün olmadığı konularda sizden izin almaya çalışmaması konusunda onunla anlaşın.

Çocuğumuzun adına onun yapması gerekenleri kolaylık olsun diye bizler yapıyoruz (okulda çantasını taşıma, sınıf kapısına kadar götürme, yemeğini yedirme vb.) Bu durum bir sakınca yaratır mı, bunlar nelerdir?

Çocuğun işini kolaylaştırmak için, yapması gereken işleri onun yerine yapmak, işini kolaylaştırmaktan çok zorlaştırır. Çünkü çocuğun sorumluluk almayı öğrenememesine yol açar. Bu da çocuğun ileriki dönemde, kendi işlerini kendi başına halledemeyen, hep başkalarının yardımına ihtiyaç duyan, kendi yeteneklerinin ve becerilerinin farkında olmayan, kendine güveni yetersiz olan, okul, iş ve sosyal yaşamda başarısız, pasif bir birey olmasına neden olabilir. Çocuğun küçük yaşlardan itibaren, kendi gelişim düzeyine ve becerilerine uygun olarak düzenlenmiş olan sorumlulukları alması ve yerine getirmesi çok önemlidir. Bu nedenle çocuğun yapması gereken işleri, onun yerine başkasının yapması hiç doğru değildir.

Şiddetin artarak yaygın hale geldiği ülkemizde bu durumun azalması için bizlere düşen görevler nelerdir?

Çocukların şiddete özendirilmemesi açısından şiddet içeren yayınların çocuklar tarafından izlenmesi mümkün olduğunca engellenmelidir. Bunun yanı sıra, çocuk aile içinde şiddete maruz kalırsa ya da diğer aile bireylerinin şiddete maruz kaldığını görürse şiddete başvurma eğilimi artmaktadır. Bu nedenle ailelere çok önemli görev düşmektedir. Şiddetin hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini çocuğa öğretecek ve benimsetecek olan ailesidir. Toplum ailelerden oluştuğuna göre, her aile bu bilinçle hareket ederse ve çocuklarını bu anlayışla yetiştirirse şiddet problemi büyük ölçüde azalır.

Arkadaşları tarafından dışlanan çocuğumuza anne baba olarak nasıl yardımcı olabiliriz?

Çocuğun arkadaşları arasında kabul görmesine engel olan sorunları araştırmak ve nedenlerini belirlemek gerekir. Çocuk içedönük olduğu için, çekingen olduğu için, uyumsuz olduğu için ya da başka nedenlerden dolayı dışlanıyor olabilir. Öncelikle bu problemin belirlenip çözümlenmesi gerekir. Bu konuda aile çocuğa destek olmalı, onu dinlemeli, onunla konuşmalıdır, çocuğun problemini anladığını ve çözmek için yardımcı olmak istediğini çocuğa iletmelidir. Arkadaşları arasında sevilen, kabul gören diğer çocukların özelliklerini gözleyebilir ve çocuğa bu davranışları kazanması için yardımcı olabilirsiniz. Ancak diğer çocuklardan övgü ile söz edip, kendi çocuğunuzu onlarla karşılaştırırsanız çocuğu incitebilirsiniz. Bu nedenle ona arkadaşları ile uyumlu ilişkiler kurabilmesi için gerekli olan davranışları kazanmasında yardımcı olurken, yönlendirme yapmadan, kendisinin uygun davranışları bulmasını sağlamanız gerekir. “Sence arkadaşlarınla uyumlu ilişkiler içinde olman için neler yapmalısın” gibi onu düşünmeye sevk eden ifadeler kullanmak uygun olur. Sorun çözülmezse bir uzmandan yardım alınabilir.

Sınavlara hazırlanan çocuklarımıza nasıl yaklaşmalıyız?

Sınava hazırlanan bir çocuğun yeterince stres altında olduğunu düşünerek daha fazla strese neden olmamaya özen göstermek gerekir. Sürekli ders çalışmasını söylemek, sınavı sık sık hatırlatmak, çocuktan kapasitesinin üzerinde başarı beklemek, başarısızlığın kabul edilemeyeceği mesajını vermek yanlış davranışlardır. Bunların yerine, ona destek olmak için, gerçekçi beklentiler oluşturmak, çocuğun ders çalışabilmesi için uygun ortamı hazırlamak, kaygısının azalmasına yardımcı olmak, elinden geleni yaptığı halde ortaya çıkabilecek bir başarısızlık durumunun hoş görüleceğini sözel ve davranışsal olarak iletmek gerekir. Sınavın olağan bir durum olduğunu, kendisi gibi binlerce çocuğun bu sınava gireceğini, biraz kaygı duymanın normal olduğunu ancak aşırı kaygının başarısını olumsuz etkileyeceğini anlamasına yardımcı olmak gerekir.

Yrd.Doç.Dr. Hatice TOPÇU ERSOY
Uzman Psikolog

Bu yazı yorumlara kapanmıştır.