SINAV KAYGISIYLA BAŞA
ÇIKMA
Kaygı Nedir? Sınav Kaygısı
Nedir?
Sınav Kaygısı Yaşayan ve Yaşamayan
Kişiler Arasında Ne Gibi Farklar Vardır? Nasıl
Üstesinden Gelinebilir?
Kaygı Nedir?
Kaygı, kişinin bir uyaranla karşı
karşıya kaldığında
yaşadığı, bedensel, duygusal ve zihinsel
değişimlerle kendini gösteren bir
uyarılmışlık durumudur.
Dünyaya geldiğimiz anda bir öğrenme süreci
içine gireriz ve bu süreç
yaşamımızın sonuna dek devam eder.
Öğrenme, kişinin yaşamını
sürdürebilmesi ve süregelen yaşamdan doyum
alması için gerekli tüm bilgi, eylem ve becerilerin
kazanılması sürecidir. Öğrenilenler,
kişinin birikimini (potansiyelini) oluştururken,
öğrenilenlerin belli bir amaca yönelik
kullanılması da performansı ortaya koyar. Başka
bir deyişle performans, kişinin akıl, duygu ve
davranış düzeyinde daha önceden
kazanmış olduklarının, belli bir durum ve belli
bir zaman kesitinde, eylemsel olarak ortaya konulan şeklidir.
İnsanın performansının en iyi olduğu
durum, onun o alanda varolan potansiyelinin tümünü
eyleme dönüştürebildiği durumdur. Ancak
eşitli iç ve dış etkenler nedeniyle gerçek
potansiyelin performansa dönüşmesi zaman zaman
güçleşir. Bu etkenlerden biri yüksek
kaygıdır.
Öyleyse herhangi bir alanda başarılı olabilmek
için hiç kaygı yaşamamak mı gerekir?
Her duygu gibi kaygı da kişinin, yaşamını
sürdürebilmesi ve yaşamdan doyum alabilmesi
için gereklidir. Öyleyse amaç, kaygıyı
tümüyle ortadan kaldırmak değil, kaygıya
yenik düşmemek ve yaşanılan kaygıyı
belli bir düzeyde tutarak onu kendi yararımız
için kullanmaktır.
Normal düzeyde bir kaygı kişiye, istek duyma, karar
alma, alınan kararlar doğrultusunda enerji üretme ve
bu enerjiyi kullanarak performansını yükseltme
açısından yardımcı olur.
Örneğin, bir konferans ya da bir konuşma için
yaşadığımız orta düzeydeki bir
kaygı, bu konuşmaya daha iyi hazırlanmamıza ve
daha iyi bir performans göstermemize
yardımcıdır. Hiç kaygı
yaşamadığımız durumlarda ise,
yapılacak olan işi elden geldiğince iyi yapmak
için içimizde bir istek
oluşmadığından sonuç genellikle olumsuz
olur.
Ancak yaşanan kaygı çok yoğun ise,
kişinin, enerjisini verimli bir biçimde kullanması,
dikkatini ve gücünü yapacağı işe
yönlendirmesi engellenir. Kişi potansiyelini
tümüyle kullanamaz ve istenen performansa
erişemez.
Kaygımız yükseldiği anda bedenimiz bazı
sinyaller gönderir. Kalp atışlarında
hızlanma, terleme ya da üşüme, yorgunluk;
solunumda güçlük, titreme, mide
ağrısı, baş ağrısı bunlardan
bazılarıdır. Böyle durumlarda
kullanacağımız bazı yöntemler
kaygının başa çıkabilir düzeye inmesi
için bize yardımcı olabilir.
Sınav Kaygısı Nedir?
Sınav
öncesinde öğrenilen bilginin, sınav
sırasında etkili bir biçimde
kullanılmasına engel olan ve başarının
düşmesine yol açan yoğun kaygıya
sınav kaygısı denir.
Sınav kaygısı iki ayrı boyutta ele
alınabilir:
Endişe ve yoğun duygulanım:
Endişe performansa yönelik zihinsel bir
süreçtir. Sınav sonucuna ilişkin olumsuz
düşünce, inanç ve beklentilerden oluşur.
Yoğun Duygulanım kaygının
yarattığı fizyolojik uyarım sonucu bedenden
gelen ve bedenin olağan işleyiş dengesi
dışına çıktığı
mesajını veren sinyallerdir.
Aşağıdaki bölümde sınav
kaygısı yaşayan kişilerin, kaygının
endişe ve duygulanım boyutlarını nasıl
dile getirdiklerini gösteren bazı ifadeler
bulacaksınız.
Endişe
Bu sınavda başarılı
olamayacağım.
