1- Çocuğumuz
onaylamadığınız bir arkadaş grubunun
içinde ise anne baba olarak nasıl
davranmalıyız?
Çocuklar
çevrelerindeki güçlü ve gözde olan
diğer çocukların etkisi altında kalma
eğilimindedirler. Model alınan bu çocuklar
genellikle kendine fazla güvenen, kurallara karşı
gelen çocuklardır. Çocuğunuz böyle
çocuklardan oluşan bir arkadaş grubunun içinde
ise, arkadaşlarından olumsuz biçimde söz
etmeyin, onların yaptığı yanlış
davranışları çocuğun kendisinin fark
etmesini sağlamak için, arkadaşlarının
olumlu ve olumsuz yönlerini düşünmesini
isteyin. Daha sonra düşüncelerini sizinle
paylaşmasını sağlayın. Yönlendirici
olmadan içinde bulunduğu arkadaş grubunun ona
verebileceği zararları anlatın. Ancak “onlarla
zaman geçirmeni istemiyorum” gibi ifadelerden
kaçının, onlarla ilgili olumsuz ifadeler
kullanmayın. Yasaklar koymak ya da cezalar vermek böyle
bir durumda iyi bir yol değildir. Çocuğunuzun o
arkadaş grubunun içinde olma nedenlerini anlamaya
çalışın, bu konuda onunla konuşun, onu
dinleyin, onu suçlamadan duyduğunuz endişeyi ve
üzüntüyü anlatın.
2- Zaman zaman okuldan
kaçan çocuklarımıza karşı tutumumuz
nasıl olmalı?
Çocuğun okuldan
kaçma nedenlerini size anlatmasını isteyin. Bunu
yaparken sakin davranın, sorgulayıcı bir üslup
kullanmayın ancak bu durumdan rahatsız olduğunuzu
anlatın. Okuldan kaçtığında
başına gelebilecek olumsuz durumları ve bu nedenle
endişelendiğinizi,
üzüldüğünüzü çocuğa
açıkça anlatın. Çocuğa onun bu
davranışı karşısında
üzüldüğünüzü “ben”
dili kullanarak anlatın. (“okuldan kaçarak beni
üzdün” yerine “okuldan
kaçtığını öğrendiğimde
çok üzüldüm” gibi) Okula gitmenin ve
derslerini çalışmanın onun sorumluluğu
olduğunu, bunları aksatırsa sorumsuzca
davranmış olacağını ve bu durumun ileriki
yaşamı için problemlere yol
açacağını anlamasını sağlamaya
çalışın. Katı ve sert cezalar vermekten
kaçının. Yasaklar koymak yerine çocukla
anlaşma yapın. Kurallara uygun davranırsa onun
istediği aktivitelere katılmasına izin vermek
konusunda anlaşın.
3- Kitap okumayı,
ders çalışmayı çocuklarımıza
nasıl sevdirmeliyiz?
Kitap okuma
alışkanlığı kazanması için
çocuklar pekiştirilmelidir. Kitap okuduğu zamanlarda
takdir ettiğinizi, bu davranışından
hoşlandığınızı ona sözel olarak
ve davranışlarınızla bildirmelisiniz.
Ayrıca çocuk anne-babasını model
aldığı için, onların kitap okuması
çocuğun bu davranışı kazanmasında
etkili rol oynar. Çocuğun ders
çalışmayı sevmesini istemek gerçekçi
bir beklenti değildir. Çünkü ders
çalışmak çoğunlukla
sıkıcıdır, keyifli bir aktivite olduğu
için değil gerekli olduğu için
çocuğun ders çalışması gerekiyor. O
halde ders çalışmayı sevmesini beklemek yerine
çalışmanın gerekli olduğunu
anlamasını sağlamak gerekir. Bunu çocuğa
açıkça anlatın.
4- Hiperaktivite
tanısı olan çocuklarımıza karşı
anne baba tutumları nasıl
olmalı?
Hiperaktif bir çocuğu
sakinleştirmek pek mümkün değildir, ama
yapması gereken faaliyeti net bir şekilde
açıklayarak, işini iyi bir şekilde
yapmasına yardım edebilirsiniz. Çocuğun
yapması gereken görevlerle ilgili adım adım
talimat vermelisiniz. Hiperaktif çocuğa talimatı
yavaş yavaş (tek tek söyleyerek) verin ve işi
küçük parçalar halinde yaptırın.
Vereceğiniz talimatların kısa ve belirli
olmasına çok dikkat edin. Çocuğa
(konuşmayı kes gibi) neyi yapamayacağını
söylemek yerine, neyi yapması gerektiğini
söyleyin. Açıkça belirlenmiş görevler
verin (sandalyede 2 dakika oturmanı istiyorum gibi). Basit
ifadelerle (bakıyorum çok heyacanlanıyorsun gibi)
çocuğun durumunu kendisine hatırlatarak, kendisi
hakkındaki bilgisini ve duyarlılığını
arttırmasına yardımcı olun. Faaliyetleri
organize ederken sakin davranın. Sizin bu sakinliğiniz
onun sakinleşmesine ve tepki miktarının
azalmasına yardımcı olacaktır.
Çocuk, yapacağı işle ilgili atılacak
adımları ve işin yapılışını
öğrendikten sonra, talimatları azaltmaya
başlayabilirsiniz. Bu noktada çocuğun dikkat
süresinin uzatılması ve yapacağı işe
karşı olan ilgisinin arttırılması
çalışmalarına başlayabilirsiniz. Dikkat
süresinin uzatılması için,
pekiştireçler kullanın. Öncelikle kısa
hedefler belirleyin, (örneğin; 5 dakika masada oturup,
ödev yapması gibi) çocuk bu hedefi
gerçekleştirdiğinde davranışı
pekiştirecek biçimde ödüllendirin. Giderek
hedefi büyütün ve pekiştireç vermeye devam
edin.
İstenmeyen davranışları önlemek için
basit kurallar koyun. Uygunsuz bir davranışında
çocuğu ortamdan uzaklaştırmak ve
düşünmesi için zaman oluşturmak
gerekir.
Çocuğunuz için günlük bir program
yapın. Çocuğunuzun uyandığı, yemek
yediği, yıkandığı, okula gitmek için
evden çıktığı, yattığı
saatlerin her gün belirli ve aynı olmasını
sağlayın.
Hiperaktif çocukların oyun esnasında enerjilerini
ortaya koymaları doğaldır. Ancak çocuğun
aktivitesini kabul edilebilir düzeyde tutmak için de
bazı önlemlerin alınması gerekir.
Aşırı hareketli bir çocuğa, yüksek
enerji isteyen basit oyunlar oynatmak iyi bir yoldur.
Çocuğun ilgisini oyun üzerinde tutmak için ona
sık sık sözlü hatırlatmalarda bulunun.
Onun kusurunu bulmaktan çekinin. Eğer çocuğun
oyun kurallarının dışına
çıktığını hissedersiniz, ona
açık ve belirli bir talimat verin.
Aşırı hareketli bir çocuğa uyuması
için baskı yapmak genellikle faydasızdır.
Bununla beraber uyku zamanının diğer çocuklara
göre daha kısa olabileceğini kabul edin.
Çocuğa ilk önce ne kadar uyumasını ve
dinlenmesini istediğinizi açıklayıp bu
süre bitince kalkabileceğini söylerseniz
geçerli bir yol izlemiş olursunuz.
5- Bir çocuğun
kendine ait bir cep telefonu alma yaş
sınırı var mıdır,
neden?
Çocukların
çok erken yaşta cep telefonu kullanmaya
başlaması uygun değildir. Küçük
yaştaki çocuklar cep telefonunu nasıl
kullanacağını tam olarak bilemeyebilir, uygun
biçimde taşıma, saklama ve gerekli işlemler
için kullanma sorumluluğunu yerine getiremeyebilirler.
Uygun olan telefonu doğru ve amacına uygun olarak
kullanabileceği yaştan itibaren telefon sahibi
olmalarıdır. Bunun için en azından
ilköğretimi tamamlamış
olmalıdırlar.
6- Çocuklarımızın
internetten uygunsuz sitelere girmesine engel olmak için
nasıl bir yaklaşım
izleyebiliriz?
Bilgisayarı salona yani
hep birlikte zaman geçirdiğiniz odaya koyun.