Bu sınav sonunda her şey berbat olacak.
Sınıftaki herkes benden daha zeki.
Bu sınavda başarısız olursam not durumunu bir
daha asla düzeltemem.
Sınav sırasında bildiğim her şeyi
unutabilirim.
Kendimi yetersiz ve eksik görüyorum.
Evdekilerin yüzüne nasıl bakarım?
Yoğun Duygulanım:
Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi
çarpıyor.
O kadar gerginim ki midem altüst olmuş durumda.
Çok perişan bir durumdayım.
Bu sınava gireceğim için paniğe
kapıldım, elim ayağım birbirine
dolaşıyor.
Kendimi bir sis bulutu içinde hissediyorum, hiçbir
şey bilmiyorum ve hatırlamıyorum.
Gözüm kararıyor, midem bulanıyor, soğuk
soğuk terliyorum.
Sınav kaygısı yüksek olan
öğrencilerin sınav gününden önce ve
sınav günü yaşadıkları belirtiler
arasında, uykusuzluk, gerginlik, çarpıntı,
sinirlilik, karamsarlık, kabus görme, korku, terleme,
başağrısı, karın ağrısı,
solunumda güçlük, iştahsızlık, mide
bulantısı, bitkinlik, durgunluk gibi belirtilerle
kötü not alma v.b. endişeler yer
almaktadır.
Öğrenciler, sınav için
sınıfta beklerken de ellerinde terleme olduğunu,
kalplerinin çok hızlı
çarptığını, başlarının ya
da karınlarının
ağrıdığını fark etmekte; ayrıca,
gerginlik, sabırsızlık, el titremesi,
bütün bildiklerini unutma korkusu, kendine güvende
azalma gibi belirtiler yaşadıklarını da ifade
etmektedirler.
Sınav başladıktan sonra ise şu tür
kaygı belirtileri ortaya çıkabilir: Dikkati
toplamakta, sınava başlamakta ve soruları anlamakta
güçlük; bilinen bir soruda hata yapma korkusuna
bağlı yoğun heyecan, kötü not alma
beklentisi, öfke, düşünememe, sınavın
kötü geçeceğine inanma, sürenin
yetmeyeceği düşüncesi, zor gelen sorularda
paniğe kapılma ve bazı fizyolojik belirtiler.
Öğrencilerin çoğu, bu endişelerin ve
fizyolojik belirtilerin sınavın ilk 30 –40
dakikası içinde daha yoğun
yaşandığını, sınavın
sonlarına doğru, belirtilen şiddetinde bir azalma
olduğunu belirtmektedirler.
Görüldüğü gibi, yoğun
sınav kaygısı içindeki kişiler,
yalnızca bedensel bazı uyarımlar yaşamakla
kalmayıp, aynı zamanda performanslarının
yeterliliği konusunda da yoğun bir endişe içine
girmektedirler.
Görüldüğü gibi, yoğun sınav
kaygısı içindeki kişiler, yalnızca
bedensel bazı uyarımlar yaşamakla kalmayıp,
aynı zamanda performanslarının yeterliliği
konusunda da yoğun bir endişe içine
girmektedirler.
Araştırmacılar, sınav
başarısının düşmesinde endişe
faktörünün etkisinin, yoğun fiziksel
uyarıma oranla daha fazla olduğunu belirtmektedirler.
Çünkü, sınav kaygısının
sınav sırasında yarattığı olumsuz ve
ketleyici etkinin odağı dikkat mekanizmasıdır.
Kişinin, potansiyelini ortaya koyabilmesi için sınav
sırasında dikkatinin tümünü sınav
sorularına yöneltmesi gerekir. Ancak sınav
kaygısı yüksek olan kişilerin
yaşadığı endişe, dikkatin
bölünmesine ve sınavla ilgili olmayan şeylere
yönelmesine neden olur. Öğrenci, dikkatini
sınav vermekte güçlük çeker ve dikkat,
sınav soruları ile kişinin kendi performansına
ilişkin yorum ve değerlendirmeleri arasında
bölünür. Bir süre sonra öğrenci,
dikkatinin çoğunu akademik başarısıyla
ilgili olumsuz yorum ve değerlendirmelere yöneltir.
Başarısından kuşku duyar ve diğerlerinin
kendisinden daha üstün performans göstereceğini
düşünür. Böylece sınava
odaklanması gereken zihinsel enerji, hedefinden
uzaklaşıp dağılır ve öğrencinin
gösterdiği performans, potansiyelinin çok
altına düşer. Psikolojik danışma ve
gevşeme yöntemleriyle kaygıların
üstesinden rahatlıkla gelebilirsiniz.