Çocuğun odasında bilgisayar olmasın.
İnternette dolaşırken sizin denetimiz altında
olduğunu bilsin. Hepimizin bildiği gibi
çocukları olumsuz etkileyen siteleri engelleyen
programlar var. Çocukların kullanacağı
bilgisayarlarda bu programları kullanmak gerekir.
Çocuğa zararlı sitelerin olumsuz yanlarını
anlatmak ya da yasaklar koymak çok etkili bir yol değil.
Bunun yerine bu konuda denetimin aileye ait olduğunu
kavramasını sağlamaya çalışmak
lazım.
7- Televizyon
bağımlısı olan bir çocuğu bu
bağımlılıktan nasıl
kurtarabiliriz?
Çocuğu televizyon
bağımlılığından kurtarmak için
televizyonun yerine başka bir şey konulması gerekir.
Yani çocuğun televizyon karşısında
geçirdiği sürenin kısaltılması
için çocuk daha yararlı farlı bir aktiviteye
yönlendirilmelidir. Örneğin, spora ya da sanata
yönlendirilerek çocuğun zamanını etkin ve
verimli kullanması sağlanabilir. Spor ya da sanatsal
etkinlikler çocuğun gelişimine katkı
sağlar.
8- Boş
zamanlarında çocuklarımızı sosyal
faaliyetlere yönlendiriyoruz. Çocuğumuzun
zamanının sürekli programlı ve dolu olması
bir sakınca yaratır mı?
Çocukların
boş zamanlarını sosyal faaliyetlerle
değerlendirmeleri çok yararlıdır ancak bu
etkinliklerin çocuğun fiziksel, zihinsel, sosyal ve
duygusal gelişimine uygun olması gerekir. Bunun
yansıra çocuk katılmak istediği etkinlikleri
kendisi seçmelidir. Aileler çocuğu için uygun
gördüğü bir sosyal faaliyete
katılması için çocuğu zorlamamalı,
baskı uygulamamalıdır, yalnızca çocuk
için uygun olabilecek aktiviteleri çocuğa
tanıtmalı ve kararı çocuğa
bırakmalıdırlar. Ayrıca çocuğun
tüm zamanının katı bir biçimde
programlanmış olması uygun değildir. Daha esnek
olarak yapılandırılmış biçimde
boş zamanı değerlendirme faaliyetleri
belirlenmelidir. Çocuğun tüm zamanının
dolu ve sürekli programlı olması çocuğun
sıkıntı yaşamasına neden olabilir. Zaten
günümüzde çocuklar okul, dershane, özel
ders gibi birçok yere yetişmek için programlı
olmak zorunda kalıyorlar. Bütün bunların
üstüne boş zaman etkinlikleri de katı
biçimde programlanmamalıdır.
9- Sorumluluk sahibi
olmayan çocukları nasıl sorumluluk sahibi
yapabiliriz?
Erken yaşlardan
itibaren sorumluluk verilmemiş olan çocukların
sorumluluk duygusu yeterince gelişmez. Çocuğun
planlaması ve yapması gereken işler hep anne ya da
babası tarafından yapılmışsa, çocuk
ne zaman karar vermesi ve harekete geçmesi gerektiğini
bilemez. Neleri kendisinin planlaması ve yapması
gerektiğini öğrenemez. Anne babalar çocuk
için en iyi olanı yapmaya çalışırken,
onun sorumluluk almayı öğrenmesini engellediklerini
çoğu zaman fark edemezler. Sonra da çocuğun
sorumluluk sahibi olmamasından şikayet ederler.
Çocuğa sorumluluk duygusu kazandırmanın tek
yolu, ona sorumluluk vermektir. Çocuk yapması gereken
işleri yanlış ya da eksik yapsa bile
sorumluluğunu kendisi almayı öğrenmelidir. Anne
baba hemen müdahale edip düzeltmeye
çalışmamalıdır. Örneğin
çocuk okula götürmesi gereken defter, kitap gibi
eşyaları evde unutuyorsa, annesi onun
çantasını hazırlamamalı, çocuğun
sorumluluk kazanması için bu görevi ona
bırakmalıdır. Eğer unuttuğu bir eşya
için öğretmeni tarafından uyarılırsa,
bir daha nasıl davranması gerektiğini anlayabilir.
Ya da ödevlerini yapmıyor, ders
çalışmıyorsa, annesi ona sürekli
hatırlatmak yerine bu konudaki sorumluluğu
çocuğa bırakmalı ve kendi
davranışlarının sonuçlarına
kendisinin katlanacağını görmesini
sağlamalıdır.
10- Çocuklarımızı
yetiştirirken aile içinde demokratik olmanın bir
sınırı var mı?
Çocuğa aile
içinde söz hakkı tanınması,
düşüncelerinin dinlenmesi çok önemli
elbette ki, ancak bunun bir sınırı olmalı.
Çocuk kendisini ilgilendiren, düşüncesini
bildirmesinin uygun olduğu durumlarda ailesi tarafından
dinlenmeli ve kararlara katılmasına izin verilmelidir.
Ancak, yetişkinler tarafından karar verilmesi gereken ve
çocuğun henüz yeterince bilgi ve deneyim sahibi
olmadığı konularda çocuğun
görüşlerini ifade etmesine izin verilse bile, karara
katılma hakkının olmadığı kendisine
bildirilmelidir. Çocuğa sınırsız bir
özgürlük vermek, onun dünyanın,
hayatın kurallarını öğrenmesine engel
olur. Nereye kadar hakkı olduğunu, nerede durması
gerektiğini öğrenemezse ileriki yaşamında
sorunlarla karşılaşır. Çocuğun kendi
sınırlarını öğrenebilmesi için
gerektiğinde engellenmesi ve neyi yapıp neyi
yapamayacağının uygun biçimde kendisine
bildirilmesi gerekir.
11- Çocuğumuzun
her dediğine inanmalı mıyız,
neden?
Çocuğun kendisine
güvenildiğini, söylediklerine
inanıldığını bilmesi önemli ancak bu
güveni hak etmek için doğruyu söylemesi
gerektiğini bilmelidir. Anne baba çocuğun
doğruyu söylemediğini
düşünüyorlarsa, çocuğu incitmeden
doğruyu söylemesi için cesaretlendirmeleri gerekir.
Şüphelendiklerini, inanmadıklarını
açıkça belli etmek ya da ima etmek iyi bir yol
değildir. Çocuğu doğru söylemeye
teşvik etmek için, “sanki söylemek
istediğin başka bir şey var”, ya da
“sanki farklı şeyler söyleyeceksin ama bir
şeyden çekiniyor gibisin” gibi ifadeler
kullanılabilir.
12- Okul
kurallarına, öğretmenlere karşı gelmeyi
alışkanlık haline getirmiş
öğrencilere hem öğretmen olarak hem de anne
baba olarak yaklaşımımız nasıl
olmalı?
Öncelikle
kuralların ve bu kurallara uyulmaması durumunda ortaya
çıkacak sonuçların net olarak belirlenmesi
gerekir. Çocuktan ne beklediğinizi, neleri
yapmasını ve neleri yapmamasını
istediğinizi net olarak belirleyip, somut ve
anlaşılabilir ifadelerle çocuğa
bildirmelisiniz. Ayrıca, çocuk bu kurallara
uymadığında neler olacağını,
kendisini hangi sonuçların beklediğini de bilmeli.
Anne babaların çocuktan ne beklediklerini ilk önce
kendileri bilmeleri gerekir. Çocuktan belirsiz ve
karmaşık şeyler istenirse, çocuğun
bunları yerine getirmesi beklenemez. Çocuk kendisinden
istenenleri, beklenenleri ve uyması gereken kuralları net
bir biçimde anladıktan sonra, onunla anlaşma
yapın. Yaptığınız anlaşmayı
yazarsanız ileride hatırlayabilmek ve değerlendirme
yapabilmek açısından yararlı olur. Çocuk
ile anne baba uyulması gereken kurallar ve bu kurallara
uyulmadığı takdirde sonuçların ne
olacağı konusunda detaylı ve net olarak
yazılı anlaşma yapmalıdır.
Çocuğa uymadığı her kural için,
geribildirim verilerek, davranışı ile ilgili
farkındalık kazanması sağlanmalıdır.
Çünkü bazen dışarıdan bakan
kişiler için çok net olsa da, çocuk için
durumu anlamak ve değerlendirmek o kadar kolay olmayabiliyor.
Çocuk yanlış yaptığını ya da
yaptığı şeyin neden yanlış
olduğunu anlayamayabiliyor. Bu nedenle çocuğun
durumu anlamasına yardımcı olmak, anne babaya
düşüyor. Bununla beraber, kurallara uygun
davrandığında, çocuğun bu
davranışı anne babası tarafından olumlu
pekiştirilmelidir. Örneğin, çocuğun
davranışından övgü ile söz etmek,
takdir edildiğini çocuğa sözel olarak ve
davranışlarla iletmek gibi.
Kurallara uymayan
çocuklar için öğretmen de benzer şekilde
davranmalıdır. Öncelikle çocuğun
uyması gereken kuralları tam olarak bilip
bilmediğini değerlendirmeli ve net olarak
anlamasını sağlamalıdır. Daha sonra,
çocuk uyduğu kurallar için pekiştirilmeli ve
uymadığı kurallar için çocuğa
sözel ve davranışsal olarak geribildirim
verilmelidir.
13- Yalan söyleme
alışkanlığı olan çocuğumuzu bu
davranışından nasıl
vazgeçirebiliriz?
Öncelikle
çocuğun neden ve nasıl yalan söylediği
önemli. Çocuk kabul görmek, sevgi görmek
için yalan söylüyor olabilir. Doğruyu
söylediğinde katı biçimde
cezalandırıldığı için yalan
söylüyor olabilir. Cezalandırılma
olasılığı olsa bile yalan söyleme yoluna
gitmeyip, dürüst davrandığında, bu erdemli
davranışı fark edilmediği,
pekiştirilmediği ve ödüllendirilmediği
için dürüst davranma gereği görmüyor
olabilir. Çocuk en yakınları tarafından
kendisine yalan söylendiği için yalan söylemeyi
öğrenmiş olabilir. Ayrıca, çocuğun
nasıl yalan söylediği önemli. Yani hangi
konularda ve hangi durumlarda yalan söylüyor.
Yalnızca zor durumda kaldığı zaman mı
yalana başvuruyor. Yoksa aklına gelen her konuda
hiçbir sebep olmadığı halde yalan mı
söylüyor. Çocuğun yalan söylememeyi,
dürüst olmayı öğrenmesi için her
şeyden önce ona karşı dürüst
olunması gerekiyor. Çocuk ancak dürüst
ebeveynlerden dürüst olmayı öğrenebilir.
Ayrıca çocuk yalana başvurmadığında,
dürüst davrandığında onun bu
davranışının fark edilmesi ve
pekiştirilmesi çok önemli. Bana çocukları
yalan söylediği için başvuran bir aile,
çocuklarını bazı kötü
arkadaşlarından uzaklaştırmak için
çocuğa yalan söylediklerini ve çocuğun
bunu öğrenip kendilerine çok
kızdığını anlattılar. Üstelik
çocuğun yalan söylemesinden şikayetçi olan
bu aile, çocuğa kendileri yalan söyleyerek ona yalan
söylemeyi öğrettiklerinin farkında
değildi.
14- Sosyal etkinlikler
ders başarısını olumsuz etkiler
mi?
Sosyal etkinlikler
çocuğun gelişimine ve yeteneklerine uygun olarak
planlandığında, çocuğun yeteneklerini
geliştirmesine ve kendine güveninin artmasına
katkı sağlar, çocuğun ders
çalışması için gerekli zamanı
almadığı sürece ders
başarısını olumsuz etkilemez. Aksine
çocuğun özgüveninin ve
özsaygısının artmasına yardımcı
olduğu için ders başarısını olumlu
etkiler. Özgüven ve özsaygı düzeyi
yüksek olan öğrencilerin akademik
başarılarının da yüksek olduğunu
gösteren araştırmalar
vardır.
15-
Günümüz şartlarında
çocuklarımızdan mükemmel olmalarını
farkında olmadan istiyoruz veya
davranışlarımızla ifade ediyoruz. Bu durumun
olumsuzlukları olur mu? Biz bu durumda ne
yapmalıyız?
Çocuktan mükemmel
olması istendiğinde, çocuğun bu beklentiyi
karşılama olasılığı
olmadığı için bu durumun çocuk
üzerinde baskı ve stres oluşturması
kaçınılmazdır. Çocuk kapasitesini
aşan beklentilerle karşılaşırsa, ya
kendisini zor durumda bırakan bu istekleri nedeniyle anne
babasına öfke duyar ya da anne babasının
beklentilerini karşılayamadığı için
kendisini yetersiz ve değersiz hisseder. Çocuk
kendisinden; çok akıllı, çok
başarılı, çok bilgili, çok yetenekli,
çok uyumlu, çok girişken, çok
saygılı, çok yardımsever olması
istendiğinde şöyle bir mesaj alır: “annem
babam tarafından sevilebilmem için bütün bu
beklentileri yerine getirmem gerekir. Eğer beklentilerini
yerine getiremezsem beni sevmezler”. Yani çocuğa
verilecek olan sevgi koşullara bağlanmış olur.
Bu da çocuğun ancak, bu koşulları tam olarak
karşılayabilirse kendisini işe yarar ve değerli
hissedebileceği anlamına gelir. Aksi takdirde çocuk
sevilmeyi hak etmeyecektir. Böyle duygularla baş etmek
çocuklar için hiç kolay değildir.
Çocuklarının mümkün olan en iyi
düzeye ulaşmasını istemek her anne baba
için çok doğaldır ancak bunu yaparken
çocuğun fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal
gelişiminin göz önünde tutulması gerekir.
Çocuğun gelişimine, yeteneklerine ve kapasitesine
uygun olacak şekilde gerçekçi beklentiler
oluşturulmalıdır.
16- Ergenlik
dönemine giren çocuklarımız çevrenin ve
arkadaşlarının etkisinde kalarak pek çok
şeyi bizden istemektedir.(markalı ürünler,
çok fazla izin vb.) Bu isteklerin cevabı olarak bazen
hayırlar üst üste geliyor, bu durum bir sakınca
yaratır mı?
Çocuğun neye
hakkı olup, neye olmadığını net olarak
anlaması sağlanmadan istekleri hayır diye
cevaplandığında elbette ki çocukta öfke
uyanabilir. Bu nedenle çocuğa nereye kadar izin
verilebileceği, nerede durması gerektiği
anlaşılabilir şekilde açıklanırsa,
anne babanın izin veremeyeceği konularda çocuk izin
almaya çalışıp reddedilerek hayal
kırıklığı ve öfke yaşamadan
sorun çözümlenmiş olur. Ancak çocuğa
neleri isteme ya da yapma hakkı olup, nelerin mümkün
olmadığı konusundaki
açıklamanızı, çocuk sizden bir konuda izin
almaya çalıştığı veya bir şey
satın almanızı istediğinde yapmayın. Ona
izin vermediğiniz için engellenmişlik duygusu
yaşadığı bir sırada, belirlediğiniz
sınırları anlamasını ve kabul etmesini
beklemek gerçekçi olmaz. Bu nedenle tartışma
yaşamadığınız, sakin olduğunuz bir
zamanı belirleyin ve çocuğa hangi konularda izin
verip, hangilerine izin veremeyeceğinizi
anlaşılır bir biçimde açıklayın.
İzin vermenizin mümkün olmadığı
konularda sizden izin almaya çalışmaması
konusunda onunla anlaşın.
17- Çocuğumuzun
adına onun yapması gerekenleri kolaylık olsun diye
bizler yapıyoruz (okulda çantasını
taşıma, sınıf kapısına kadar
götürme, yemeğini yedirme vb.) Bu durum bir
sakınca yaratır mı, bunlar
nelerdir?
Çocuğun işini
kolaylaştırmak için, yapması gereken
işleri onun yerine yapmak, işini
kolaylaştırmaktan çok zorlaştırır.
Çünkü çocuğun sorumluluk almayı
öğrenememesine yol açar. Bu da çocuğun
ileriki dönemde, kendi işlerini kendi başına
halledemeyen, hep başkalarının yardımına
ihtiyaç duyan, kendi yeteneklerinin ve becerilerinin
farkında olmayan, kendine güveni yetersiz olan, okul,
iş ve sosyal yaşamda başarısız, pasif bir
birey olmasına neden olabilir. Çocuğun
küçük yaşlardan itibaren, kendi gelişim
düzeyine ve becerilerine uygun olarak düzenlenmiş
olan sorumlulukları alması ve yerine getirmesi çok
önemlidir. Bu nedenle çocuğun yapması gereken
işleri, onun yerine başkasının yapması
hiç doğru değildir.
18- Şiddetin artarak
yaygın hale geldiği ülkemizde bu durumun
azalması için bizlere düşen görevler
nelerdir?
Çocukların
şiddete özendirilmemesi açısından
şiddet içeren yayınların çocuklar
tarafından izlenmesi mümkün olduğunca
engellenmelidir. Bunun yanı sıra, çocuk aile
içinde şiddete maruz kalırsa ya da diğer aile
bireylerinin şiddete maruz kaldığını
görürse şiddete başvurma eğilimi
artmaktadır. Bu nedenle ailelere çok önemli
görev düşmektedir. Şiddetin hiçbir
şekilde kabul edilemeyeceğini çocuğa
öğretecek ve benimsetecek olan ailesidir. Toplum
ailelerden oluştuğuna göre, her aile bu
bilinçle hareket ederse ve çocuklarını bu
anlayışla yetiştirirse şiddet problemi
büyük ölçüde
azalır.
19- Arkadaşları tarafından
dışlanan çocuğumuza anne baba olarak nasıl
yardımcı olabiliriz?
Çocuğun
arkadaşları arasında kabul görmesine engel olan
sorunları araştırmak ve nedenlerini belirlemek
gerekir. Çocuk içedönük olduğu için,
çekingen olduğu için, uyumsuz olduğu için
ya da başka nedenlerden dolayı dışlanıyor
olabilir. Öncelikle bu problemin belirlenip
çözümlenmesi gerekir. Bu konuda aile
çocuğa destek olmalı, onu dinlemeli, onunla
konuşmalıdır, çocuğun problemini
anladığını ve çözmek için
yardımcı olmak istediğini çocuğa
iletmelidir. Arkadaşları arasında sevilen, kabul
gören diğer çocukların özelliklerini
gözleyebilir ve çocuğa bu
davranışları kazanması için
yardımcı olabilirsiniz. Ancak diğer çocuklardan
övgü ile söz edip, kendi çocuğunuzu
onlarla karşılaştırırsanız
çocuğu incitebilirsiniz. Bu nedenle ona
arkadaşları ile uyumlu ilişkiler kurabilmesi
için gerekli olan davranışları
kazanmasında yardımcı olurken, yönlendirme
yapmadan, kendisinin uygun davranışları
bulmasını sağlamanız gerekir. “Sence
arkadaşlarınla uyumlu ilişkiler içinde olman
için neler yapmalısın” gibi onu
düşünmeye sevk eden ifadeler kullanmak uygun olur.
Sorun çözülmezse bir uzmandan yardım
alınabilir.
20- Sınavlara hazırlanan
çocuklarımıza nasıl
yaklaşmalıyız?
Sınava hazırlanan bir çocuğun
yeterince stres altında olduğunu düşünerek
daha fazla strese neden olmamaya özen göstermek gerekir.
Sürekli ders çalışmasını
söylemek, sınavı sık sık hatırlatmak,
çocuktan kapasitesinin üzerinde başarı
beklemek, başarısızlığın kabul
edilemeyeceği mesajını vermek yanlış
davranışlardır. Bunların yerine, ona destek
olmak için, gerçekçi beklentiler oluşturmak,
çocuğun ders çalışabilmesi için uygun
ortamı hazırlamak, kaygısının
azalmasına yardımcı olmak, elinden geleni
yaptığı halde ortaya çıkabilecek bir
başarısızlık durumunun hoş
görüleceğini sözel ve davranışsal
olarak iletmek gerekir. Sınavın olağan bir durum
olduğunu, kendisi gibi binlerce çocuğun bu
sınava gireceğini, biraz kaygı duymanın normal
olduğunu ancak aşırı kaygının
başarısını olumsuz etkileyeceğini
anlamasına yardımcı olmak
gerekir.